Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Anlamaya çalışma kadını yaşa

Giriş Tarihi: 13.10.2013

Bugünün Saraylısı adlı dizi ile ekrana dönmeye hazırlanan Selçuk Yöntem, tecrübeleriyle insan ilişkilerinde geldiği noktayı, aşkı ve kadınları anlattı

Selçuk Yöntem ile tanışıklığımız Uçurum dizisi zamanında yaptığımız bir röportajla başladı. Sonrasında başka işlerde de ara ara karşılaştık. Her karşılaşmamızda iş yaptığı ekipteki herkesi birleştiren, hoş sohbet, uyumlu, dinamik tavrı beni hep etkiledi. Ne zaman Yöntem'le ilgili bir anımı anlatsam, çevremdeki değişik yaş grubundan kadının dikkat kesilmesi de onunla ilgili gözlemlerimden biri. Şimdilerde Selçuk Yöntem, Kudret Sabancı imzalı Bugünün Saraylısı adlı dize ile atv ekranında olacak. Bu vesileyle Selçuk Yöntem algısını sizin de yaşabilmenizi istedim...

- Bir kadın oyuncuya anne rolü geldiğinde bizim bakış açımızda bu 'bitti' demek olur. Bundan sonra başrollere, esas kadın olmaya el sallamak demek... Haksızlık değil mi?
- Her yaşın kendine göre pişkinliği, olgunluğu ve yansıtılması gereken değerleri var. Önce bir genç kızı, kadını oynuyorsunuz, sonra anne rolü geliyor. Tüm değerlerinizi yansıtmaya başlıyorsunuz oyunda. İnsani değerleri neden negatif değerlendirelim ki? İnsan yaş aldığı zaman hayatın bazı değerlerini daha iyi algılayabiliyor, hayatın anlamına daha yaklaşıyor. Meseleye bu açıdan bakıldığında bir zamanlar esas kadın rolü oynayan kişiye anne rolü gelmesi daha kıymetli gözükecektir.

- Erkek için durum tam tersi, dizi veya sinemada erkek yaş aldıkça kıymetleniyor...
- İnsanlar birdenbire yaşına paralel bir rol teklifi aldığında reaksiyon gösterebilir. Ben de zamanında eminim tepki göstermişimdir, 'Nereden çıktı şimdi bu baba rolü, ben baba oynayacak yaşta mıyım?' demişimdir. Ama yaşamın gerçeğini gözardı edemeyiz. Ben bugün baba rollerine terfi ettim, yarın öbür gün dede rolüne de geçiş yapabilirim. Bence bunlar güzel şeyler. Güzel yaşlandıysanız, çok yakışıklı bir dedeyi oynamanın da bir sakıncası olmaz. Ya da hoş bir anneanneyi oynamanın keyfi başka olur. Bence bunun peşinde koşmalıyız. 'Ben yaşlandım. Anneyi, dedeyi, anneanneyi oynuyorum' demenin yaşamla bağdaşır bir tarafı yok.

- Bir kadının sizce en kıymetli olduğu çağ hangisi?
- Kadının her yaşı kıymetli. Çünkü doğurgan, Bu doğurganlığıyla erkeği bütünleyen; hatta üstünde olan bir varlık. Kadının gençliği de, orta yaşı da, yaşlılığı da değerli.

- Erkekler geç mi olgunlaşır?
- Erkekler gençken biraz saftorik olabiliyor kadının aksine. Biz erkekler olgunluğa ve anlamlandırmaya geç başlıyoruz. Kadının artısı burada. Onlar çok daha erken 'anlıyorlar'.

- Güzel kadın mı, akıllı kadın mı?
- Ruhu iyi olan kadın. Çünkü size göre çirkin olan bana göre güzel olabilir.

- Genç kadın mı, olgun kadın mı?
- Ruhu genç kadın. Düşünün çok güzel ve çok genç bir kadın var ama ruhu iyi değil. Bu her şeyine o kadar yansır ki! Onunla yan yana duramazsınız. Çok olgun bir kadın vardır ama öyle bir enerjisi ve ruhu vardır ki yanından ayrılamazsınız.

- Aşkın yaşı var mı?
Aşkın yaşı yoktur. Olması da gerekmez. O zaman aşkın zengiliği kaybolur.

- Evlilik aşkı öldürüyor mu?
- Öldürürrrr...

- Çok içten bir öldürür oldu...
- Aşktan neyi kastettiğimizle ilgili bu. Evlilik rahatlama demektir. Aşk rahat bir şey değil.

DİZİLERDE, OLMAYAN BİR AŞKI SATMIYORUZ
- 'Aşkın bittiği yüzyıl' deniyor yaşadığımız zaman dilimi için, siz de böyle düşünüyor musunuz?
- Aşk bu yüzyılda ölüyor. Ama tam olarak ölmez aşk. Çünkü hâlâ aşk gerçeklerini içinde hisseden insanlar var. Ama yüzyılın gerçeklerine göre davranan karakterlerin çok olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

- Siz oyuncular, senaristler biz izleyicilere, dizilerde, filmlerde olmayan bir aşkı satıyor...
- Senin deyiminle, ben olmayan bir aşkı satmadım bugüne kadar... Olmayan bir aşka seyircinin inanması mümkün değil zaten. Eğer yaptığımız dizi ya da film olumlu reaksiyon aldıysa, o aşkın olma olasılığı vardır ya da olmuştur.

- Ya da olma hayali vardır...
- Zaten insanın hayalini kurduğu bir şeyin gerçek olma ihtimali yüksektir.

- Neden günümüz aşkları eskiye göre kıymetsiz görünüyor?
- Çağ çok hızlı akıyor. Burada bazı akılcı ve menfaatçi yaklaşımlar ilişkileri zedeleyebiliyor.

- Sizden yaşça küçük olanlar, 'Abi bir kız var nasıl davranacağımı bilemiyorum' tavsiyeleri almaya gelir mi?
- Evet, danışırlar bana. Onlarla yaptığım bir çözümleme değil, bir kapıyı aralamak üzerine bir fikir alışverişidir.

- Kızınız gelir mi mesela?
- O daha ziyade annesine gider.

- Size en çok hangi konuda akıl danışılır?
- Kendi arkadaş grubumda her şeyi birbirimize çok danışırız, giyimi kuşamı, işi, gücü... Genç jenerasyon, bana oyunculukla ilgili şeyler sorar, yardım ister. Bir insanın hayat karmasını; başlangıç, gelişim ve sonucu bilemeyiz. Bir noktadan sonra kararını kendi vermesi gerekir.

- Kendinize başkalarının gözünden baktığınızda ne görürsünüz?
- Kendime karşı sürekli eleştirel bir tavrım vardır. Bunu karşımdakinin vurgulamasını, değerlendirmesini isterim, şüpheci yaklaşırım hep. Çünkü şüpheci yaklaşmazsanız yanlış bir tavra girebilirsiniz. 'Ben her şeyi yaptım, çözdüm' gibi bir tavrım yok.

- Pohpohlanmaktan hoşlanmıyorsunuz yani..
- Hayır, katiyen. Çünkü o işin en kolay tarafı. Gerçek eleştiriyle, eleştiri yapmış olmak için yapılan eleştirinin ayrımına da çok iyi varırım.

- Sizi en sert kim eleştirir?
- Kızım Iraz. Onu çok dikkate alırım. Ama onun da göremediği bir takım şeyleri söylerim ve o eleştirinin dengesini bulurum. Beni oyunculuğumla ilgili de eleştirir kızım.

- Ne kadar demokratsınız...
- Sokaktaki birinin bile eleştirisini dikkate alırken, kızımınkini niye almayayım?

HER YAŞTAN KADININ İLGİSİNİ ÇEKMEK BENİ ÇOK MUTLU EDİYOR
- Yaş almak bir erkeği ürkütür mü?
- Bende yaş algısı yok. Konservatuarda nasıl giyiniyorsam, hâlâ öyle giyiniyorum. Oradaki beden ölçümdeyim. İnsanlar hatırlatıyor bana yaşımı. Nasıl hissediyorsanız inanın o yaştasınız ve o enerjidesiniz.

- Siz kaç hissediyorsunuz?
- Ben ruh olarak konservatuardan mezun olduğum zamandayım. Tanrı bana bunu kaybettirmesin. Ben her şeye yeni başlıyormuş hevesiyle yaşıyorum, bunu kaybedersem çöküntü başlar.

- İnsanlar çıldırmış gibi gençlik takıntısı içinde... Sizde de var mı?
- Evet böyle bir takıntı var. Ben böyle değilim. Bu kaçınılmaz bir sonuç amaher yaşın değerini iyi anlamak lazım. Tabii ki kendine özen göstereceksin, kırışıklar, halsizlikler insanın sinirini bozuyor. Kendimize bakabildiğimiz kadar bakacağız. Ama önünde sonunda öleceğiz... Bu etkileri azaltıp, öyle yaşamak önemli.

- Şu da güzel bir his olmalı: Size hayran 30'larında, 40'larında, 50'lerinde, 60'larında kadınlar var. Skala geniş...
- Bu beni çok mutlu kılıyor. Nereden çıktı bilmiyorum ama bu durumdan çok mutlu olduğumu itiraf etmem gerekiyor. Beni bu beğeni de canlı tutuyor.

- Sizin durumunuzda bir kadın olsa, bu kadar geniş yaş grubunda erkeğin ilgisini çekemez...
- Yanılıyorsun Sonat. Sharon Stone, Susan Sarandon gibi kadınlar da böyle...

- Türk kadınlarında bir sorun var yani...
- Bir noktadan sonra kendinizi bırakıyorsunuz. Yeni jenerasyon öyle değilmiş gibi görünüyor ama Türk geleneğinde belli bir yaşa geldikten sonra kadının kendini salma eğilimi var. Bunu yapmayan, o dirilikte devam ediyor.

- Uzaktan yani bir dizi karakteri olarak karizmatik bir adamsınız. Bu sadece bir yanılsama olabilir mi yani evde pijamalı elinde kumanda olan bir adam mısınız?
- Hiç sevmem öyle adamları ve durumları. Beni kimse pijama-terlikle göremez. Kendi kendime kaldığım zamanlar bana özel ama orada bile kendimi bırakan bir insan değilim. Bunun için bir çaba sarf etmiyorum, ben böyleyim. Evde arkadaşlarıyla bile olsa insan kendine özen göstermeli.

- Gazeteci olsanız kiminle röportaj yapmak isterdiniz?
- The Beatles grubuyla yapmayı çok isterdim.

KUDRET SABANCI İLE ÇALIŞMAYI HEP İSTEMİŞTİM
- Yeni dizinizden söz edebilir miyiz?
- Bugünün Saraylısı bir uyarlama değil, esinlenilen bir proje. Bunun altını iyi çizmek lazım. Bir ilişkiler zinciri anlatılıyor. İki köklü ailenin yaşamından kesitler var. Tabii ki Türk edebiyatında çok önemli bir yeri var bu eserin ama biz esinlenmeyle başka bir boyut getirmeye çalıştık.

- Kudret Sabancı yönetmen...
- Kudret'le hep çalışmak istiyordum. Çok sistemli çalışan, işin dramaturjisini iyi değerlendiren bir yönetmen. Daha önceki işlerini de çok beğenerek işlemiştim.

- Sizin karakterinizden de söz edelim istiyorum...
- Ata çok başarılı bir işadamı. İşler biraz kötüye gidince yaşamında bazı özverilerde bulunmaya başlıyor. Geçmişinde yaşadığı bazı önemli olaylar var. Dizi bunların çatışmasını değerlendiriyor. İyi niyetinden dolayı sıkıntılar yaşayan bir adam.

AKIL HERKESTE VAR, ZOR BULUNAN ŞEY ZEKA, BULUNCA KAÇIRMA
- Para-güç-konum kadınları çekiyor mu?
- Bunu her kadına mal etmek doğru değil. Bence kadını anlamak için çaba göstermeye gerek yok. Çünkü bir kadını anlamak bir erkek için çok zor. Anı kadınla yaşamak, değerlendirmek, anında reaksiyonları vermek önemli. Erkekler bir kadını algıyabilecek yeteneğe sahip değil.

- Sizin bir kadını anlamaya yakın bir zaman yaşadınız mı hiç?
- Yok maalesef. Zaten onun da bir formülü yok. Zamanı gelenin de olduğunu sanmıyorum. Kadını anlamak gerekmiyor yaşamak gerekiyor.

- Kadınlar erkeklere göre daha mı akıllı?
- Akıl derseniz farklı şeyler söylerim. Akılda duygu yoktur ama zekada duygu vardır. Onun için akıl benim için geçerli bir ölçüt değil, zeka ise benim için değerli bir ölçüt. Herkeste akıl var ama herkes zeki değil.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Anlamaya çalışma kadını yaşa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz