X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Benim ayağım kafamda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Benim ayağım kafamda

  • Giriş Tarihi: 13.4.2014

Dört yaşında sağ ayağını dizden itibaren kaybeden Barış Telli, önce futbol oynadı, ardından atletizme yöneldi. Ama özel bir proteze ihtiyacı vardı. Hülya Avşar onun sesini duydu, gereken protezi sağladı. Barış artık koşmuyor, uçuyor

Başarı engel tanımıyor. Kimilerimizin iki ayakla yapamadıklarının, bazıları tek kolla, tek ayakla üstesinden geliyor. Bugün bu sayfada bir başarı hikayesi okuyacaksınız. Kırıkkale'den tek ayakla Olimpiyatlar'a göz kırpan bir hikaye. Kahramanıysa 25 yaşında genç bir delikanlı: Barış Telli... Umut dolu, başarı dolu, hayallerle süslü bir hikaye bu... Dört yaşında en büyük tutkularından birinin, futbol topunun peşinden koşarken, caddeye fırlayan ve annesinin gözü önünde minibüs altında kalan Barış'ın hikayesi... Kaza sonucu kesmişler bacağını... Ama o hiç düşünmemiş bu kazayı. Hatta anne babasını üzmemek için kazayla ve o günlerle ilgili sorular da hiç sormamış. Bir aile dostundan öğrendiğine göre annesinin saçları bir haftada bembeyaz olmuş. Ama o bu olayı bile aile içinde gündeme getirmekten çekinmiş. "Anneme, babama, kardeşlerime çok şey borçluyum. Onların hüzünlenmesine dayanamam" diyerek özetliyor bu durumu.

Gelelim Barış Telli'nin başarı hikayesine... Sağ ayağı dizden itibaren yok. Ama o bugün Gazi Üniversitesi'nde beden eğitimi bölümünde okuyor. Türkiye Ampute Futbol Milli Takımı'nın yıldız futbolcularından biri. Avrupa'da ve Türkiye'de aldığı sayısız ödül var. En Centilmen Oyuncu, En İyi Oyuncu gibi lakapları da bulunuyor. Futbolda işi çoktan halletmiş anlayacağınız. Şimdi de gözünü atletizme dikmiş. Tek eksiği koşu için özel üretilen bir protezmiş. O da Yetenek Sizsiniz programında tanışma imkanı bulduğu Hülya Avşar sayesinde tamamlanmış. "Koşmak istiyorum" diyor... Ama sıradan sahalardan bahsetmiyor. En büyük hayali 2016 Olimpiyat Oyunları'nda yarışmak. Her gece kafasını yastığa koyduğunda Olimpiyat hayali kurduğunu anlatıyor büyük bir heyecanla. Soyunma odasında hazırlanışını, altın madalya alışını yüzlerce kez hayal etmiş. "O madalyayı alacağım. Hem ülkemi gururlandıracağım hem de bana güvenen Hülya Avşar'ın yüzünü kara çıkarmayacağım" diyor. Barış'ı tanıyınca bunun bir hayalden çok daha öte olduğu hissine kapılıyor insan. Hırsını, anlattıklarını ve ne kadar çalıştığını bizzat gözlemleyince "Neden olmasın?" diye geçiriyor aklından. Hele bir de benim gibi sahaya inip yarışmaya kalkışınca, Barış'ı geriden seyretmek olağan oluyor. Az buz değil... 100 metreyi 17 saniyede koşuyor. Üstelik bu Hülya Avşar'ın aldığı protezden önceki derecesi. Şimdi çok daha iyisini yapacağından emin. Barış'la yüksek atlama, koşu, uzun atlama yaptıktan sonra oturuyoruz bir çay bahçesinde hayat hikayesini konuşmaya başlıyoruz. Başardığı o kadar çok şey var ki anlat anlat bitmiyor. "Spor engel tanımıyor" diyorlar ya en güzel ispatı o an karşımda oturuyor ve soluk almadan yaptıklarını, yapacaklarını anlatıyor.

- Dört yaşında, çok küçük yaşta kaybediyorsunuz ayağınızı. O güne dair neler hatırlıyorsunuz?
- 13 Nisan'da trafik kazası oluyor. 10 gün sonra 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda ayağım kesiliyor. Kısmet işte, benim bayram hediyem de bu oluyor. Futbol topunun peşinden koşarken minibüs çarpıyor. Annem çığlık çığlığa, ambulans bir türlü gelmiyor. En sonunda trafik polisleri hastaneye götürmüş beni.

- Hiç o minibüs şöförünü düşünüyor musunuz peki? Ya da görüşüyor musunuz?
- Düşünmüyorum, suçlamıyorum da. Takdir-i ilahi. Ama hiç ilgilenmemiş, arayıp sormamış da. Annemler de olayın üstüne gitmemiş. Zaten maddi durumu çok iyi bir aile değildik. Babam memur, annem ev hanımı. Bu kazayla zaman durmuş onlar için.

- Çocukluk yıllarınız nasıldı? En büyük zorluğu nerede yaşıyordunuz?
- Ayağa kalmak istiyorum, kalkamıyorum. Adım atamıyorum. Farklı bir duygu. Çocuğum, farkında değilim. Her şeyden oyun çıkarıyorum. Evde ellerimin üzerinde yürüyorum. Koltuktan koltuğa taklalar atıyorum.

- Okulda, arkadaşlarınızla durum nasıldı?
- Okulda ve mahalledeki bazı çocuklar aralarına almıyordu. Çocuklar çok masum varlıklar. Kafalarından geçenleri hemen söylüyorlar. Bazılarına farklı geldiği için, aralarında olmamı istemiyorlardı. Bazıları ise bu sorunu çok dert etmiyordu. Ben değnekle futbol oynamak istiyordum, düşerim diye korkuyorlardı. Ama hep futbolcu olma hayalim vardı, zorla da olsa oyuna girip oynuyordum.

- Tek ayağınızın olmaması hiç sizi futbolcu olma hayalinden yıldırmadı mı?
- Hayır, hep bir gün yıldız bir sporcu olacağımı biliyordum. Evet tek ayağım eksik. Ama her şey kafada, beyinde bitiyor. O ayak benim kafamda var. Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım.