X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Küba'dan Türk sineması geçti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Küba'dan Türk sineması geçti

  • Giriş Tarihi: 10.11.2013

Kültür Bakanlığı desteğiyle, TÜRSAK tarafından Havana'da düzenlenen Türk Filmleri Festivali'ne sadece Pazar SABAH davetliydi

Küba'nın başkenti Havana'da ikincisi düzenlenen Türk Filmleri Festivali'nin temelleri, bundan tam 10 ay önce, Budapeşte'de bir Ortaçağ restoranında atıldı. Şöyle ki; Budapeşte'te düzenlenen Türk Filmleri Festivali'ne katılan Selçuk Yöntem; tüm oyuncuların, yönetmenlerin ve benim de olduğum o yemek masasında şöyle demişti: "Bundan sonra Türk sinemasını Küba'ya götürmeliyiz." Bu, masada oturanlar için, kurulması hoş bir seyahat hayali olarak kaldı. Sanırım masadaki kimse gerçekleşebileceğine ihtimal vermedi. Bir kişi hariç! TÜRSAK (Türkiye Sinema ve Audiovisual Kültür) Başkanı Engin Yiğitgil, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle 2. Havana Türk Filmleri Festivali'ni organize etti. Festivali izlemek için davet aldığımda müthiş heyecanlandım. Bolca kıskanıldım.

BENİ GÜZEL BULMUYORLAR

Ünlü oyuncular Selçuk Yöntem, Nihal Yalçın, yönetmenler Murat Şeker, Mahmut Fazıl Çoşkun ve Reis Çelik, senarist ve oyuncu Ercan Kesal, TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil ve vakfın festival koordinatörü Esra Even ile Paris aktarmalı uzun bir uçuşun ardından ulaştığımız Havana'da, 1.5 saat süren pasaport kontrolünün sıkıcılığı dışında harika zaman geçirdik. Ekip olarak God Father 2 filminin çekildiği National Hotel'de kalmamız bizi hemen Küba havasına soktu desem abartmış olmam. Müzik, puro ve eski Amerikan arabaları cenneti Küba'da ilk günden hayatın içine karıştık... Festivalin açılışı 25 Ekim'de, şehrin en önemli merkezlerinden Vedado'da Cine Riviera sinemasında gerçekleşti. Küba Kültür Sanat Enstitüsü ICAIC yetkilileri, Havana Türk Büyükelçisi Hasan Servet Öktem'in katılımıyla gerçekleşen açılış kokteylinde Yöntem, beyaz ceketiyle Küba'ya en uygun giyinen kişiydi. Nihal Yalçın'sa gösterim öncesi sahnede "Beni Türkiye'de pek güzel bulmuyorlar burada kendimi çok iyi hissettim, sanırım Küba'ya yerleşeceğim" diyerek salonu kahkahaya boğdu. Ercan Kesal, sohbetimiz esnasında sinemanın evrenselliğini Havana'da bir kez daha yaşayarak tecrübe ettiğimizi anlattı: "Diyelim ki, Santa Clara'da bir barda çalışmış bir salsacının gözden düşerek hissettiği duygu ile bir Yozgatlı arasında bir fark yok. Sinemanın evrenselliği burada. Görüntünün gücünü insanın evrensel duygularıyla buluşturan bir sanat sinema. Sinema seyircisinin, filmle kurduğu ilişki telepatik bir duruma benziyor. İki saat boyunca karşınızdaki görüntüyle kendi hayatınızı yüzleştiriyorsunuz. Işıklar açıldığında o salondan başka biri olarak çıkıyorsunuz. Kübalı da, Fransız da, biz de böyle yaşıyoruz"