X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşin mutfağında yetişerek bugünlere geldim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşin mutfağında yetişerek bugünlere geldim

  • Giriş Tarihi: 2.2.2014

a Haber'deki Diplomasi programının sunucusu Büşra Akın'ın kravat ve ceket kombini dikkat çekiyor. Akın, yaşamını, gazetecilik tutkusunu ve farklı giyim tarzını anlattı

a Haber'deki Diploması programını sunan Büşra Akın (25), giyim tarzıyla bir anda gündeme geldi. Ceket-kravat kombini kimi tarafından eleştirildi, kimi tarafından sempatik bulundu. "Peki Büşra Akın nasıl biri?" diye sorduk ve kendisiyle bir araya geldik. Ekrandaki ciddi görünümünün aksine esprili, güler yüzlü, eğlenmeyi seven ve mesleğine âşık genç bir kadınla karşılaştık.

- a Haber'deki Diplomasi programıyla tanıdık sizi. Büşra Akın kimdir, nasıl bir ailede büyüdü?
- Kalabalık bir ailem var. Beş kardeşiz; dört kız, bir erkek. Dünyanın farklı yerlerindeler. En büyük ablam Dubai'de, ikinci ablam Paris'te, üçüncü kız kardeşim Milano'da, ben de Washington'da, küçük erkek kardeşim ise New York'ta yaşadı. Hem liseyi hem de üniversiteyi ABD'de okudum.

- Nasıl bir hayatınız vardı ABD'de, tek başına mıydınız?
- Yalnız değildim, üç kız kardeş Texas Houston Üniversitesi'nde eğitimimizi tamamladık. Amerika'da ailesiz yaşamak cidden çok zor. Sosyal aktivitelerden derslere kadar her şeyim okuldu. İki yıl hukuka devam ettim ama gazetecilik tutkum beni televizyon gazeteciliği bölümüne yöneltti. O dönem üniversitenin televizyonunda sunuculuk yaptım. Staj için de El Cezire'ye başvurdum. Kabul edildiğimi duyunca hayatımı değiştirip Washington'a taşındım. Ama büyük bir sürprizle karşılaştım. Çünkü 'Kontenjanlarımız doldu' dendi.

- Sonra ne oldu?
- Yapmadığım iş kalmadı. Sonra CNN Türk'ten Ahu Özyurt ile tanıştım, bana 'Gel asistanım ol' dedi. Washington'daki basın açıklamalarına, bakanların konuşmalarına, toplantılara birlikte gittik. Sonra TRT Türk'te editör olarak çalıştım. Sekiz yıl sonra Türkiye'ye dönmeye karar verdim.

- Bu kararı almak sizi nasıl etkiledi?
- Amerika'yı çok sevdim, benimsedim. Ama her zaman aklımda Türkiye'ye dönmek vardı. Geldiğimde de Gürkan Zengin ile tanıştım ve asistanı oldum. El Cezire Türk'ün oluşumundaki ilk çekirdek kadroda yer aldım. Sonunda a Haber'deki Diplomasi programıyla ekrana geçtim. Hepsi bir yıl içerisinde oldu ama işin mutfağından yetişerek bugünlere geldim.

- Kravat nereden geldi aklınıza?
- Farklı giyinmeyi seviyor, farklı aksesuvarlar kullanmaya bayılıyorum. Kravat da benim için bir aksesuvar sadece. Evim aksesuvarlardan geçilmez; yüzüklerimle, broşlarımla tanınırım. Estetik kaygım hep oldu. Programın konseptiyle kıyafetimin uyumlu olmasını isterim. Kıyafetimin de tarafsız, ciddi ve objektif bir duruş sergilediğini düşünüyorum. Vücut hatlarımın belli olmaması önemli. İslam'a göre şık olabilirsiniz ama şuh olamazsınız. Aradaki çizgiyi korumak lazım.

KRAVATLAR ARKADAŞLARIMDAN
- Günlük hayatınızda da kravat taktığınız oluyor mu?
- Ceketle birlikte değil de bir hırkayla birlikte takarım. Oxford, 'Ivy league' tarzı giyiniyorum. Ama yarın bambaşka bir kıyafet de giyebilirim.

- Kaç kravatınız var?
- Özel olarak aldığım bir-iki tanedir. Benim kravatlarımın çoğu a Haber'deki çalışma arkadaşlarımdan sağlanıyor.

- Peki modayı takip ediyor musunuz?
- Dünya modasını çok yakından takip ederim. Karl Lagerfeld'in tasarımlarını çok beğeniyorum. Giyim tarzı bana hitap ediyor. Onun bir sözü vardır: 'Çok bilgili insanlarla oturmayı sevmem. Çünkü onların ne bildiği beni ilgilendirmiyor. Ben ne bildiğimi biliyorum, ben bildiğimle giderim' diye... O duruşu, kendine olan güveni ve farklılıklarıyla barışık olması beni etkiliyor. Her alanda profesyonel olanı severim.

TÜRKİYE'DE KÜLTÜR ŞOKU YAŞADIM
"Başörtüsünden dolayı her zaman baskı altındayız. Kendi başıma bir Büşra Akın olamıyorum. Birilerinin gözünde bir kitleyi temsil ediyordum. Eğer bir hatan olursa, bütün başörtülüleri bağlıyor hatan. Halbuki her koyun kendi bacağından asılır. Beni bir başka arkadaşım temsil edemeyeceği gibi, ben de bir başkasını temsil edemem" diyen Büşra Akın, ABD'den döndükten sonra yaşadıklarını şöyle özetliyor: "10 yıl öncesine göre büyük bir değişim var Türkiye'de. Ama Amerika'dan döndüğümde bir kültür şoku da yaşadım. Her yaptığım, her söylediğim söz birilerinin gözünde ideolojik bir mesaj gibi algılandı."

KEMAN BENİM İÇİN ÖNEMLİ
İşine verdiği değerden dolayı ekranda ciddi göründüğünü, özel hayatında o kadar da ciddi olmadığını da vurguluyan Akın sözlerini şöyle sürdürüyor: "Aslında rahat bir insanım. Farklı tatlar denemekten zevk alırım. Sinema ve tiyatro çok önemli benim için... Ayrıca kemanın bende apayrı bir yeri var. Çocukluğumda öğrendim. Milano'daki kardeşim de profesyonel olarak piyano çalar, ablam gitar, küçük erkek kardeşim de gitar çalar. Ben de piyano dersleri alıyorum. Müzik vazgezilmez."