X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hepimiz futbol yorumcusuyuz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hepimiz futbol yorumcusuyuz

  • Giriş Tarihi: 13.10.2013

Hazır milli maç arasındayken yeni mesleğiniz için hazır mısınız? Fazla değil, sadece son satıra kadar okursanız siz de artık bir futbol yorumcusu olabilirsiniz. Şimdi söyleyin: 4-4-2 mi, 4-3-3 mi yoksa 4-2-3-1 mi?

Futbolu seviyorsan biliyorsundur. Güzel ve basit olan tarafı da budur zaten. Herkes anlar bu oyundan. Anlaşılmayan tarafları da yok değildir elbette. Mesela çeyrek asır önce bir maçta yapılan iki değişiklik. Galatasaray, Ali Sami Yen'de taraftarının desteği ile PSV karşısında ilk yarıyı 2-0 önde kapatır. Mustafa Denizli, 64. dakikada Prekazi ve Kovaceviç'i oyundan alır ve yerlerine Savaş Koç ile İlyas Tüfekçi'yi sahaya sürer ve takımı kontak kapatır. "Kapısından her girdiğimde, bir teknik adamın olduğu stadyumdan maç sonunda 30 bin teknik adamla çıkardım" diyen Mustafa Denizli de kendince haklıdır o gün; "Prekazi neden çıktı?" diye birbirine sorarak Mecidiyeköy'den evlerinin yolunu tutanlar da... İşte bu anlaşmazlığın tam orta yerine futbol yorumcuları oturur ve kimin haklı olduğu konusunda son kararı verir. O zaman buyurun ben size içeriden bildireyim. Adını 'futbol yorumculuğuna giriş' koyalım isterseniz bundan sonraki satırların. Bakın bu klişelerle futbol yorumcusu olunur -kimler olmuyor kiama kalınır mı onu bilmiyorum işte...

KALECİNİN YAN TOPLARI ZAYIF
Yeni transfer edilen kaleciyi daha önce izlemediyseniz buyurun, en geçer yorum budur. Kanat ortalarından yüksek topa her çıkmadığında siz haklı çıkarsınız. Elleri küçük, çizgi kalecisi, çok hantal ile de kaleci yorumunuzu zenginleştirebilirsiniz. Bir de "Tek başına maç almalı kaleci" var ki, onu sık kullanmayın.

BEKLER GERİ DÖNMÜYOR
Futbol sahasının iki kanadında gidip gelmekten fenalık geçiren bekleri üzmek için gerekli üç kelime budur. 70 metre gidip rakip sahada takım arkadaşı topu kaptırınca gerisin geriye depar atmak zorunda kalan beki düşünen yok tabii... "Stoper kademesine girmiyorlar, orta yapmayı bilmiyorlar, oyun bilgisi zayıf, ikiye bir yapmıyor" da bekler için bonus.

İKİ STOPERİN ARASINA ATILAN TOP
Jean Paul Sartre "Futbolda her şey rakibin varlığıyla çetrefilleşir" demiş ama dinleyen kim? Rakip bu, elbette ki atacak topu iki stoperin arasına, ki santrfor son vuruşu yapsın. Eni 50 metre sahada iki stoperin arasından zaten top geçmeyecekse nerede kaldı alan savunması. "Kornerde adamını kaçırdı, santrforun arkasında kaldın mı yedirirsin golü, ya da çok ağır, ayağı düzgün değil, bir Popescu hiç değil" de öldürücü yorum replikleridir.

TEK Mİ YOKSA ÇİFT ÖN LİBERO MU?
Modern futbolun en büyük açmazı. Önce savunmayı sağlama alacaksın diyenlerin ilacı. Maç kaybedilirse, çift ön libero ile oynadı, hücumu düşünmedi ile teknik adamın alnını nişan alınabilir. Tek ön liberoyla oynayıp kaybederse de aynı yorumu yapın, bu sefer "Savunmayı düşünmedi" diyerek sonunu değiştirin.

