X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bana kahramanını söyle!..
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bana kahramanını söyle!..

  • Giriş Tarihi: 10.11.2013

Nazi askeriyken esir düşen, savaştan sonra Manchester City kalesine geçip milyonlarca İngiliz'in kahramanı olan Trautmann'ın hikayesine bakınca, insan sormadan edemiyor: Bu ülkenin kahramanlarının torunları birbirine nasıl böyle öfke kusabiliyor?

Milyonlarca Alman genci gibi Bernhard Trautmann için de başka seçenek yoktu o yıllarda. Hitler gençliğinin bir parçasıydı ve 'üstün ırk'ın zaferi için 2. Dünya Savaşı'nda orduya yazıldı 16'sında. Doğu cephesinde verdiği hizmetlerin karşılığında beş madalya kazandı. Ama uğruna savaştığı ideallerin ne denli hastalıklı olduğunu daha cephedeyken anlamıştı. 1000 kişilik birliğinden sadece 90 kişi sağ kaldı. Savaşın bitimiyle tutsak düştü, İngiltere'ye yollandı.

ÜLKEYİ DEĞİL GÖNÜLLERİ FETHETTİ
Kampta diğer esirlerle birlikte maçlara çıkmaya başladı. Hayatının dönüm noktası ise orta saha oynadığı bir maçta sakatlanması oldu. Kaleye geçmek için attığı her adımın aslında onu 'kahramanlığa' yaklaştırdığından habersizdi. Üç yıl sonra tahliye edildi. Anavatanında kendisine ait hiçbir şey yoktu artık. Ada'da kaldı. St Helens Town diye küçük bir takımla anlaştı. Üç direğin arasında öylesine devleşti ki namı hızla yayıldı. Ve bir yıl sonra Manchester City'ye imza attı. Hayatındaki ikinci cephe de işte böyle açıldı. Zira daha birkaç yıl öncesine kadar evlatlarına ölüm saçan bir Nazi askerini kabullenemiyordu taraftarlar. Kıyamet koptu, 20 bin kişi protesto için sokaklara döküldü. Maçları boykot ettiler, sezonluk biletleri iade ettiler. Bernhard ise her maç tribünlerden yükselen hakaretlere kulağını tıkayıp işini yaptı. Yaptığı kurtarışlar, takımına yaşattığı zaferler ve beyefendi duruşu, kini hayranlığa dönüştürdü. 1956'daki kupa finali ise adını futbol efsanelerinin arasına yazdırdı. Bitime 17 dakika kala boynuna darbe aldı. Farkında değildi ama boynu kırılmıştı. O halde devam etti maça. City kupayı kaldırırken, daha düne kadar ona hakaret yağdıranlar çılgınca alkışlıyor, kahraman ilan ediyordu. Sadece kalecilik hünerleri değil, duruşu ve pes etmeyen karakteriyle bu unvanı belki de herkesten çok hak ediyordu. City formasıyla 545 maça çıktı emekli olduğu 1964'e kadar... İngilizler adını kısaltıp ona Bert diyordu. 100 kişilik İngiliz Futbol Efsaneleri listesine giren beş yabancıdan biri oldu. Kulüp müzesine heykeli dikildi. Alman-İngiliz ilişkilerine katkısı nedeniyle 2004'te Kraliyet Madalyası'nı verirken Kraliçe ona "Boynun hâlâ ağrıyor mu?" diye takılıyordu. Gerçekten de 50 yıl sonra bile ani bir harekette boynunun ağrıdığını söylüyordu. Geçen yaz 89 yaşında ölene kadar, kurduğu vakıfta Alman ve İngiliz gençlerine futbol öğretti. Bert'in hayatı o cepheden bu cepheye savaşarak geçti. Önce Alman üniformasıyla düşman ordusuna, sonra Manchester City formasıyla nefrete karşı çarpıştı... İngilizler'in ülkesini değil, gönüllerini fethetti. Büyük oğlu kazada öldü. Evlat acısıyla savaştı. Önce savaşta, sonra barışta madalyalar kazandı. Belki hiç Alman Milli Takımı'na çağrılmadı ama iki millet için de bir efsane olmayı başardı.

ÇUBUKLU VE PARÇALININ KAHRAMANLARI
Bugün derbi günü... Fenerbahçe ve Galatasaray 100 küsür yıllık rekabette bir sayfa daha açıyor. 'Çubuklu ve parçalı' da onlarca kahraman çıkardı tarih boyu. Ve dünyanın bir köşesinde insanlar, karşı cephede kendilerine ölüm yağdıran bir adamın heykelini dikip ona kahraman payesi verirken, bu topraklarda aynı cephede omuz omuza savaşmış insanların torunları yıllardır yeşil sahaya nefret tohumları ekiyor. Babalar, oğullar, kardeşler, sevgililer dahi birbirine tahammül edemiyor, yan yana maç dahi seyredemiyor. Oysa bizim kahramanlarımızı savaş alanında aramamıza gerek yok. Lefter, Metin Oktay'ın, Metin de jübilesinde forma değiştirdiği Sinyor'un kahramanı... O tarihi yazanların kimi yanı başımızda, kimi de yukarıda bir yerlerde. Ve kulak kesilirseniz duyarsınız, aynı şeyi söylüyor hepsi de: Fenerbahçe'nin kahramanı Galatasaray'dır, Galatasaray'ın kahramanı da Fenerbahçe...