X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aynadaki ben değil başkasıydı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aynadaki ben değil başkasıydı

  • Giriş Tarihi: 9.2.2014

İki yıl önce yüz nakli ameliyatı olan Cengiz Gül geçtiğimiz haftalarda yeni yüzüyle ziyarete gittiği TBMM'de objektiflere yansımıştı. Başarılı bir operasyon geçiren Cengiz Gül'le yeni hayatını ve zorlu çocukluk günlerini konuştuk

Cengiz Gül, Türkiye'nin ikinci yüz nakli olan hastası. Uzun zamandır haber almamıştık Gül'den. Ta ki geçtiğimiz haftalarda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret edene kadar. Politikaya hep ilgi duyan Gül, devletin yönetildiği meclisi merak etmişti. Siyah takım elbisesi, uyumlu kravatıyla mecliste objektiflere yansımıştı. Bambaşka biri vardı artık karşımızda. O halde yeni hayatını konuşmamak olmazdı. Cengiz Gül ile Hacettepe Tıp Fakültesi'nde bir araya geldik. Önce ofisini, çalıştığı yeri gösterdi. Ardından fakülteyi, sonrasında da Ankara sokaklarını gezdik. Çok mutluydu, sık sık aynalara baktığını, sokaklarda kimseye aldırmadan yürüdüğünü anlattı heyecanla. En zor döneminin çocukluk dönemi olduğundan bahsetti. Şimdiyse hayat çok farklı onun için. Öyle ki sokakta top oynayan çocukların yanına gidip, hiç çekinmeden "Ben de oynayabilir miyim?" diye rahatlıkla soruyor, artık çekinmiyor insanların ona bakmasından. Ankara turunun ardından iki yaşındayken, evlerinde çıkan yangın sonucu yüzünün büyük bir kısmını kaybeden Cengiz Gül ile bir kafeye oturduk, hayat hikayesini konuştuk. İnancını hiç kaybetmemiş ama insanların bakışlarından hep çekinmiş. Yanan yüzü belki futbolcu olmasını engellemiş ama şimdi çok daha farklı hayallerin peşinde koşuyor. Evlenip aile kurmak, çiftlikte çocuklarıyla yaşlanmak istiyor.
- Yüzünüzün ve vücudunuzun yanmasına neden olan kaza siz kaç yaşınızdayken oldu?
- İki yaşımdaydım. Amcam sobayı yakarken tiner dökmüş. Tiner de etrafa sıçrayınca alev almış ve yangın çıkmış. Televizyon falan patlamış... Bayağı ciddi bir yangınmış yani. Neyse ki komşular yetişip, bizi kurtarıp İstanbul Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne götürmüş.
- Evde amcanız ve sizden başka kimse yok muydu?
- Kardeşim vardı, onun da el parmakları kopuyor yangında. Ama benim sol tarafım komple yandı. Yüzüm yandı, sol kulağımı kaybettim. Sağ tarafım nispeten daha iyi. Üç ay hastanede tedavi görmüşüm. Yaşım büyüdükçe, vücudum geliştikçe gerilen yerler hep onarılmaya çalışıldı.
- Yüzünüzü kaybetmeniz psikolojinizi nasıl etkiledi?
- Çocukluk dönemim çok zor geçti. Dalga geçiyordu diğer çocuklar. 'Şuna bak' deyip işaret ediyor, 'Kulağı yok' gibi laflar söylüyorlardı. Zaten en zor dönem çocukluk dönemi oluyor. Belli zaman sonra alışıyorlardı ama ilk kez gittiğim bir ortamda aynı sorunları tekrar yaşıyordum. Tekrar ve tekrar... Psikolojim sağlamdı, bunalıma girmedim.
- İçine kapanık mıydınız çocukluk yıllarında. Arkadaşlarınız oldu mu?
- Oldu tabii. Alışınca dalga geçmeler bitiyordu. Orada sorun yoktu. Örneğin Ordu'da köyde yaşarken, ilk başlarda bakışlar rahatsız ediyordu. Korkuyorlardı benden. Ama sonra her şey normale döndü. Yine de benim dışarıya karşı takındığım sert bir mizaç vardı. Hâlâ da öyleyim. Sanki her an biri saldırıya geçecekmiş bir tavır takınıyorum. Bir tür koruma mekanizması sanırım bu. İncinmek yerine, sert duruyorum.