Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Estetikle nasıl başa çıkacağız?

Giriş Tarihi: 1.12.2013
Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yeni açılan ve türünün en güzel örneklerinden biri olan çok markalı bir mağazada cilt bakımı yaptırdım. Markalardan birinin altın tozuyla ürettiğini iddia ettiği yeni serum, krem vesairenin uygulandığı yarım saatlik cilt bakımı seansında yaşlanma ve yaş almayla ilgili bazı gerçeklerle ilk defa tanıştım. Cildime bakım yapan uzman, gözlerimle kaşlarımın arasındaki bölümün ve elmacık kemiklerimin aşağıya kaymaya başladığının müjdesini verdi! Uzmanın dediğine göre, neyse ki bu yeni bakım kürü vardı. Bunlardan birer kutu kullanırsam elmacık kemiklerim ve göz üstlerim 'hop' diye yukarıya kalkacaktı. Şanslıydım ki çene kemiklerimde, boyun bölgemde, dekoltemde ve ağız çevremde tehlike çanları henüz çalmaya başlamamıştı. Yıllardır en ucuz ürün ile en fahiş fiyatlı akranının cilde etkisi arasında çok da bir fark olmadığını kanıtlayan araştırmalar hakkında yazı yazıp dursam da altın tozu, bakım ve yaşlanma kelimeleri bir araya gelince kremlere olan ilgimin arttığını itiraf etmek zorundayım.

SARKIYORMUŞUM, NE OLACAK?
Lafı uzatmayayım, yarım saat boyunca bu mucize ürünü dinledikten sonra konu kremlerin fiyatına geldi. Gençliğinin geri verilmesi vaat edilen bir kadının savurganlığıyla kredi kartımı kullanmaya hazır olduğum bu noktada duyduğum rakamla ilgili bir sıfat bulmakta zorlanıyorum. Bu kremlerin fiyatı, birilerinin çocuklarının okul parasından, birilerinin tüm ev harcamalarından, benimse bir ayda kazandığımdan daha fazlaydı! "Birkaç bölgem gözünü aşağıya dikiyormuş, ne olacak!" diye düşünerek, bir yandan da olayın absürtlüğüne tebessüm ederek mağazadan ayrıldım. Peki aradan bir 10 sene geçtikten sonra, ben bu gibi konulara aynı vurdumduymaz tepkileri gösteremediğimde ne olacak? Bu soruları kendime sorarken karşıma iki fotoğraf çıktı. Biri, reklam yüzü olduğu Jimmy Choo markasıyla dergilerde yer almaya başladığında; kadından anladığını iddia eden bir Türk gazetecinin "Kadın duygum yine uyandı" diyerek hakkında çarşaf çarşaf yazı yazdığı 46'lık Nicole Kidman. Diğeri ise bugün 55 yaşında olan Michelle Pfeiffer. Kişisel beğenileri bir kenara bırakırsak, bu iki kadın kendi dönemlerinin en iddialı, en seksi, en çekici oyuncuları arasındaydı. Amerikan sinemasında 'yüz güzelliği' denince de akla gelen ilk isimler oldular hep. Aslında bu noktada fazla konuşmaya gerek yok, fotoğraflar söylemek istediğim her şeyi anlatıyor. Nicole Kidman, elindekileri kaybetmemek için paniğe kapılan, bir zaman sonra iade etmesi gereken 'en güzel' gibi sıfatları vermemek için bir anlamda şeytanla işbirliği yapmış ve kaybetmiş bir kadın. Kendisinden dokuz yaş büyük olan Michelle Pfeiffer ise "Yaşlanmak tabii ki korkutucu. Ama bir o kadar da rahatlatıcı. Artık hiçbir şeyin 'en'i olmak zorunda değilim" diyen, kırışığı, buruşuğuyla çok güzel yaş almış bir kadın. Böyle düşününce bahsini ettiğim kremleri 10 sene sonra da kullanacağımı sanmıyorum, bana süpermarket raflarındaki nemlendiriciler yetiyor. Estetik konusunda ise açgözlü olmamaya söz veriyorum!
ARKADAŞINA GÖNDER
Estetikle nasıl başa çıkacağız?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz