X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İki süper savcı iki hayal kırıklığı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İki süper savcı iki hayal kırıklığı

  • Giriş Tarihi: 26.1.2014

Türkiye'de 2006'da başlayan Ergenekon operasyonu, İtalya'da 1992'de başlayan Gladio operasyonunun kopyası gibi gelişti. İtalya'daki Gladio'nun başkahramanı savcı Antonio Di Pietro, Ergenekon'un başkahramanı savcı Zekeriya Öz oldu. Ama ortaya çıkan usulsüzlük iddiaları, hem Di Pietro'nun hem de Zekeriya Öz'ün 'Temiz Eller' imajını yerle bir etti

ERGENEKON'DAN AVANTA TATİLE
Kısaca hafızamızı yoklayalım: Türkiye'de 2007'de Ümraniye'deki gecekonduda bir kasa bomba bulunmasının ardından bir grup savcı ve polis tarafından yürütülen Ergenekon operasyonu, hep 1992'den itibaren İtalya'da yürütülen 'Temiz Eller' operasyonuyla kıyaslandı. Çünkü NATO'nun komünizmle mücadele için İtalya'da kurduğu derin yapı Gladio ile Türkiye'de Silahlı Kuvvetler bünyesinde aynı amaç için kurulan Özel Harp Dairesi, birbirinin kopyası gibiydi. Komünizm tehlikesi geçmiş, Avrupa'da, Gladio ve Özel Harp benzeri yapılar lağvedilmiş ama bu ikisi, devletin derinlerindeki gücünü korumuştu. 1992'de İtalya, Gladio adı verilen bir operasyonla derin yapısından kurtulmuş ama Türkiye'deki yapıya ancak 2000'in sonlarında dokunulabilinmişti. Türkiye'deki Ergenekon operasyonu, Gladio'dakine benzer bir senaryo doğrultusunda yürüdü. Tıpkı İtalya'da olduğu gibi, kamu görevlileri ile bürokratlar ve işadamları birer birer hapse atıldı, ormanlarda gömülü silahlar, mühimmatlar birer birer ortaya çıkarıldı. Ergenekon operasyonu, daha ilk günlerden itibaren, tıpkı İtalya'nın Antonio Di Pietro'su gibi Zekeriya Öz isimli savcıyı kahraman yapmış, soruşturma ve dava aşaması hep bu ismin etrafında yürütülmüştü.

HÜKÜMETLE YOL AYRIMI
Yıllarca dokunulamaz olarak bilinen, daha önce mahkemeye ifade vermeye bile gitmeyip, yargıya ve kolluk güçlerine adeta meydan okuyan bu insanların bir bir yakalanıp hapse atılması, başlangıçta kamuoyunda memnuniyetle karşılanmıştı. Ancak Zekeriya Öz önderliğinde yürütülen bu operasyon, 'darbeye teşebbüs ettiği' gerekçe gösterilerek öyle insanlara uzanmıştı ki başından itibaren sürece her türlü desteği veren AK Parti hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la bile yol ayrımına gelinmişti. Gelinen noktada, bu operasyonları yapan gücün, gerçekten Türkiye'nin demokratikleşmesini ya da darbe dönemini bitirmeyi değil de, 1999'dan bu yana Pensilvanya'da yaşayan Fethullah Gülen'in, dış güçlerle birlikte 'Türkiye'nin yönetimini ele geçirme projesi'ni hayata geçirme hayali peşinde koştuğu ortaya çıkmıştı. Devletin her türlü olanağını sonuna kadar kullanan, yargı, emniyet ve silahlı kuvvetler ile devletin diğer kademelerinde örgütlenmesini tamamladığını düşünen 'paralel yapı', 17 Aralık 2013 tarihinde düğmeye basarak hükümet mensuplarına operasyon düzenledi, 25 Aralık'ta da Türkiye'nin son yıllardaki büyümesine katkısı olan bütün işadamlarıyla Başbakan Erdoğan'ın yakınlarını gözaltına almaya kalkıştı.

