X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kuzeyle güneyi Fenerbahçe'de birleştirdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kuzeyle güneyi Fenerbahçe'de birleştirdi

  • Giriş Tarihi: 5.1.2014

Ersun Yanal, iş disipline ya da forma adaletine gelince tam bir Kuzeyli... Ama stent takıldıktan bir gün sonra derbide sahaya çıkacak kadar da Akdenizli. Ve onun bu çift kutuplu karakteri giderek Fenerbahçe'nin de oyun kimliği oluyor

"Hata yapsanız da sonuna kadar arkanızda olacağım. Yeter ki kalbinizi ve ruhunuzu sonuna kadar takıma adadığınızı bileyim..." Disiplinin soyunma odasını terk ettiği bir dönemin ardından 2008'de Barcelona'nın başına geçen Guardiola böyle sesleniyordu yeni tanıştığı takımına. Hep bilgelik, özgüven ve 'futbolun içinde kalmayı' aşıladı Katalan ekibinde oyuncularına. Disiplinin, diktatöryel tedbirlerden değil, iletişimden ve kulübün, hatta oyunun değerlerine sadık kalmaktan geçtiğini kanıtladı. Başarısızlığı, kişiliğinden beklenir bir olgunlukla karşıladı, mazeret değil, çözüm malzemesi yaptı. Defansif orta saha oynamasına rağmen kırmızı kart görmemişti, çalıştırdığı takımlar da rakipleri sistemli sertlikle yıldırmaya kalkışmadı. Karakteri takımlarına yansıdı. Vücut dili, yaşantısı, basına demeçleri hep sahaya birer mesajdı. Hayata bakışı, karakteri takımının genlerine işleyen tek futbol adamı Guardiola değil elbet. Mourinho'nun kibre varan egosu, başarı için her yolu mubah gören hırsı, başarısızlığı ise hakemlere, hatta UEFA komplolarına havale eden kolaycılığı takımlarında da vücut buluyor. Oyuncuları çok kolay 'çileden çıkıyor', çok kolay minder dışına taşıyor. Zaten biraz da o yüzden 'arıza çocuk' İbrahimoviç'in frekansı Portekizli'yle tutuyor, "Guardiola adam bile değil ama Mourinho için ölürüm" diyor. Yeniden zirveye tırmanan Atletico Madrid desen, eski oyuncusu bugünkü hocası Diego Simeone'nin bir aynası... Kemik gibi, kırılmaz ve güçlü... Korkmuyor, yılmıyor ve zor kaybediyor.

SARIYLA LACİVERT GİBİ ÇİFT KUTUPLU
Sezonun ilk yarısında zirveye oturan, sekiz sezon sonra 40 puan barajını aşan F. Bahçe'nin oyun karakterinde de, teknik- taktik sebepler kadar Ersun Yanal'ın Akdenizli- Kuzeyli hibrid yapısı yatıyor. Kalbine stent takılıyor ama bir gün sonra üstelik G. Saray derbisinde kulübede yerini alıyor. Maçları saha kenarında yaşıyor. Gol sevincini oyuncularıyla sarmaş dolaş kutlamayı, otoriteyi sarsmak olarak görmüyor. Ve bu Akdenizli yönü, geçtiğimiz 10 senenin aksine daha cüretkar ve ateşli oyun olarak sahaya yansıyor. İş disipline geldiği zamansa Akdenizli gömleğini asıyor. Bir Alman'dan, bir İsveçli'den farkı yok hocanın. Her fırsatta disipline vurgu yapıyor. Kadro seçiminde, yansıtmakta zerre tereddüt etmediği duygularını değil, forma adaletini, yanından ayırmadığı bilgisayarında gözüken performans kriterlerini devreye sokuyor. Takım da eksik kaldığında bile oyun disiplinini elden bırakmayarak, işler ters giderken demoralize olmayarak, yüksek fiziki dirençle bu Kuzeyli refleksini sahaya yansıtıyor. Hoca ilk devre sonunda çıktığı bir TV programında "Tek kulvarda yarışıyoruz. Şampiyonluk dışında her sonuç başarısızlıktır" diyerek oyuncularına sığınacak mazeret lüksü bırakmıyor. Talebelerine mesaj veriyor... Hemen ardındansa ekliyor, "Ve zaten şampiyon da olacağız" diyor. Sonuca ulaşma stresini, ekibine özgüven aşılayarak dengelemeye çalışıyor. Tıpkı çok bilinen deniz sevdası gibi huzurun biraz da risk almaktan geçtiğine inanıyor. Ve sahada mutlu sonu 'düğüm üstüne düğüm' atarak değil, gerektiğinde güvenli limanlardan demir alıp riske girerek, sahaya dördüncü forveti sürerek kovalıyor. Ersun Yanal yaptığı her açıklamayla, duruşu ve olaylara bakışıyla, oyuncularını değişime mental olarak hazırlamaya çalışıyor. Farklı uçları birleştiren, biraz Güneyli biraz da Kuzeyli karakteri, giderek Fenerbahçe'nin de oyun karakteri halini alıyor. Yapmaya çalıştığı şeyin yüz naklinden pek bir farkı yok aslında. Ya başarılı olacak ve senelerin 'yetenekli ama kırılgan Brezilyalısı' Fenerbahçe, Kuzeyli genler kazanıp Alman Bundesliga standartlarına terfi edecek. Ya da bünye bu yeni yüzü kabul etmeyecek ve herkes kendisiyle 'yüz'leşecek.