Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hayatın filmlerdeki gibi olduğunu düşünüyorum

Giriş Tarihi: 16.3.2014

İbrahim Çelikkol, dizilerde gösterdiği başarıyı sinemada da yakalama peşinde. Belçim Bilgin'le oynadığı Sadece Sen'de kör bir kıza aşık, eski bir boksörü canlandırıyor. Çelikkol da filmdeki boksör gibi aşkın sınır tanımadığını düşünüyor

İbrahim Çelikkol, bir Osman Sınav keşfi. Usta yönetmen kendisine Pars: Narkoterör filminde Komiser Şamil Baturay rolünü verdikten sonra, manken kökenli Çelikkol'u tutabilen olmadı. M.A.T dizisinin ardından rol aldığı Karadağlar ile dikkat çeken, Keskin Bıçak, İffet ve Merhamet dizileriyle sektörün vazgeçilmezleri arasında yerini alan İbrahim Çelikkol, Fetih 1453 filminde de rol aldı. Filmde Ulubatlı Hasan'ı canlandıran Çelikkol, Sultan Mehmet karakterinden daha çok ilgi görerek sadece dizilerin değil, filmlerin de jönü olabileceğinin sinyalini verdi. Bu sinyali alan Boyut Film oldu. Çelikkol'a önceki gün vizyona giren Sadece Sen isimli filmde, Belçim Bilgin'in canlandırdığı kör bir kıza aşık, eski bir boksör rolü verildi. Film şimdiden Çelikkol'un dövüş sahneleriyle konuşuluyor. Biz de İbrahim Çelikkol'la kariyerindeki hızlı yükselişi, hayatını ve planlarını konuştuk

- Kısa zamanda jönlerden biri olmayı başardınız. Şimdi de, kör bir kıza aşık boksör rolündesiniz... Ne farkı var canlandırdığınız diğer adamlardan?
- Filmde çok büyük bir aşk anlatılıyor. Canlandırdığım karakter de aşkı için büyük mücadeleler veren biri. Çok gizemli, sırlarla dolu bir adam. Diğer oynadığım karakterlerden ne farkı olduğuna bir cevap bulamıyorum. Hepsinin yazgısı bende çok başka. Oynadığın bir rolü bir daha oynamanın bana çok fazla bir katkısı yok. En büyük eğitimim işlerim. Bu işte bir gelişim gösteriyorsam eğer, bu eğitimi işlerim yoluyla aldım. Hepsinin birbirinden farklı karakterler olması, farklı insanlarla çalışmak geliştirici oldu.

- 'Gelişim gösteriyorsam eğer...' diyecek kadar mütevazı biri misiniz?
- Bu konularda mütevazı olunması gerektiğini düşünüyorum. Zaten böyle yaşıyorum ve böyle hissediyorum. 'Oyunculuk nedir, ne değildir?' konusunun net bir cevabı yok. Her zaman bir bilinmeyen olarak kalacak. Öğrenmeye açık bir konu, yelpazesi geniş. Her adımında kendine farklı bir şey katabiliyorsun. Herhalde ölene kadar oyunculuğu tam anlamıyla öğrenemem. Bu nedenle tevazudan değil, doğru olduğu için böyle diyorum.

- Manken kökenlisiniz... Bu yüzden sektörde hep bir kendinizi kabul ettirme durumu yaşıyor musunuz?
- Mankenler oyunculuk yapıyor bu net. Kimisi iyi yapar, kimisi kötü... 'Şu meslekteki bu işi yapar, şu işi yapamaz' diye ayrım yapamayız. İnsanlara sunulan şanslar vardır; bu şansları nasıl değerlendirdiğimizi tartışmak, bir mankenin nasıl oyuncu olduğunu tartışmaktan daha değerli.

- Oynadığınız dizi final yaptı, bundan sonrası için bir süre ara vermeyi düşünüyor musunuz?
- Hayat ne getirirse onu karşılamaktan yanayım. İyi bir şeyle karşılaşırsam ara vermem gerekmez. Zamanı gelince yeteri kadar dinlenirim. İşimi yaparken de dinlenen bir adamım.

