X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Modanın çıkanları ve sıkanları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Modanın çıkanları ve sıkanları

  • Giriş Tarihi: 24.11.2013

Yıldırım Mayruk'un ustalığı, patronu için giysi kuyruğuna giren şoförler ve bıyıklı mankenler...

Geride bıraktığımız hafta, Türkiye'ye el işçiliğini ve haute couture adı verilen kişiye özel dikimin inceliklerini öğreten Yıldırım Mayruk'un defilesi yapıldı bir otelin balo salonunda. Balo salonu ve Yıldırım Mayruk'un yanına bir de izleyici olarak Bülent Ersoy ile Türkan Şoray eklenince bindik zaman makinesine, döndük 40 yıl öncesine. Gerçi bu makinede pek kalabalık değildik, çünkü defileyi izleyen çoğunluk zaten o dönemde yaşamaya devam ediyor, sunulan koleksiyondan bağımsız podyumda yürüyen tüm modelleri emeklerinin karşılığı olarak alkışlıyordu. Her ne kadar bu alkışlar tatlı bir dokunuş olsa da defilede hiç alışmadığım nahoş bir durum daha yaşandı! Ne gariptir ki sunulan hiçbir üründe ne bir dikiş hatası, ne de potluk vardı! Bizler Türkiye'de ödül törenlerinde giyen ünlünün üzerinde parçalanan elbiselere, podyumdaki 0 beden modeli bile şişman gösteren kesimlere, dikişleri sebebiyle insanın etini kesen kumaşlara alışkınken, oldu mu sayın Mayruk? Sizin yaptığınız elbise ise bizlerin değerlendirmeye çalıştıklarımız neydi?

Bir şoför niye kıyafet kuyruğuna girer!

Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki izdihama bakıp da içerideki herkesi moda meraklısı sanmayın. İsabel Marant'ın H&M için hazırladığı koleksiyonun satışa çıktığı gün, mağazaya akın edenler arasında iki tip insan vardı. Bunlardan biri değerli bir tasarımcının kıyafetlerine uygun fiyata sahip olmak isteyenler, diğeri de modayla uzaktan yakından ilişiği bulunmayan başka bir kalabalıktı. Söylendiğine göre, sabahın erken saatlerinde bileklik sistemiyle satış yapılması için oluşturulan sıraya giren ve hayatında İsabel Marant'ın adını bile duymayan bu yeni grup, işverenleri tarafından koleksiyonun tamamını satın almakla görevlendirilmiş şoförler, yardımcılar, asistanlardan oluşuyordu. Kapılar açılınca moda canavarları kadar olmasa da güçlerinin yettiği panterlikle onlar da sınırlı sayıda üretilen kıyafetlere saldırdı. Sonra mı? Yine rivayetlere göre evde bekleyen işveren, izdihama takılmadan evinin rahatlığında koleksiyonu deneyip, beğenmediklerini ertesi gün iade etti. Bu nedenle satışa çıktığı ilk gün tükenmesi beklenen koleksiyonun en hit parçaları bir sonraki gün mağazada yeniden yerlerini aldı. Tüm bunların ışığında benim aklıma tek bir soru geldi: Be kadın, madem parayla pulla işin yok, sen neden Isabel Marant'ın kendi koleksiyonundan istediğini almıyorsun? Bırak bu uygun fiyatlı alternatifleri, modayla yatıp kalkan gençler giysin.

'Kıl-tüy' dediğin nedir?

Bizler epilasyonla filan uğraşırken bazı insanlar bu kıl tüy işlerini çoktan geride bıraktı. Bu ayki moda dergilerine giren Chanel'in 'cruise' koleksiyonunun reklam kampanyasında bıyıklı kadın modeller var. Karl Lagerfeld gibi mükemmeliyetçiliğin dibini yaşayan birinin bıyıklı model kullanmasının sebebi ne olabilir? Lagerfeld konuyla ilgili sessizliğini koruyor ama dedikodular kaytan bıyığın, bir iddiaya göre Coco Chanel'in sevgilisi olan Salvador Dali'ye gönderme yaptığını fısıldıyor.