X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çağı anlamak için gençlerle beraber olmalıyım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çağı anlamak için gençlerle beraber olmalıyım

  • Giriş Tarihi: 15.12.2013

Durmaya hiç niyeti yok. Zamanı boşa geçirmeye de... 92 yaşında ama aklı da ruhu da genç! Emekli olduktan sonra, 21 yıldır Boğaziçi Üniversitesi'nde ders vermeye devam eden Prof. Dr. Nermin Abadan Unat: "Evde oturup bilgisini kendisine saklayan kadınlara çok kızarım"

"Geçen ay Öğretmenler Günü'nde benden de bir konuşma yapmamı istediler, 60 yıllık öğretmenlik hayatımın bir hesabını verdim. Bu bir tutku. Bildiklerimi başkalarıyla paylaşmayı seviyorum. Bu beni mutlu ediyor" derken sesindeki heyecan o kadar iyi hissediliyor ki onun öğrencisi olabilmek için bir kez daha üniversiteye gitmeyi göze alabilir insan... Dile kolay tam 60 yıldır bıkıp usanmadan ders veriyor. O hocaların hocası... Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin ilk kadın asistanı, ilk kadın doçenti, ilk kadın profesörü, ilk kadın kürsü başkanı... 50 yıldır göçmen kadınlar üstüne araştırmalar yapıyor, akademik çevrelerde bu konuyu ondan iyi bilen de yok! Üstelik kendisi de sadece eğitim alabilmek için göç eden bir idealist! Henüz 14 yaşındayken, hiç Türkçe bilmediği halde sırf okumak için elinde bir bavulla Budapeşte'den Türkiye'ye geliyor. Annesi Alman, erken yaşta kaybettiği babası ise Türk. Zorluklarla geçen lise yılları ve ardından Hukuk Fakültesi'ndeki eğitiminden sonra o da kendini gençleri eğitmeye adıyor. Gerçek bir adanmışlık işte Prof. Dr. Nermin Abadan Unat'ın hayatı... Çevresindekilerle bildiklerini paylaşmaktan hiç yorulmuyor. Onu önce her dilden kitaplarla dolu evinde, sonra da Boğaziçi Üniversitesi'nde ders verdiği sınıfında dinledik. 20 master öğrencisinin arasında Alman, Fransız, İspanyol öğrenciler çoğunlukta... Hepsi de böylesine birikimli bir hocaları olduğu için ne kadar şanslı olduklarının farkında. Hocalarının onları evine yemeğe davet ettiğini, hatta derslere kek, börek bile getirdiğini anlatırlarken, onun öğrencisi olmaktan duydukları gurur anlaşılıyor. 92 yaşındaki Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, yaşadığı sürece yeni bilgiler öğrenmeye, öğretmeye, araştırmaya ve beynini yenilemeye kararlı. Biz de onun bu kadar sağlıklı ve gençlere taş çıkartacak kadar enerjik oluşunun sırlarını, bizzat kendisine sorduk.
- Bazı meslekler hiç bitmez. Hocalık da onlardan biri mi?
- Hayatımda elime oyun kağıdını sürmedim, kadınların yaptığı gibi çay saatim de yok. Bunun için, yaşadığım çağı anlamak için gençlerle beraber olmam lazım.
- Dersleri İngilizce mi veriyorsunuz?
- Evet. Aslında annemin Alman oluşu nedeniyle anadilim Almanca ama dünyada egemen olan dil 50 yıldır İngilizce. Ama Almanya çok önemli. Almanya da Avrupa için çok önemli bir ülke. AB kurulduktan sonra Almanya büsbütün önem kazandı. Bana sorarsanız AB eşittir Almanya. Bunun için Almanya'ya ait gelişmeleri izlemek lazım. Boğaziçi Üniversitesi'nde genç ve Almanca bilen arkadaşlar var ama Almanya'nın çok acı bir geçmişi var. Bu acı geçmişi gençliğimden beri bizzat yaşadığım için bunu aktarmak istiyorum. Benden sonra gelenler bunu yapamaz.