TALİMAT PENSİLVANYA'DAN
Hemen ardından, bu kirli operasyonu yürüten savcı hakim ve polislerin, Pensilvanya'da yaşayan cemaat lideri Fethullah Gülen'le ilişkileri ve 'paralel yapı'daki rolleri mercek altına alındı. Bunlardan biri kuşkusuz savcı Zekeriya Öz'dü. Türkiye'nin 'Temiz Eller' operasyonunu yürüten Zekeriya Öz'ün elinin de tıpkı İtalya'da aynı rolü üstlenen Di Pietro gibi temiz olmadığına yönelik iddialar ortaya atıldı. Savcı Zekeriya Öz'ün, bir işadamının parasıyla Dubai'de bir hafta krallara layık tatil yaptığı ortaya çıktı. Öz'ün tatilinin parasının, 17 Aralık operasyonunda gözaltına aldığı müteahhit Ali Ağaoğlu olduğunun anlaşılması, olayın vahametinin ne boyutlarda olduğunu ortaya koydu. Hatta Zekeriya Öz, geçtiğimiz ekim ayında yaptığı tatil için sahte fatura ayarlamak için Ali Ağaoğlu'na baskı yaparken SABAH tarafından suçüstü yakalandı. Zekeriya Öz'ün ayrıca, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'i, Beyazıt'taki bir otelin tadilatına yardımcı olmadığı gerekçesiyle gözdağı vermek için 17 Aralık operasyonunda gözaltına aldırdığına ilişkin ciddi şüpheler doğdu. Ayrıca Öz'ün yaptığı büyük harcamaların, iki sene içinde yaptığı 18'i yurtdışı olmak üzere, 36 seyahatin, savcı maaşıyla karşılamasının mümkün olmayacağı kanaati oluştu.

SİYASETE GİRDİ, İTİBARI YERLERDE
AntonIo Di Pietro, 1992'de 'Temiz Eller' adıyla anılan operasyonla politikacıların işadamlarının polisin ve kimi yargı mensuplarının korkulu rüyası haline geldi ve kirli ilişkilere bulaşan 300'ün üzerinde insanın ceza almasına sebep oldu. 1994'te Silvio Berlusconi'nin başbakan olmasıyla birçok engelle karşılaşınca siyasete girdi ve Değerler İtalyası Partisi'ni kurdu. Ancak şimdilerde itibarı yerlerde sürünüyor. 'Temiz Eller' savcısı Antonio Di Pietro'nun kurduğu Değerler İtalyası Partisi, geçtiğimiz günlerde, Ligurya bölgesinde, kamu parasını zimmete geçirmek suçundan ağır bir darbe yedi. Saydamlık ve yolsuzlukla mücadeleyi kendine bayrak yapan ancak açılan yolsuzluk davalarında hem meşhur liderleri Di Pietro'yu, hem de halkın desteğinini kaybeden Değerler İtalyası Partisi, son seçimlerde parlamentoya da giremedi. İtalya'yı 90'lı yılların başında yolsuzluk batağından kurtaracağına inanılan, eski savcı Di Pietro bugün İtalyanlar için en büyük hayal kırıklığının yaşayan abidesi. Siyasi kariyeri, partisini aile çiftliğine çevirdiği ve parti fonlarının usulsüz kullandığı için biten Di Pietro İtalyanlar'ın gözünde inanılırlığını yitirdi. Seçim bölgesi Molise civarında Di Pietro ve ailesinin ev, arsa mülkiyetlerinin ani artışı, devlet televizyonu Rai'nin ünlü Report programına da konu oldu. Sadece 2009 yılına kadar parti kasalarına giren 45 milyon avronun yönetimi, ailesi ve az sayıdaki yakınlarının elindeydi.

KENDİNE EMLAK ŞİRKETİ KURDU
İtalyanlar, Almanya'ya işçi giden yoksul bir ailenin, okumuş oğlunun, bileğinin hakkı ile savcı olduktan sonra vatanı yolsuzluklardan kurtaracağına inanırken Di Pietro'nun da bir siyasi projenin parçası olduğu ortaya çıktı. Maria Virgina Borletti adlı İtalyan zengin, 1995'te, Di Pietro'ya mirasından 954 milyon liret bağışlamıştı. Borletti'nin eski başbakan Romano Prodi'ye de 545 milyon liret miras bıraktığı ortaya çıktı. Di Pietro, 1996 yılında, Prodi kabinesinde Bayındırlık Bakanlığı yaptı. Di Pietro, AN.TO.CRI adında 2004'te kurduğu emlak şirketiyle kendisine ait bir emlağı partisine kiraladı, bununla da aldığı krediyi ödedi. Seçim harcamalarının iadesi ve partisini aile çiftliğine çevrilmesi bazı tahkikatlara da konu oldu. Eski 'Temiz Eller' savcısı kendisini savundu, hüküm giymedi. Ancak son kararı İtalyan halkı verdi. Yaptığı hatalar, siyasi kariyerine ve partisinin de parlamentodan silinmesine neden oldu. Di Pietro İtalyanlar'ın dimağında sahte bir efsane olarak kaldı.