X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Suriyeli mültecilere sivil yardım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Suriyeli mültecilere sivil yardım

  • Giriş Tarihi: 20.4.2014

İç savaştan sonra ülkelerinden ayrılan 5 milyon Suriyeli'den 1.7 milyonu Lübnan'a sığındı. Savaşın yıkımını bilen Lübnan mültecilerin derdine derman olamadı ama İnsani Yardım Vakfı yardıma yetişti

Suriye iç savaşı, Ortadoğu'da bütün coğrafyayı olumsuz etkiledi. Artık Türkiye'nin her yerinde Suriye'den göçen ve yaşam mücadelesi veren insanları görmek neredeyse normal hale geldi. İstanbul'dan Beyrut'a uçarken böyle düşünüyor, "Savaşa rağmen ayakta kalmaya çalışmak dünyanın en zor şeylerinden biri olsa gerek" diyordum. Suriye'nin kapı komşusu Lübnan da iç karışıklıkları bitmeyen, siyasi çalkantılarıyla meşhur, mezhepsel savaşların ve çekişmelerin sembol olduğu bir ülke. Bir komşusu yıllardır kanlı bıçaklı olduğu İsrail, diğeri ise Suriye. Lübnan etnik yapısı nedeniyle üçlü koalisyona mahkum olan bir ülke. Hıristiyan, Şii ve Sünni bir koalisyonun hakim olduğu ülke, Suriye'den kaçarak yaşamaya çalışan 1 milyon 700 bin insana da ev sahipliği yapıyor. 4 milyon 500 bin nüfuslu Lübnan'da bu çok ciddi bir rakam ve iktidardaki koalisyon yapısı nedeniyle mültecilere devlet eliyle yardım yapılmıyor. Yardım, yalnızca sivil toplum kuruluşları ile yapılıyor. İnsani Yardım Vakfı (İHH), Lübnan'da da sığınmacıların imdadına yetişmeye çalışıyor.

GÖRMEZDEN GELİNEN MÜLTECİLER
Suriyeli mülteciler için kalıcı hiçbir şeyin yapılmasına devletin müsaade etmediği Lübnan'da, kamplar bir bakıma kaçak, yerel merkezi otorite ile yapılan anlaşma sonucu, göz yumma politikasıyla yapılabiliyor. Sivil toplum kuruluşları bir kamp kurma işlemi yaparken bütün satın alım ve işçilik anlaşmalarını yerel işletmelerle yaparak kendilerine taraftar toplayıp kampın kurulumunu tamamlıyor. Bunu yaparken, kurulan kamp arazisi özel mülk olmak zorunda. Lübnan'ın Suriye sınırındaki Arsal, bir mülteci kampı cehennemi. Her ne kadar sivil toplum kuruluşları kamplarda yemeiçme barınma gibi ihtiyaçları karşılasa da, sayının her geçen gün artması yaşamı daha da çekilmez hale getiriyor. Bölgede kendi imkanlarıyla tenekeden veya tahtadan kurulmuş binlerce çadır bulunuyor. Arsal'da sınırdan kaçak yollarla geçen ve yaralananların tedavi edildiği tek yer ise kaba inşaatı bitmiş, Rahme Hastanesi. Hastanenin ambulansları ise Türkiye'den gönderilmiş birkaç araçtan oluşuyor. Arsal bölgesinde İHH ekiplerinin yaptığı yardımları dağıtırken, çadırlar arasında dolaşıyor ve insanların durumlarını görmeye çalışıyoruz. Adının Muhammed olduğunu, Suriye'de muhasebecilik yaptığını öğrendiğim birinin çadırına konuk oluyorum. Daha iki günlük bir bebek annesinin kucağında duruyor. İki günlük bebeğin henüz adı bile yok. Ağabeyi mutsuz ve korku dolu gözlerle kardeşine bakıyor. Anne konuşmuyor, çekiniyor fotoğraf çekerken. Muhammed, savaşın bittiği günü görmek istediğinden ve Şam'daki normal hayata dönme isteğinden bahsediyor. Çadırdan çıkarken, gözüm annesinin kucağındaki bebeğe takılıyor ve üzülüyorum. Çadır çölünden oluşan bir bölgede bir kamptan diğerine yardım için koşturuyoruz. Çadırlarda eğitim verilen çocuklar da sivil toplum kuruluşlarının öncelikli yardım konusu. Savaşın masum mağdurları çocuklar, sırası, tahtası olmayan bir çadırda aslında meşgul ediliyor. Savaşı unutsunlar, hayal kurabilsinler diye. İHH'nın yardımları dağıtılırken, bir kadın yanıma geliyor ve Arapça bir şeyler söylüyor. Anlamaya çalışıyorum, anlamadığımı görünce "Türkiye thank you" diyor. O an oraya ulaşan yardımların ne demek olduğunu anlıyorum.