AŞK ENGEL TANIMAZ
- Filmde bir boksörü canlandırıyorsunuz. Boks karakterinizi yansıtan bir spor mu?
- Sanırım basketbol beni daha çok yansıtan bir spor. Zaten profesyonel basketbolcuydum. Basketbol oynamaya devam ediyorum. Boks sadece merak ettiğim bir spordu, onu da denedim. Denemediğim spor olsun istemiyorum çünkü sporun her alanını çok seviyorum. Becerebildiğim ölçüde her spor dalını yapabilirim.

- Filmde engel tanımayan bir aşk durumu var. Size göre aşk engel tanır mı?
- Aşk engel tanımaz.

- Hayat filmlerdeki gibi mi?
- Hayatın filmlerdeki gibi olduğunu düşünüyorum. Yaşanmasa öyle filmler olmazdı. Her hayatın içinden alınmış bir yığın hikayeden oluşan senaryolar var. Hiçbirinin ütopik olduğunu düşünmüyorum. Öyle bir aşk şu an önüme gelse, mücadele ederim.

- Filmlere inanan bir romantiksiniz yani...
- Filmlere inanırım. İnanmadığın bir şeyi seyretmek de çok anlamsız değil mi zaten?

- Filmde aşkı için dövüşen bir adam var. Siz aşk için neler yaparsınız?
- Ben de aşk için her şeyi yapabilirim.

- Kendiyle barışık biri misiniz?
- Kendimle barışık olduğum zamanlar da var, olmadığım zamanlar da. Zaman geliyor kendime çok kızıyorum. Zaman geliyor kendimi seviyorum. Dönemine göre değişiyor.

- Şu an hangi dönemdesiniz?
- Şu an kendimi iyi hissettiğim bir dönemdeyim. Çünkü işlerim yolunda gidiyor, planlarım var, hayatımla ilgili düşündüğüm güzel şeyler var.

ELEŞTİRİLERE AÇIĞIM
- Dengenizi ne bozar?
- Saygısızlık herhalde.

- En huzur bulduğunuz yer neresi?
- Ailemin yanı, orman, doğa.

- Aileniz nerede?
- İstanbul'da. Hep bir aradayız.

- Sizi en sert kim eleştirir?
- Ablam ve annem. Aklına gelebilecek her konuda beni eleştirirler. Saçıma, başıma, konuşmama kadar. Daha önce söylenmemiş tüm eleştirileri ailemden duyabilirim.

- Bu eleştirilere açık mısınız?
- Sadece aileminkilere değil, dışarıdan da gelebilecek tüm eleştirilere açığım. Doğruluğuna inanıp inanmamak benim elimde ama eleştiriyi dinlerim.

1999 DEPREMİ SONRASINDA BİR YIL ÇADIRDA YAŞADIK
- Kökleriniz nereye uzuyor?
- Anne tarafım Selanik, baba tarafım Arabistan. Ama ben İzmit'te doğmuşum. Babaannem ve dedeme uzanıyor hikaye... Onlar birbirini bulunca gerisi gelmiş.

- İzmit denince insanın aklına 17 Ağustos 1999 depremi geliyor. Depremde kayıp verdiniz mi?
- Birisinin hayatını istemediği bir şekilde kaybetmesi hepimizin kaybı oluyor. Kendi ailemden, kan bağımdan kimseyi kaybetmedim. Ama çevremden çok arkadaşımı, çok dostumu, çok ailemi kaybettim. Bir sene çadırda yaşadık. Ardından İstanbul'a geldik.

- Depremden sonra tüm ailenin sorumluluğunu üstlenmişsiniz...
- Çünkü babamı kaybettik depremden sonra. Ablam benden daha çok baba olmuştur bize. Tüm sorumluluğu üstlendim ama ablamla birlikte.

- İzmit nasıl bir his uyandırıyor sizde?
- İzmit, benim için huzur demek. Yaşantımın, çocukluğumun geçtiği, okulumun olduğu, büyüdüğüm, ilkleri yaşadığım yer. Hâlâ giderim, çok arkadaşım var.

- Hep yakışıklı bulunan bir tip miydiniz?
- Basketbolcu olduğum için ilgi oluyordu.

- Bursa'ya okumaya gittiniz...
- Evet. Ama babamı kaybedince okumayı bıraktım. Ablam İstanbul Üniversitesi'nde okuyordu. Ailece buraya geldik.

- Sonrasında modellik yaptınız ve Osman Sınav'ın Pars:Narkoterör filmiyle bu camiaya girdiniz...Tesadüflerle ilerleyen bir hayatınız var...
- Evet, hayat tesadüflerle dolu. Şans yanından geçer göremezsin ama o seni bir şekilde bulur.

