X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paralel telekulak 30 bin kişiyi dinlemiş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paralel telekulak 30 bin kişiyi dinlemiş

  • Giriş Tarihi: 2.3.2014

Türkiye, geçen hafta büyük bir telekulak skandalıyla sarsıldı. Paralel yapının, aralarında siyasetçi, gazeteci ve sunucuların da bulunduğu binlerce kişiyi dinlediği ortaya çıktı. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, dinlenen kişi sayısının 30 bini bulduğunu söylüyor

Türkiye, geçtiğimiz hafta tarihinin en büyük telefon dinleme skandalıyla sarsıldı. Öyle bir telekulak skandalıydı ki bu, dinleme ağı, bakkalların bile "Telefonlarım dinleniyor" söylemini haklı çıkaracak biçimde çok sayıda insana yayılmıştı. Selam Terör Örgütü adı verilen hayali bir örgütle ilgili soruşturma ve başka soruşturmalar kapsamında 2 bin 280 kişinin dinlendiğine ilişkin belgeler yayımlandı. Dinlenenlerin sayısının 7 bin civarında olduğu, hatta başka soruşturmalar kapsamında bu sayının daha da fazla olabileceği dile getirildi. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük telefon dinleme skandalını, konunun uzmanı Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu ile konuştuk. Orakoğlu telefon dinlemelerinin Türkiye tarihinin belki de en farklı ve en kalleş darbe girişimi olduğunu söylüyor. Ki Orakoğlu'na göre diğer dosyalarla birlikte dinlenen kişi sayısı 30 bini bulabilir.

- Geçtiğimiz hafta iki gazete çok sayıda kişinin telefonlarının dinlendiğini ortaya çıkardı. Sizce Türkiye nasıl bir tabloyla karşı karşıya?
- Selam diye bir örgütten bahsediliyor ama böyle bir örgüt yok ortada. Geçmişte Uğur Mumcu suikastında da Selam örgütünden bahsedilmişti ama muallakta kaldı bu örgüt. Savcıların binlerce kişiyi dinledikleri, fakat başsavcıdan soruşturmayı gizledikleri anlaşılıyor. Toplumun her kesiminden her çeşit insanı dinlemişler. Burada dertlerinin örgüt olmadığı açık. Toplumun farklı kesimlerinden değişik profildeki insanlar dinlenerek bir şeyler aranmış izlenimi edindim. Telekızların da dinlenmiş olması bu tezimi güçlendiriyor.

- Dinlenen kişi sayısının artacağı söyleniyor.
- Benim de sayının artacağı yönünde bir istihbaratım var. Bu, sadece bir savcının dosyasındaki sayı. Görevden alınan diğer savcılarda da benzer dosyalar olduğu, sayının çok yükseklere çıkacağı konuşuluyor. Benim duyumuma göre 30 bin kişi dinlenmiş.

- Meslek hayatınızda bu çapta bir dinleme olayına şahit oldunuz mu?
- Kesinlikle hayır. Ben ilk kez böyle bir tablo ile karşı karşıya kalıyorum. Anormal bir durum var ortada. Organize örgüt soruşturmasında 200 kişi dinlensin, bilemedin 300 kişi dinlensin. Ama böyle 3 bin kişinin dinlenmesi şeklinde bir operasyon görmedim.

- Amaç nedir, neden bu kadar insan dinleniyor?
- Türkiye karıştırılmak isteniyor. İnsanlar tedirgin edilmek isteniyor. Türk milletinin psikolojisiyle oynuyorlar. Birdenbire çok büyük bir kaos çıkarmak istiyorlar. Ama ana hedef hükümetin düşürülmesi. Alçakça, hayasızca ve şerefsizce bir oyun oynanıyor. Bu da bir operasyon değil, aslında bir darbe girişimidir. Hükümeti, yaklaşan seçimlerde halkın gözünden düşürmek için yapılmış bir plandır bu. Fakat hükümet ve sayın başbakan bu darbe girişimini boşa çıkarmıştır. Geçmişteki darbeler de böyleydi. Ne zaman Türkiye dünyada ve Ortadoğu'da söz sahibi olmaya çalışmıştır, o zaman Türkiye'de iç çatışmalar çıkarılmış, birlik beraberlik bozulmuştur.

- Bu bahsettiğiniz darbe süreci ne zaman başladı peki?
- Çözüm sürecinin Oslo'da başlamasıyla birlikte bu yeni vesayet odağının darbe girişimleri de başladı. MİT krizi ile tırmandı. Darbe girişimlerinde 17 Aralık'la ısrar edildi. Fakat başbakan darbeler karşısında hep dik durdu.

- Peki sizce bu darbe girişimleri neden başarılı olamıyor?
- Başbakan 2002'de görevi devraldığında ülkede askeri vesayet hakimdi. Çeşitli darbe girişimleri yapıldı. Gezi Parkı olaylarında Avrupa'daki İsrail lobisinin gazıyla Batı medyası yaşananları çok abarttı. Fakat başbakan artık darbeler konusunda çok deneyimli. Son 17 Aralık darbesi askeri vesayet darbesi gibi de değildi. En kalleş darbeydi bence. Kesinlikle farklı bir darbe girişimidir bu. MİT TIR'larının durdurulması, insanların dinlenerek tedirgin edilmesi, montaj kasetlerin piyasaya sürülmesi klasik bir darbe değildir. Klasik darbeden vazgeçilmiştir. Neden peki? Çünkü Türk milleti geçmişte darbe ile indirilen hükümetleri daha yüksek oylarla iktidara getirmiştir. AK Parti'ye rüşvet ve yolsuzluk damgası vurmaya çalışarak, böyle bir algı oluşturulmaya çalışılarak bir daha siyasi arenaya gelmemesini sağlamaya çalışıyorlar.

PARALEL YAPI GLADİO İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE
- Bu darbe girişimimin kurgulayıcısı kim sizce?
- Dışarısıdır kesinlikle. Türkiye'nin üzerinde çok ciddi oyunlar oynanıyor. Bu oyunları oynayanların şu andaki yerli işbirlikçileri paralel yapıdır. MİT kanununda İKK (İstihbarata Karşı Koyma) faaliyeti çok önemli bir hale getiriliyor. Bu neden yapılıyor? Dış güçlerin yerli işbirlikçilerini deşifre etmek için.28 Şubat'a mesela İsrail'in çok açık desteği vardı. Çevik Bir, bir röportajında İsrail ile işbirliği yaparak 28 Şubat'ta Refahyol hükümetini düşürdüklerini itiraf ediyor. Ben bu son darbeyi cemaatin Gladio ile birlikte yaptığını düşünüyorum.

- Nereden vardınız bu kanıya?
-
SABAH yazarı Sevilay Yükselir'e Zaman gazetesi yazarı 'Sizin içinize Hablemitoğlu mu kaçtı?' demiş. Bu kontrgerillanın örtülü bir tehdit stratejisidir. Çevremden birkaç önemli arkadaş daha bana söyledi. Aynı şekilde tehdit edilmişler. Bu şekilde paralel yapıya yakın bir gazetenin içerisinden bu söylemin kullanılması Gladio ile işbirliğini gösteriyor.

MİLLET İRADESİ BAŞBAKANIN YANINDA
- Telefonu dinlenen kişiler neye göre belirlenmiş sizce?
- Ortada örgüt olmadığı çok belli. Dinlemek için kimleri tercih ettiklerinin analizi çok iyi yapılmalı. Birkaç arkadaşa da bunu tavsiye ettim. Mutlaka üzerinde durulmalı dedim. Fermani Altun niye dinlenilmiş, Ertuğrul Özkök niye dinlenişmiş mesela. Selam örgütü ile alakaları yoktur bu kişilerin herhalde. Bu dinleme listesindeki ince hesap mutlaka deşifre edilmeli. Bir hesap çerçevesinde dinlenilmiş ve de netice alınmış isimler olabilir bu listede.

- Peki bu telekulak skandallarının ve darbe girişimlerinin sonu ne olur sizce?
- Millet iradesi başbakanın yanında. Ben desteğin daha da artacağını düşünüyorum. En önemli olan ise Gezi sürecinde olduğu gibi paralel yapı ile ilgili ciddi bir soruşturma başlatılması. Meydan sahipsiz zannediliyor. Böyle düşünerek hata yapılmaktadır. Tayyip Erdoğan şu noktada paralel yapının devlet içine çöreklenip devlet yetkisini kullanmasının önüne geçmiştir. Paralel yapının şu anki tek gücü dış güçlerden aldığı destektir.

KURBANLAR İSYAN EDİYOR
Türkiye'yi sarsan telekulak skandalının ilk ortaya çıkan listesine göre 2 bin 280 mağduru var. Dinlenenler arasında İçişleri Bakanı Efkan Âlâ, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, başbakanın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, SABAH Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Metin Yüksel, Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, Ankara Haber Müdürü Yahya Bostan, Özel İstihbarat Editörü Ferhat Ünlü, muhabir Erhan Öztürk, Hürriyet'in eski genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Star Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, TRT Haber Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör ve daha pek çok isim bulunuyor. Pazar SABAH, dinlenen isimlerden bazılarına telekulak mağduru olmanın nasıl bir his olduğunu sordu.

DİNLEMELER AHLAKSIZCA
Bülent Yıldırım (İHH Başkanı):
"Dinlemeleri çok ahlaksızla buluyorum. Bu dinlemeler, İHH'yı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Dinleme olayı, bugüne kadar kurulan tuzaklardan biri sadece. Bu amaçla İHH'yı bir taraftan Hizbullah'a, bir taraftan El-Kaide'ye bağlamaya çalışarak bir örgüt sınıfında değerlendirmek istemişler. Size önemli bir bilgi vereyim: Üst düzey bir yetkili 2007'de bir sohbet ortamında dostlarıyla konuşmuş. Konuşmada bulunan bir isim vicdan azabı çekerek bunu bize aktardı. Paralel yapı içindeki bir isim, 'Bülent Yıldırım'ı ben bitireceğim' demiş. Bu kişi, Emniyet İstihbarat içerisinde üst düzey bir yetkili. Dinlemeler o yüzden beni şaşırtmıyor."

