X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İri kıyımım, yüzüme bir şey söylemeye çekiniyorlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İri kıyımım, yüzüme bir şey söylemeye çekiniyorlar

  • Giriş Tarihi: 15.12.2013

Besleme tavuk, balık ağzına koymuyor, Türkiye'deki en iyi ekmek kadayıfını yaptığını iddia ediyor. Saat, yüzük ve kolye takıntısı var. Ev dekore etmeye bayılıyor. Sivri dilli yorumcu Erman Toroğlu'nun futbol dışındaki halleri

Henüz çocuk yaşlarında Ankara İsmet Paşa Mahallesi'nde yaramazlığıyla dikkat çekermiş Erman Toroğlu. Mahalle arasında top koşturduğu yıllarda aslında hayalinde Amerika'ya gitmek varmış. Bu hayali suya düşünce bu kez de cerrahlığı denemiş. Ama o da olmayınca, mahalle aralarında arkadaşlarıyla oynadığı futbolun peşinden gitmeye karar vermiş. Gerisini hepimiz biliyoruz. 18 yıllık futbol hayatı, ardından dokuz yıl hakemlik. Sonrasında da biraz şovmenlik biraz yorumculuk... Bunu ben değil, kendisi söylüyor. "Televizyonda espri yapacaksın" diyor. Çoğu zaman esprileriyle de eleştiri oklarının hedefi oluyor. Tutamıyor dilini, daha doğrusu tutmuyor, kendi bildiği doğruları çekinmeden söylüyor. Yaklaşık bir aydır da maçlardaki kritik anları SABAH SPOR'da kaleme alıyor.

BOĞAZ MANZARALI DAİRE
Erman Toroğlu'nun futbola bakışını, üç büyükler, federasyon hakkındaki düşüncelerini çok iyi biliyoruz. Az çok yüzük, kolye ve bileklik takıntısını da çözmüş durumdayız. Ama özel hayatında ne yer, ne içer, nelerden hoşlanır çok yakından tanımıyoruz. Toroğlu ile röportaj yapmak için kaçırılmaz fırsat. Telefonla arıyorum "Sonraki gün Almanya'ya tatile gideceğim, atla yarın gel" diyor. Gümüşsuyu'ndaki muhteşem Boğaz manzaralı evinde buluşuyoruz. Yakında bu evden taşınacağını, birkaç sokak öte asansörlü apartmana geçeceğini söylüyor. Evi rengarenk. Koltukların üstünde turuncu renkte örtüler, kedi, geyik desenli yastıklar var. Masanın üzerinde, dünyanın farklı yerlerinden aldığı biblolar, tespihler... Duvarlarda eski gazete küpürleri, bir arkadaşının hediye ettiği kendi fotoğraflarıyla yapılmış bir kolaj çalışma, Ankaragücü bayrağı gibi detaylar asılı. Arkadaki odaya geçiyoruz. Bir dünya haritası ve üzerinde gittiği yerleri gösteren raptiyeler karşımıza çıkıyor. Evin her tarafından eşya fışkırıyor. Ama salondaki çekmeceler en can alıcı yer. Onlarca kutu ve kutuların içinde yüzlerce yüzük, kolye, saat, bileklik... Mücevher dükkanı gibi. "Çok seviyorum, genelde yüzükleri kendim tasarlıyorum" diyor. Evin bir diğer özelliği de duvardaki aynalar... Sivri dilli, Toroğlu ile çaylarımızı alıyoruz, deniz manzarası önünde sohbete başlıyoruz. "Türkiye'de benim gibi ikinci bir adam yok" diyor. Okuyun, doğru mu değil mi, siz karar verin.

SEKS EĞİTİMİ VERMELİ
- İki erkek çocuğunuz var. Onlar hangi takımı tutuyor?
- Biri Fenerbahçeli, biri Beşiktaşlı. Ben etkilemedim. Okulda, çevrelerinden etkilendiler herhalde.
- Nasıl bir babasınız? Onları da futbolcular gibi çok tenkit eder misiniz?
- Arkadaş gibiyiz. Gece Beyoğlu'nda barlara gideriz. Her şeyi konuşurum onlarla. Anlatayım ki, doğrusunu yapsınlar. Türkiye'de din ve seks eğitimi eksik. Bunların belli oranlarda aileler tarafından verilmesi lazım. Kim verecek? Kıza annesi, erkeğe babası. Ben Türkiye'de hâlâ erkeklerin seks konusunda bayağı büyük sorunları olduğu kanaatindeyim. Aynı şekilde bayanların da.
- Siz kendi çocuklarınıza verdiniz mi bu eğitimleri?
- Verdim tabii. Bazı şeyleri de kasıtlı yaptım. Eşim beş kız kardeş. Erkek çocuğu nasıl büyütülür, pek bilmez. Nitekim tartıştık bu konuda. Erkek çocuğu farklı büyütülür.
- Şimdi de pedagog tavsiyelerine başlıyoruz anlaşılan. O halde soruyorum, nasıl büyütmeli erkek çocuklarını?
- Anne babalar evde çocuklarını karşı cinse yönlendirmeli. İnternette, televizyonda öyle filmler var ki. Lezbiyenler, eşcinseller... Ne olursa olsun, onların da özel hayatı var, bir şey diyemem. Ama kadın kadın gibi, erkek erkek gibi olacak arkadaş. Özel hayatlarında ne yaşarlarsa yaşasınlar. Ama ben almayayım, alana da mani olmayayım. Kadın erkeğe ilgi duymalı, erkek kadına. Onun harici olmamalı.