X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dikkat, tablonuz çalıntı olabilir!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dikkat, tablonuz çalıntı olabilir!

  • Giriş Tarihi: 15.12.2013

Ankara Resim Heykel Müzesi'nden kaybolan 302 eserin izini süren Mali Şube ekiplerince evleri ve işyerlerine baskın düzenlenen koleksiyonerler şaşkın: "Milli kültüre hizmet etmeye çalışırken ne duruma düştük, kırgınız"

Geçtiğimiz günlerde Türk sanat piyasasında bomba etkisi yaratacak olaylar yaşandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettişlerinin aylar süren çalışması sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı düğmeye bastı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube ekipleri İstanbul'da, Türkiye'nin önde gelen klasik resim koleksiyonerlerinden bazılarının evlerine, işyerlerine baskınlar düzenledi. Baskınların nedeni Kültür Bakanlığı'nın Ankara Resim Heykel Müzesi'nden kaybolan 302 eserin peşine düşmesiydi. Milli servet niteliği taşıyan bu eserlerin toplam değerinin yaklaşık 100 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Kayıp eserler arasında İbrahim Çallı, Sami Yetik, Şevket Dağ gibi önemli sanatçıların 'başyapıt' niteliğindeki eserleri var. Olayın vahim tarafı, iş kayıp eserlerle de bitmiyor. Sanat piyasasındaki bu skandal farklı alanlara da sıçrıyor. Çalıntı eserlerin bir kısmının devlet müzeleri tarafından onaylanarak müzayedelerde satıldığı ortaya çıktı. Bu eserleri de ülkenin sanata en fazla yatırım yapan koleksiyonerleri aldı. Kadir Has Vakfı'nı yöneten Can Has, Demsa Holding'in patronu Cengiz Çetindoğan, Bilfen'in kurucusu Osman Öztürk... Tüm bu ismini saydığım koleksiyonerler, geçtiğimiz hafta Mali Şube polislerinin baskınına uğradı ve ellerindeki eserlere el kondu. Şimdi koleksiyonerlerin hepsini korku sardı: "Ya bende de çalıntı eser varsa?" korkusu. Tüm bu haberler üzerine Cengiz Çetindoğan açıklama yapmakta gecikmedi. "İyi niyetle Türkiye'ye milli bir müze kazandırmaya çalışırken, ihmalkarlığın ceremesini çekiyoruz. 2 bin eserim var ve çalıntı eserlerden başkaları bende mi bilmiyorum!" sözleriyle endişesini dile getirdi.

Turgay Artam, Antik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı:
Koleksiyonerler almasaydı, eserler yurtdışına çıkabilirdi
"10 yıllık bir olayı gündeme getirerek tabloların bulunmasını sağladığı için Kültür Bakanı Ömer Çelik'e teşekkür etmek gerekiyor. Sanat eseri alımında en güvenli yol müzayedelerdir. Tüm müzayedeler Kültür Bakanlığı'nın denetiminde yapılır, şeffaf bir ortam sunar. Eserlerin fotoğraflarının yer aldığı kataloglar basılır. Bu kataloglar geniş kitlelere ve medyaya da ulaştırılır. Sonunda da faturalı olarak satılır. Yaklaşık 300 adet olduğu söylenen tablolar müzelerden kaybolmuş, bunlardan sadece birkaç tanesi müzayedelere gelmiş. Kültür Bakanlığı'nın denetimine güvenerek eser satın alan koleksiyoncuları suçlamak doğru değil. Sanata değer veren bu koleksiyoncular olmasa tablolar yok olabilir, yurtdışına gidebilirdi. Koleksiyonculara teşekkür edilmesi gerekiyor, bu eserlere değer verip aldıkları ve sakladıkları için. Çalan kişilerin kim olduğunu bulmak kolay olmalı. Çalınan tabloların bildirilmesi için bakanlıktan tabloların resimlerini istiyoruz, fakat vermiyorlar. www.antikalar.com sitesinde, çalıntı eserlerin bilgilerinin yer aldığı 'piyasa alarmı' bölümü bulunuyor. Fakat bu 302 kayıp tablo olayında Kültür Bakanlığı resimleri halkla paylaşmamıştır, bir an önce paylaşılmalıdır."

Çalıntı eseri duvarına asmayı kim ister ki!
Türkiye'deki koleksiyonerler ve müzayedeler Ayasofya, Türk İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Arkeoloji Müzesi ve Türk İslam Eserleri Müzesi tarafından kontrol ediliyor. Aynı şekilde bir müzayede evi de katalog basmadan önce eserlerini müzelere onaylatıyor ve satılabilmesi için gerekli izni alıyor. Hafta içinde koleksiyoner işadamı Can Has ile buluşuyoruz. Bu durumdan muzdarip olduğunu, açıklama yapmak istediğini söylüyor. "Bu kadar uzun ve resmi prosedürler varken, bedelini ödeyerek aldığımız bu eserlerin çalıntı olduğunu nereden bilecektik? Kim çalıntı eseri duvarına asmak ister ki!" diyor. Ardından da baskınları, çalıntı resimleri ne zaman, nasıl aldığını ve yaşadıklarını gözlerinden yaşlar gelerek anlatmaya başlıyor:
- Ankara Resim Heykel Müzesi'nden çalınan eserlerden kaç tanesi sizdeydi?
- Üç tanesi. Birini müzayededen, diğer ikisini de şahıslardan aldım. Hepsinin belgesi var. Biri Sami Yetik, biri Vecih Bereketoğlu, biri de İbrahim Çallı'nın eseri.
- Ne zaman, ne kadara aldınız bu tabloları?
- Yaklaşık yedi yıl önce birine 50 bin lira, diğerine 50 bin avro, bir tanesine de yaklaşık 100 bin lira ödedim.
- Tabloların çalıntı olduğunu nasıl öğrendiniz?
- Aşağı yukarı bir ay evvel Ankara'dan bir telefon geldi. 'Biz müfettişiz, Ankara Resim Heykel Müzesi'nden bazı eserler çalındı. Sizin koleksiyon kataloğunuzda da bu eserlerin benzerlerini gördük. Onun için sizden randevu talep ediyoruz' diye son derece nazik bir telefon aldım. Biz de buyur ettik. Yaklaşık altı yıl önce koleksiyon kataloğu yapmıştım. Eserleri orada görmüşler. Müfettişler tespit yaptı. 'Bu eserleri size geri vereyim' dedim. Ama 'Alma yetkimiz yok' deyip gittiler.
- Mali Şube polisleri ne zaman baskın yaptı?
- Geçtiğimiz hafta cuma günü üniversiteye toplantıya giderken, iş yerinden 'Mali Şube baskına geldi' diye telefon aldım. Sekiz-dokuz kişi gelmiş, ellerinde arama emri. Ben bu eserleri saklamadım ki! Geri vermeyi de teklif ettim. Eserleri iki saatte paket yapıp gittiler. Kızmıyor insan ama kırılıyor. Türkiye'nin en yüksek vergi veren ailelerinden birinin mensubuyum, okuttuğumuz binlerce öğrenci var, ailemiz tarafından yapılan hayır işleri Türkiye sınırını aşıyor. Ama bir anda kamuoyunun gözünde farklı konuma düştüm. Bu eserleri çalan kişiler belki de ortada yok. Bizim amacımız Türkiye'ye kültür hizmeti yapmak. Bu durumda kalmak çok kırıcı. Çalıntı olduklarını neden kimse bugüne kadar bize söylemedi? Az değil, tam 302 eser çalınmış.