- Bu tesadüfler devam eder mi?
- Hayatımda her şey olabilir; iyisiyle kötüsüyle, hepsine açığım.

AŞK BÜYÜK BİR DUYGU. ARKADAŞINA, SEVGİLİNE, AİLENE DUYDUĞUN...
- Hayran profiliniz nasıl?
- Her yaş grubundan var. Yolda yürüdüğümde, yaşlı teyze de, amca da, küçük bir kız da yoluma çevirebiliyor. Güzel şeyler duyuyorum.

- Hiç tanınmayan bir adamken ünlendiniz. Egonuzu nasıl etkiledi?
- Ego dememek gerekiyor. Bu hayatın içinde olabilecek şey, beni de buldu. Ben de tanınıyorum. Zaman içinde de duruma alıştım. Alıştıktan sonra, buna göre yaşadım. Tanınmak işimin bir parçası. Bu hayatın içinde egoyu çok barındıramıyorum. Hayatımın başka alanlarında egolarım varsa onu bilemiyorum ama tanınmışlıkla birlikte bunu yaşamıyorum.

- Tanınmak hoşunuza gidiyor mu?
- Bu işimi doğru yaptığımın bir göstergesi. Hoşuma da gidiyor.

- İdeal kadın tipiniz, her röportajınızda fiks; İçten, neşeli, kendine güvenen...
- Başka bir özellik bulamıyorum. Bu üçü yeterli. Kadının kendine güvenmesi birçok şeyi hallediyor zaten.

- Evlenirsem hayranlarım azalır diye bir endişe yaşar mısınız?
- Hayır, yaşamam hatta çoğalabilir diye düşünüyorum.

- Aşkı nasıl algılarsınız? Büyük anlamlar yükler misiniz?
- Yüklerim. Aşkın sadece bir kadına karşı duyulan bir his değil, bir bütün. Aşk büyük bir duygu. Arkadaşına, sevgiline, ailene duyduğun... Aşk bütünüyle var olduğu zaman, bir kadınla da paylaştığın zaman sınırsız bir hal alıyor.

- Yasemin Allen'la ilişkiniz var mı?
- Yok öyle bir durum!

AMERİKA'DA İKİ AY KALIP, WORKSHOP'LARA KATILACAĞIM
- Nasıl hazırlandınız boksör rolüne?
- Bir boksörü oynayacağım diye bu senaryoya 'Evet' demedim. Bir Güney Kore filmi uyarlaması olduğu için, izledikten sonra içinde kendimi buldum. Hayatımda her dönem spor oldu, boksla da uğraştım. Ayrıca doğayla iç içe yaşamayı seviyorum; ormanda koşarım, yüzerim, board ve kayak yaparım, basketbol hep hayatımda zaten. Tüm bu sporlara ilgimin artılarını da gördüm bu projede.

- Küçüklüğünüzde Van Damme filmleri izlermişsiniz... Karakterin boksör olması size cazip geldi mi?
- Böyle bir karakteri canlandırmayı çok istiyordum. Aslında boksa dayalı bir film değil, bir aşk filmi. Adamın geçmişi karanlık, sırlarla dolu, bunlar beni çok etkiledi. Boks da cabası. Aksiyon da işin içine girince beni sardı.

- Yakın zamanda ABD'ye gidiyorsunuz değil mi?
- 27'sinde gidiyorum, workshop'lara katılacağım. Biraz da dilimi ilerletip, vakit geçireceğim. Belçim de destek verdi, oradaki yaşayan arkadaşlarıyla tanıştırdı. Bu vesileyle de iyi bir okul ayarladık... İki ay kadar Los Angeles'ta kalacağım.

- Filmde en zorlandığınız sahne hangisi oldu?
- Tüm sahneler zor. Çünkü hepsi birbirini tamamlayan sahneler. Duyguyu devam ettirme hali zor bir şey.

- Eğlendiğiniz zamanlar oldu mu?
- Hem çok zorlandık, hem de çok eğlendik. Güzel bir ekipti, güzel bir sinerji yakaladık. Bunun sonucu güzel şeyler ortaya çıkıyordu. Öyle anların ardından sette bir alkış kopuyordu. Aslında her sahne bizim için sürprizdi.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hayatın filmlerdeki gibi olduğunu düşünüyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz