X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hayallerine sığmayan kahraman
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayallerine sığmayan kahraman

  • Giriş Tarihi: 24.11.2013

İbrahimoviçli İsveç'i üç golle alt eden, rekorlara doymayan Ronaldo, spor arabalardan, çapkınlıktan ya da sınırsız bir egodan ibaret değil. O, aynı zaman hayalleri için sürekli çalışan, kırılmaz iradesiyle zirveye tırmanan bir kahraman

Henüz 18 yaşında Manchester United formasını ilk giydiğinde, kırmızı forma bol geliyor, üzerinden dökülüyordu. Şimdiki o ürküten bakışların, duvar gibi kasların yerinde potansiyelli ama şaşkınlığı yüzünden belli bir genç adam vardı. Sporting Lizbon'un 'Kırmızı Şeytanlar'la oynadığı maçta sadece efsane menajer Ferguson'u değil rakip oyuncuları da büyülemişti. Onlar da hocalarının kapısını çalıp, "Bu çocuğu kaçırma" demişti. Manchester'da, o yetenekli gencin hamurunu yoğuran görünmez kahramanlardan antrenör Rene Meulensteen, karşısında, kendini kanıtlamak için sürekli sansasyoneli kovalayan, sıradan gol atmayı hakaret sayan bir adam buldu. İşe, Cristiano Ronaldo'nun kafasını değiştirmekle başladı. "Mucize gol arama, bütün goller eşittir" dedi. Rakiplere psikolojik baskı kurmanın sırrını verdi: "En sert faulden sonra bile buz gibi kal! Kalk ve devam et! Rakiplerin seni öyle görünce, 'Başka ne yapabilirim ki?' desin, çaresiz hissetsin. Sana faul yapmayı bıraktıkları gün seni durdurmanın yolunu bulmuşlar demektir, asıl bundan korkmalısın."

CR UYFF'U, PELE 'Yİ EZBERLEDİ
Rakipten hatta toptan daha hızlı düşünmeyi öğretti. Kalenin dört köşesine dört ayrı renk verdi. Ronaldo sırtı kaleye dönükken topu vuracağı köşenin rengini önceden söylüyordu. Hollandalı efsane Cruyff'un, kendisine vurmak için gelen oyunculardan nasıl kurtulduğunu seyrettirdi. Muhammed Ali ve Pele'nin sözlerini ezberletti. Ronaldo da hocasını dinledi, formülünü yeniledi. Tempolu, bol temaslı İngiliz liginde geçirdiği beş sene Ronaldo'yu geliştirip güçlendirdi. Ferguson'un "Bu kulübün efsaneleri hep bu formayı giydi" diyerek teslim ettiği yedi numara, yıldız statüsü için verilmiş ilk diplomaydı. Ve star adayı olarak girdiği Manchester'in kapısından beş sene sonra 'CR7' markası olarak çıktı. O artık bir futbol fenomeni... Hafta içinde İbrahimoviçli İsveç'e deplasmanda attığı üç golle Portekiz'i Dünya Kupası'na taşıdı. Üst düzey liglerde ardarda iki sezon 40 gol barajını aşan ilk Avrupalı... 2013'te attığı gol sayısı 66... 2008'den beri formasını giydiği Real Madrid tarihinin en yüksek gol ortalamasına sahip yıldızı... Yalnızca çok güçlü ya da çok hızlı olmak değil onun sırrı. Aynı zamanda takımına, kazanma içgüdüsü, kazanma ruhu aşılaması.

BEYNİYLE GÖREN ADAM
İki yıl önce bilim adamları ondaki Süpermen'e taş çıkartan yetenekleri test etmeye karar verdi. Orta yapıldığı anda ışığı kapattılar. Ronaldo karanlıkta da ıskalamadı. Zira orta yapanın vücut açısından ve topa vuruş şeklinden topun nereye gideceğini, sadece en üst düzey sporculara has bir özellikle 'beyniyle' görebiliyordu. Sonra göz hareketlerini kaydeden bir cihaz takıp topu beş dakika boyunca rakip oyuncudan saklamasını istediler. Kayıtlara bakınca gördüler ki, hep karşısındakinin vücut şekline ve çevresindeki alanlara bakıyor. Topa ya da rakibin ayağına değil... Beyni, alan, zaman, rakip ve top gibi referans noktalarından gelen verileri anında işleyip ayaklarına komut gönderiyor. Fakat tüm bu rekorlara, gelişime, insanüstü becerilere rağmen onu antipatik buluyor hâlâ bazıları. Sebep belki egosu, belki de kibir kokan tavırları. Ya da kendi deyimiyle tek sebep "Çok iyi olması..." Ancak ne olursa olsun Ronaldo, trilyonluk spor arabalardan, gezip tozduğu güzel kadınlardan, bir imaj harikasından ya da kimilerinin lanse ettiği gibi 'şımarık bir ikoncan'dan çok daha fazlası... Fakir bir Portekizli ailenin, alkol sorunu olan bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Beslenmesinden uykusuna ve idmanına kadar tüm hayatını hayalleri için kurguladı, dur durak bilmeden çalışarak zirveye yükseldi. Paramparça olan arabadan şans eseri sağ çıktı, soluğu yine antrenmanda aldı.

BİRAZ ROCKY BİRAZ GAZZELİ ÇOCUK
Dersini hep çok iyi çalıştı. Kendini sürekli geliştirdi. "Benim için tek başarı en iyi olmak" dedi, amacı için nefes almadan çalıştı. Tam bir devamlılık simgesi... Sakatlanmıyor, yorulmuyor, itiyorlar çekiyorlar ama düşmüyor. Tükenmeyen ciğerleri, heykel gibi fiziği, saniyede 31 metre kat eden frikikleri için her gün iki-üç saat ekstra çalışma yapıyor. Ruhu da çok kuvvetli, baskı ve stres onu yıldırmıyor. Mourinho ondaki tutkuyu "Çalıştığım en iyi profesyonel" diye tanımlamıştı. Hayatını alkole teslim eden Manchester United efsanesi George Best ise şöyle anlatmıştı Portekizli'ye hayranlığını: "Yıllarca birileri için geleceğin George Best'i dediler. Ama ilk kez birinin bana benzetilmesini iltifat sayıyorum..." Herkesin bir kahramanı vardır, ilham veren... Ve sevin ya da sevmeyin CR7 de bir kahraman. Varoşlarda hayata tutunmaya çalışırken, çıplak elle etleri döverek zirveye tırmanan Rocky'dir biraz Ronaldo... Kortlarda en büyük baskı altında bile renk vermeyen buz adam Borg'un iradesidir... Bir Olimpiyat'a sekiz altın sığdırmak için yedi gün 24 saat soluksuz çalışan Phelps'in havuza vurduğu her bir kulaçtır... Sığınakta bombaların sesini dinlerken, forma değiştirmek isteyen İsrailli oyuncuya "Ben katillere formamı vermem" diyen Ronaldo'yu düşünüp ileride Ronaldo olma hayalleri kuran Gazzeli çocuktur. Güçtür, iradedir, meydan okumadır Ronaldo. Yeteneklerine ihanet etmemek, hayalleri uğruna savaşmaktır. Zaten kahraman dediğin hayalleri uğruna savaşanların adıdır.