RADYODAN HITLER'İ DİNLERDİM
- Öğrencileriniz çok şanslı, 2. Dünya Savaşı'nın, Almanya'nın dönüşümünün, AB'nin kuruluşunun tanığısınız...
- Evet. Mesela ben Hitler'in sesini duymuş bir insanım. İzmir'de liseye giderken fırsat buldukça radyodan Hitler'i dinlerdim. O dönemin propogandası tamamen sese dayalıydı. Hitler'in meşhur propaganda bakanı bir Goebbels kitabında hiç tahsili olmayan Hitler'in nasıl o pozisyona geldiğini anlatır.
- 'Öğrenmenin yaşı yoktur' denir. Siz öğretmenin de yaşının olmayacağını mı kanıtlamak istiyorsunuz?
- Geçen ay Öğretmenler Günü'nde bir konuşma yapıp 60 yıllık öğretmenlik hayatımın bir hesabını verdim. Bu benim için bir tutku. Bildiklerimi başkalarıyla paylaşmayı seviyorum. Bu beni mutlu ediyor. Size bir örnek vereyim. 50 yıldır göç üzerine çalışıyorum. Benden göçmenlerde ev düzeni üzerine bir yazı yazmamı istemişlerdi. Ben de 'Almanya'da göçmenin uyum gösterip bir merdiven daha yukarıya çıkması, sehpadan masaya geçiş oluyor. Çünkü geldikleri zaman en ucuz konutu seçiyorlar. O küçük oturma odasında bir masaya yer yok. O zaman da sehpa kullanıyorlar. Fakat biraz zaman geçip daha iyi bir duruma gelince, masaya geçiyorlar' şeklinde bir yazı yazdım. Bunu ilk defa da ben söylemiyorum. Prof. Ayşe Çağlar buna işaret etmişti. Ben ondan esinlendim. Geçenlerde Karadeniz Üniversitesi'nden bir öğrenci, bu yazımı okumuş olmalı ki 'Sizin kitaplarınıza çok geç ulaştım. Bana yeni bir bakış kazandırdınız' yazmış. Bu beni çok mutlu etti. Nereden nereye... Göçmen sorunu hiç bitmedi. Bu konu beni hâlâ çok düşündürüyor.

Aç bilgisayarı git Louvre Müzesi'ne
- Emekli olup yapacak bir şey bulamayanlara neler önerirsiniz?
- Emekli olduktan sonra evde oturup bir şey yapmayan kadınlara çok kızarım. Bir gün emekli bir kadının evine gittim. Yatak odasında tuvalet masasının önünde 10 çeşit renkte oje gördüm. 'Ne yapıyorsun bu kadar çok ojeyle?' dedim, 'Yapabileceğin 100 bin iş var.' Kadınlar mutlaka bir şeyle meşgul olmalı. El işi, yardım, çocuk okutmak... Ben en çok bilgisini kendine saklayanlara kızıyorum. Hiçbir şey yapamazsan birine bilgisayar kullanmayı öğret. Evde oturmak zorunda kalıp sıkılanlara da kızıyorum. Aç bilgisayarı Louvre Müzesi'ne git. Safariyi aç, hayvanları seyret. Çin'i görmek istiyorsan, açıp bak. Dünya evinizin içinde. Bugünkü kuşaklar çok şanslı.
- Sizin konukseverliğiniz de çok ünlü... Evinizde hâlâ sık sık yurtdışından gelen akademisyenleri, öğrencilerinizi ağırlıyorsunuz.
- Bu bizim geleneğimiz. Ben de çok severek yapıyorum. 1969-70'de misafir hoca olarak Münih'e davet edilmiştim. Dersler verdim, evimde misafirlerimi ağırladım. Sonra duydum ki Alman öğrenciler birbirlerine 'Türkler o kadar misafirperver ki Türkiye'ye bedava geçinirsiniz' diyomuş. Bunu duyunca çok kızdım, ne kadar çirkin. Bu işi böyle ucuza getirmemek lazım. Almanlar bir evin çok misafirinin olmasının belki de sadece evsahibinin sevilmesi olduğunu anlamıyor.

Hafızam için bilmece çözerim
- Gençler bile unutkanlıktan şikayet ederken siz hafızanızın bu kadar güçlü kalmasını neye borçlusunuz?
- Bilmeceye... Sabahları erken kalkarsam, ayılmak için mutlaka bir süre bilmece çözerim.

Venedik'te karnaval görmek istiyorum
- Derslerden, kitaplardan, araştırmalarınızdan biraz vaktiniz kalsa, gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz var mı?
- Seyahat etmek isterim. Venedik'te karnaval görmek istiyorum. Bir de rahmetli Yavuz'un ailesinin memleketi olan Kırım'a ve benim baba memleketim Bosna Hersek'e gitmek istiyorum. Oğlum 'Bir yere gideceksen öyle çekirge gibi sıçramak yok. Git, ne yapacaksan orada yap ve geri dön' diyor. Gerçi uçak seyahatinde kan pıhtılaşmasının olmaması için ilaç almam gerekiyor. Yılda bir kez ABD'ye oğlumu ve ailesini görmeye gidiyorum. 18 yaşındaki torunum benim için her şeyden önemli. O bizim ailede hiç kimsede olmayan bir merakla, matematik ve fizikle ilgileniyor, robotlara çok meraklı. Torunumla sadece e-mail aracılığıyla iletişim kuruyoruz.