EY ZİBİDİLER BUNU NE HAKLA YAPTINIZ?
Fuat Kozluklu (Gazeteci):
"15 yıl gazetecilik yaptığım Washington'da ABD İstihbaratı tarafından dinlenmiş birisiyim. İş ve ev arasında gidip-gelen, sadece ailemle yaşam süren birisiyim. Ama buna rağmen yaptığım işten haz etmeyen sapıkların beni dinlediğini, dinlettirdiğini hep biliyordum. Memlekete dönüş yaptığım 2006'dan kısa süre sonra, sanırım 2008'de bir ahbabım, telefonlarımın dinlendiği uyarısında bulunmuştu. Türkiye'de devlet içinde çöreklenen bir şantaj ve tehdit çetesi bulunduğunu da duyuyordum. Binler, hatta belki 10 binler, ne hukuk ahlakı ne de hukuk tekniğine evrensel uygunluğu bulunan, Hitler'le genetik akrabalıklarının olduğunu düşündüğüm tiplerin röntgeni, fişlemesi ve infazıyla karşı karşıya kaldı. Tam bir cinnet hali. 'Şeytan bile masum kalır' dedirten, belden aşağı, tuzak ve üretim/ montaj içeren dinlemelerle saldırılıyor. Ancak yalan mızrak ve çuvala sığmıyor. Onlara şunu diyorum: Ey zibidiler, ey röntgenciler; siz yerli olamazsınız. Ve siz kim oluyorsunuz da devletin görevini üstlenerek hiçbir yasallığı bulunmayan, üç yıl süreli telefon dinlemesi yapıyorsunuz? Özel yaşamı takibe alıp, kaydediyorsunuz? Bunu, ne hakla yaptınız?"

TELEFON DİNLER, LAF DİNLEMEZLER
Okan Müderrisoğlu (Gazeteci): "
Bir efsane gerçekleştiği için şaşırtıcı bulunmayan, ama hedefi haline geldiğinizde irite edici bir durum. 'Her fani bir gün ölümü tadacak' misali herkesin, her an, her vesile ile hedefi olabileceği bir kurgu. Üstelik yasa dışı dinlemeye hukuk kılıfı giydirilmesi, binlerce kişinin mahreminin kayıt altına alınması da mümkün. Öyle bir zincir düşünün ki, 'polissavcı- hakim' ve en üstte 'Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu.' Formatlanmış tek tip bu yapıda kimi kime şikayet edeceksiniz. Zaten tuzun koktuğu yer de burası. Türkiye'nin, başını iki elinin arasına alıp düşünmesi gerekiyor. Yasal gibi görünen senaryo içerikli dinlemeler ile yasa dışı dinlemelere kökten çözüm üretilmesi kaçınılmaz! Bu konu, kişilerin inisiyatifine bırakılmayacak kadar hassas!"

BU DİNLEMELER RÖNTGENCİLİĞE GİRER
Defne Samyeli (Sunucu):
"Dinlendiğimi öğrenince çok şaşırdım. Avukatım benim telefonumun dinlenmesi için gerçekten böyle bir mahkeme kararının olup olmadığını araştırıyor. Hukuki dayanağı olmadan gerçekten bunca yıl telefonum dinlenmişse savcılıktan bu konuda bir açıklama beklemek yasal hakkımdır. Yoksa yapılan iş, bir nevi röntgenciliğe girer. Selam Terör Örgütü iddiaları vahim derecede gülünç. İdeolojisi bu kadar farklı binlerce kişi nasıl aynı örgüt/amaç için çalışabilir? Ben Atatürk'ün sağlam temeller üzerine kurduğu cumhuriyetimizin kurumlarına ve yargıya inanıyorum. Gerçekler elbet ortaya çıkacak."

ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN
Nihal Bengisu Karaca (Gazeteci): "
"İki önemli gazetenin ortaya koyduğu iddialar vahim. Dinlenen kişi sayısına ilişkin rakamlar korkunç. Sosyal medyada önceki günlerde 'Bağcılar Kardelen Pastanesi'nde biriyle buluştun, hakkında her şeyi biliyoruz' yahut 'Hüseyin Çelik sana karşı kendimi zor tutuyorum' diye bağıran bazı gazetecilerin egolarının, kabadayılıklarının kaynağı da aydınlanıyor. Dinlenenler arasında her kesimden insan var. Devletin kurumlarının kamuya borçlu oldukları ödevler vardır; güveni, düzeni, huzuru korumak gibi. Ama bu yetkiler halka karşı paranoyak davranma yetkisi vermez o kuruma. Soğukkanlılığımızı yitirmeden şu tespiti yapabilmeliyiz. Görünen o ki sistemin merkezi değişmediği sürece güç kimin eline geçerse bunu korumak için diğerini, kendine benzemeyen kim varsa hepsini 'tehdit' haline getirmeye çalışacak. Olaylara, öfkenin, kırgınlığın ötesine geçerek, somut, sistematik çözümler üzerinden bakmakta fayda var. Allah yardımcımız olsun."