Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Profesyonel hayattan mutfağa kaçtılar

Giriş Tarihi: 9.2.2014

"Birçok insanın hayalinde kariyerini bırakıp restoran açmak vardır" derler. Peki ama yeme-içme sektörü dışarıdan göründüğü kadar cazibeli ve kolay mı? Kariyerlerini, eğitimlerini bir kenara bırakıp bu işe atılanlarla sektörün gerçek yüzünü konuştuk

Bu hafta, bir zamanlar kimi üst düzey yönetici, kimi reklamcı, kimi milli basketbolcuyken bugün hepsi birer restoran sahibi olanlarla bir araya geldim. "Bu iş sandığımız kadar kolay ve cazibeli mi?" diye sordum. Dile kolay, hepsi aldığı eğitimi ya da kariyerini bir kenara bırakıp gastronomi alanında ilerlemeyi seçmiş. Sonuç: Hepsi mutlu. Ama hepsi bu işte çıkmak kadar batmak olduğunun da altını çiziyor. Kariyerlerini bırakıp bu sektöre girenler, olimpiyatta yarışacak kadar çok çalışmak gerektiğini anlatıyor. Yakın bir zamana kadar bir ilaç firmasında üst düzey yönetici olarak çalışan Murat Çelikkanat "Paranın satın alamayacağı bir hayat yaşıyorum" derken belki de işin en keyifli tarafını açıklıyor.

MURAT ÇELİKKANAT
Yönetici - Kubina


Paranın satın alamayacağı bir hayat yaşıyorum
- Sizin için "100 bin liralık maaşı bıraktı, restoran açtı" diyorlar. Abdi İbrahim'de üst düzey yöneticiyken, istifa edip restoran işine girişmeniz nasıl gerçekleşti?
- Çok yoğun ve stres dolu bir iş hayatım vardı. Haftada 10- 12 kez uçağa binmem gerekebiliyordu. Hatta bir otelde uyandığımda 'Hangi şehirdeyim ben?' diye düşündüğüm çok oldu. Genel müdürlükten ayrılıp sıfırdan bir restoran açmak çok mantıklı bir hareket değil tabii ki, ama artık mantık yerine biraz hislerimi dinlemeye karar verdiğim için buradayım. Sevdiğim insanlarla, sevdiğim şeyleri yapıp genel müdürlükten kazandığım paranın satın alamayacağı bir hayat yaşıyorum.
- Profesyonellik genlerinizde olmalı sizin. Mesela restoranınız Kubina'yı zincire dönüştürmek gibi bir hedefiniz var mı?
- Zincirler kurmak gibi bir hedefim yok. Kubina bünyesinde kaliteden ödün vermeden, işin başında durup özel olarak ilgilenebileceğim kadar büyüyeceğiz. Müziğin ve yemeğin kaliteli olduğu, samimiyetini kaybetmeyen şubeler açmayı hedefliyorum.
- Yöneticilik görevinizden istifa ettikten sonra en çok neyi yapmak hoşunuza gitti?
- İşi bıraktıktan sonra en çok yapmayı sevdiğim şey, spor kıyafetlerle aylak aylak şehrin güzel ama ihmal edilmiş tarihi semtlerini ve sanat galerilerini gezmek, sevdiğim konserlere gitmek oldu.
- Mutlu musunuz seçiminizden ötürü?
- İletişimi seviyorsanız eğer bu meslek biçilmiş kaftan. Mekana sık sık sanatçı, yazar müzisyen geliyor. Onlarla sohbet ediyorum, arkadaş oluyorum. Bazen keyfim yerinde ise sanatçılardan izin almak kaydıyla ben de sahneye çıkıp, çalıyorum. Daha ne olsun.
- Çok seyahat eden biri olarak dünyadaki favori mekanlarınız nereler?
- Benim için en önemli şey sıcaklık. Soğuk, kurumsal yerleri hiç ama hiç sevmiyorum, iş hayatını bıraktıktan sonra AVM'lerdeki restoranlara hiç gitmez oldum. Ben yemeğe çok meraklıyım, onun için Diyarbakır'da, Urfa'da sabahın beşinde ciğer kebabı da yiyorum, Özbekistan'da sabah kahvaltısında Özbek pilavı da... Hindistan-Pakistan sınırında salaş bir mekanda güveçte pişmiş pilavı elle de yiyebiliyorum. Bilindik turistik yerler yerine etnik mutfaklar ve mekanlar her zaman ilgimi çekiyor.
- Bu meslekte sizi en çok ne kızdırıyor?
- İlk sırada bürokrasi var, ardından da personel sıkıntısı geliyor. En kötüsü yediğinden memnun olmayan ama haklı olarak memnun olmayan müşterinin eleştirileri karşısında düştüğünüz durum.

ARKADAŞINA GÖNDER
Profesyonel hayattan mutfağa kaçtılar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz