X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zorunlu hanımağa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zorunlu hanımağa

  • Giriş Tarihi: 23.2.2014

Amasyalı 'Hanımağa' Ayten Çöl'ün hayatı filmlere konu olacak cinsten. 16 yaşında babasını kaybedince 2 bin dönümlük arazinin başına geçen Çöl, yılın 11 ayı çiftliğini yönetirken, bir ay ise dünyayı dolaşıyor...

Ayten Çöl, toprak ağası olan babası Faruk Çöl'ün tek çocuğu olarak dünyaya geldi. O henüz küçük bir çocukken, Demokrat Parti milletvekili olan babası, 1965 yılında, dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile birlikte 'vatana ihanet' suçundan Yassıada'da idamla yargılandı. Davanın sonunda ömür boyu hapse mahkum edildi, ancak 1967 yılında çıkan afla serbest kaldı. Ailesiyle Ankara'ya yerleşen Faruk Çöl, evlerinin kapıcısı tarafından öldürüldü. Annesi acıyla yıkılırken, daha 16 yaşındaki Ayten Çöl, acısını içine atıp Amasya'daki 2 bin dönüm arazinin içinde bulunan Kılçak Çiftliğinin başına geçmek zorunda kaldı. Yıllarca büyük zorluklar çekse de bugün şehirde 'Hanımağa' lakabıyla anılan başarılı bir işkadını oldu. Çiftliğinin kapılarını Pazar SABAH'a açan Ayten Çöl, hem o günleri hem bugünleri anlattı: "Çorum'da doğdum, Ankara ve yurtdışında yaşadık. Amasya'yı hiç tanımıyordum, çünkü buraya hiç gelmemiştim. Babamın ölümünden sonra onun adını yaşatmak adına çocuk yaşta çiftliğin başına geçtim. Hem de daha kadınların bile sokakta yürüyemediği dönemde. Ama benim ideallerim vardı. Babamın adını mutlaka, ne pahasına olursa olsun yaşatmaya kararlıydım. Herkesin gözü bu arazinin üzerindeydi. '16 yaşındaki tıfıl bir kız nasıl bu kadar büyük bir araziyi kontrol edecek?' diyenler oldu. Beni korkutup buradan kaçmam için gelinden geleni yapanlar da oldu. Hatta bir gece evimi mermi yağmuruna tuttular. Ben de kendime silah aldım. Silahım sırtımda, atımla birlikte arazimi korumak için gece gündüz sınırları gezdim"

KATİLLE AYNI ŞEHİRDE YAŞAMIŞ
Çöl "Babam Yassıada'da idamla yargılandı ve daha sonra afla serbest kaldı. 1975 yılında Ankara'daki evimizin kapıcısı olan Aziz adlı şahıs bir gün eve gelip babamı kurşun yağmuruna tuttu. Babam olay yerinde öldü. İdam cezasıyla yargılanıyordu. Ama bu şahıs idamdan kurtulmak için babamın, eşiyle ilişkisi olduğunu yönünde ifade verdi. Tabii ki durum böyle olunca idam cezasından kurtuldu ve ömür boyu hapse mahkum oldu. Ben bu süreçte hem çiftliği idare ettim hem Ankara Üniversitesi Dil Tarih Çoğrafya Fakültesi Hititoloji Bölümü'nü bitirdim. Üzerine Almanya'nın Münih şehrinde master, doktora, doçentlik eğitimlerimi tamamladım. 1985 yılında ise bir gazete çıkan haber beni adeta yıktı. Babamı öldüren adamı biz ceza evinde yatıyor biliyorduk. Meğer firar etmiş! Almanya'dan Türkiye'ye giriş yaparken yakalanmış. Benim yaşadığım yerde, Münih'te yaşıyormuş" dedi.

HEM ÜRETİYOR HEM YETİŞTİRİYOR
Ayten Çöl, 2 bin dönümlük arazisinde mısır, şeker pancarı, sebze, soya, buğday, soğan ve patates başta olmak üzere çok çeşitli ürünler yetiştirdiğini belirterek, "Aslında bizim başlıca işimiz tohumculuk. Tüm bu ürünlerin tohumlarını yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğimiz tohumları da yurtiçi ve yurtdışına pazarlıyoruz. Aynı tohumlarla kendimiz de üretim yapıyoruz. Çiftlikte yaşayan ve yanımızda sürekli çalışan 10 aile var. İşin büyük bölümünü onlar yapıyor. Ancak, yetiştirilen ürüne göre gündelik tarım işçisi çalıştırıyoruz. Yılda yaklaşık bin kişiye, 40 bin yevmiye veriyoruz. İnsan gücünün yanında en gelişmiş teknolojiden de yararlanıyoruz. Traktörler, tarım ve iş makineleriyle dolu bir araç parkımız var" diye konuştu.

BENDEN SONRA KİMSE YOK
Çöl, yılın 11 ayı çiftlikte kalıyor, bir ay ise sırt çantasıyla yollara düşüyor: "50 yılda gitmediğim ülke neredeyse kalmadı. Son iki yıldır Güney Amerika'yı keşfediyorum. Son olarak Gördüğüm dünya beni etkiliyor ama baba toprağının kokusu bir başka." Babasının ölümünden sonra onun adını yaşatmak için çiftliğin başına geçen Ayten Çöl'ün en büyük hayal kırıklığı çiftliği bırakacak kimsenin olmaması. Çöl, "Bir kızım var ve yurt dışında yaşıyor. Tarımla uzaktan yakından ilgili değil. Bazen kendi kendime soruyorum. 'Benden sonra bu araziye kim bakacak' diye. Ama cevap bulamıyorum" dedi.