X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Pembe Mavi oyuncak isyanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Pembe Mavi oyuncak isyanı

  • Giriş Tarihi: 27.4.2014

Kız çocukları gerçekten bebekler ve çay takımlarıyla mı oynamak istiyor? Erkek çocuklarının tek istediği kamyonlar ve silahlar mı? Elbette değil. O zaman oyuncak sektörü neden bu konuda ısrar ediyor?

ABD'de bir oyuncakçının pembe oyuncaklarla kaplı koridorunda kameralara yakalanan beş yaşındaki Riley'nin "Neden bütün kızlar pembe oyuncaklar, erkek çocuklar ise farklı renkte olanları satın almak zorunda?" sorusu yıllardır tartışılan bir konuyu tekrar gündeme getirdi. Riley'nin cinsiyet ayrımcı oyuncak sektörüne isyan ettiği bu görüntüler, bugüne kadar YouTube'ta 4,5 milyondan fazla kez izlendi. Üstelik Riley yalnız değil. Kız ve erkek çocukların dünyasının pembe ve mavi olmak üzere ikiye ayrılmasına; ilk yarının pasif, sevimli ve nazik, ikinci yarının ise agresif, aktif ve güçlü olanı temsil etmesine karşı çıkanların sesi her geçen gün daha da yükseliyor. Geçen yıllar içinde yetişkinlerin dünyasında cinsiyet eşitliğine yönelik yeterli olmasa da önemli adımlar atıldığı bir gerçek. Oysa çocukların dünyasına baktığımızda kıyafetten oyuncaklara kadar her alanda ayrımcılığın sürdüğünü görmek mümkün. Oyuncak sektöründe pembe ve mavinin hakimiyeti devam ediyor. Bu kodlamaya uymayan çocukların sonu ise çoğunlukla aşağılanmak oluyor. İngiltere'de yaşayan Tricia Lowther'ın kızıyla yaşadıkları bu aşağılanmanın ciddiyetini gözler önüne serer nitelikte. Altı yaşındaki Marianne Cars (Arabalar) filminin hayranıdır. Lowther, bir gün süpermarkette kutularının üzerinde araba ve prenses resimleri bulunan meyve sularını görür. Kızının arabaya bayılacağını düşünerek seçimini bu yönde yapar. Marianne kutuyu eline alır almaz saklamaya çalışır. Lowther kızına sorun nedir, diye sorar. Aldığı yanıt "Bu erkek çocuklara göre" olur. "Ama sen de arabaları sevmiyor musun?" dediğinde ise Marianne'in yanıt şöyledir: "Evet, ama bunun kimse tarafından bilinmesini istemiyorum." Lowther'ın da gönüllü olarak katkıda bulunduğu Let Toys Be Toys kampanyası oyuncak firmalarının kızların ilgi alanlarını pembe, kadınsı ürünlerle sınırlamasına karşı çıkıyor. Kampanya sayesinde bugüne kadar 12 firma oyuncakların üzerindeki "kız çocukları", "erkek çocukları" ibaresini kaldırmış. Lowther, oyuncakların cinsiyete göre değil, ilgi alanlarına ve konularına göre kategorize edilmesi gerektiğini savunuyor. Avustralya'da ise Thea Hughes ve Julie Huberman, Play Unlimited kampanyasını başlatmış. Hughes, dört yaşındaki oğlunun pembe renk sevgisi karşısında insanların reaksiyonun çok üzücü olduğunu söylüyor: "İnsanlar tarafından yargılandığını fark etmeye başladığı döneme tanık oldum. O yaşta böyle bir durumla karşı karşıya kalması çok üzücüydü."

Renkler ayrılınca gelir artıyor
Oyuncak sektörünün renk ayrımında ısrar etmesinin en önemli nedeni elde edilen gelirin daha fazla olması. İki çocuklu bir anne-baba düşünün. Kızlarına aldıkları pembe bisikletin erkek çocukları için fazla feminen olduğunu görünce ne yaparlar? Elbette oğulları için de yepyeni bir mavi bisiklet alırlar. Cinsiyet ayrımcı oyuncaklarla ilgili en önemli sorun ise çocukların ilgi alanlarını sınırlandırması. İngiliz parlamenter Chi Onwurah, bu konuda bir bilim kadınının kendisine yazdığı mektubu gündeme getirdi. Bilim kadını mektupta her sabah işe giderken gördüğü, küçük kızlara yönelik ürünlere dikkat çekiyordu: Pembe çiçekler, periler, prensesler. Yıllarca mühendislik alanında çalışan Onwurah, çocukları cinsiyetçi klişelerle sınırlandırmanın ekonomik bir mesele olduğuna inanıyor. Bilim, teknoloji ve inşaat gibi alanların kendisine uygun olmadığını düşünen kız çocukları gelecekle ilgili seçimlerinde de bu kodlamaların etkisi altında kalıyor. Onwurah, mühendislik okuduğu yıllarda sınıf arkadaşlarının yüzde 12'si kadınmış. Bu oran 30 yıl içinde yüzde 8'e düşmüş. Çocukluğunda kırmızı bisiklete binen Onwurah'nın favori oyuncağı ise sekiz yaşındayken kendisine armağan edilen mikroskopmuş.

Ultrason çıktı çılgınlık arttı
Cinsiyet ayrımcı tavrı güçlendiren en önemli etkenler oyuncak sektörü ile dirsek dirseğe giden televizyon programları ve reklamlar. ABD'li yazar Jo B Paoletti, bir başka ilginç noktaya daha değiniyor. Paoletti'ye göre hamilelikte ultrasonla bebeğin cinsiyetinin belirlenebiliyor olması da bu sektöre katkıda bulunuyor. Bu teknolojiden önce aileler bebeklerinin doğumunu beklerken yaptıkları alışverişte hoşlarına giden renklerde ürünler alıyordu. Ancak günümüzde bebeğin cinsiyetini öğrenen aileler mağazalara koşup kız ise pembe, erkek ise mavi renkli ürünler arasından seçimlerini yapıyorlar.