X İLE Y BİR ARADA OYNAMAZ
Sergen Yalçın ile Tümer Metin'in özne olduğu bir cümle mi kurmak istiyorsunuz devamı işte budur. "Benzer oyun karakterine sahip oyuncular bir arada oynamaz" ile polemik yaratmak geçer akçedir. 'Bir ipte iki cambaz' oynamaz ile konu derinleştirilebilir. Aslına bakarsınız, bal gibi de beraber oynarlar böyle usta topçular, oynadılar da...

TEK SANTRFOR MU ÇİFT SANTRFOR MU?
Bir futbol yorumcusunun maç izlemeden de kullanabileceği en vurucu cümle. Tek forvet sahaya çıkan ve kaybeden için "Korkak teknik adam, tek santrfor oynadı, ondan kaybetti" dersin. Çift santrfor çıkıp kaybeden için de "Savunmayı unutup rakip sahaya iki forvet yollarsan olacağı bu" der ve kameraya emin bir bakış fırlatırsın. Öne geçtiği maçta "Çift forvetini teke dönmedi"; geriye düştüğü maçta "Tek forvetini ikilemedi" de her zaman iş yapar. Nasıl olsa "İki forvetle atamadı, neden 3-4 forvet demedin" diyen yoktur...

XAVI-INIESTA GİBİ OYUNUN İKİ YÖNÜNÜ DE OYNAMAK
Orta saha oyuncularını hayata küstüren talep. Gönül ister ki her takımda bir Xavi- Iniesta ikilisi olsun, ama yok işte. Hem savunma yapacaklar, rakibe geçit vermeyecekler, hem de rakip sahada adam eksiltip, asist yapacak ya da gol atacaklar. İnsafsızlıktır ama işler yolunda gitmediğinde bir orta saha oyuncusu hedef alınıp "Oyunu tek yönlü oynuyor" ile rahatlıkla ipi çekilebilir.

İLK 20 DAKİKA ÖNEMLİ
İşte Avrupa Kupası maçları öncesinde yorumun nefes kesen açılış cümlesi. Millet olarak pek mi rahatızdır bilinmez ama rehavetle maça çıktığımız kabul edilir ve ilk 20 dakika yenilebilecek golün hezimeti getireceği vurgulanır. "Aman ilk 20 dakikaya dikkat, rakibin hızını kesmemiz lazım." Ya kalan 70 dakika? Oysa ki hezimete uğradığımız maçların aslında önemli olan dakikaları ikinci yarının son 30'udur. Rakip biz kepenkleri indirdikten sonra farka koşar.

DURAN TOPLARA DİKKAT İŞTE
Türk futbolunun katili. Rakip kim olursa olsun, maç öncesi mutlaka bu konu açılmalı. Serbest vuruşlarda adam savunması mı alan savunması; ortalanan topa mı bakacağız yoksa rakibi mi kollayacağız sorunsalı... Duran top bu, gol olur bazen... Olduğunda da "Ben dememiş miydim" der, pası diğer yorumculara atarsınız... Sizde biliyorsunuz bu klişelerin sonu gelmez. O zaman size iyi pazarlar, haftaya program öncesinde makyaj odasında görüşmek üzere. (!)

HAKAN ŞÜKÜR MODELİ SANTRFOR
Yıllar önce bir televizyon programında memleket futbolunun muteber golcülerinden Hasan Vezir'e gazeteci Faik Çetiner sorar: "Hasan, sen de Hakan Şükür tipinde santrfordun değil mi?" Hasan cevap öncesi kilitlenir ve "Evet ağabey" der. Sorun şudur ki Hasan Vezir, Hasan Vezir iken daha Hakan Şükür'ü tanıyan yoktur. Hakan gibi gol atacak, rakibe pres yapacak, kafa toplarını takım arkadaşlarınıza indirecek, çok koşacak, kısaca hikayenin sonunda kral olacaksınız. Olmayanlar için replik ceptedir: "Hakan gibi oynamalı ama oynayamıyor." Soran yok tabii: "Nasıl oynasın?"