X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Seni bu hale düşürenler utansın!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Seni bu hale düşürenler utansın!

  • Giriş Tarihi: 27.4.2014

1983'teki Şampiyon Kulüpler finalinde yıldızlar topluluğu Juventus'u alt ederken, devlere kafa tutanlar için umut ışığı olmuştu Hamburg. Ve Alman Bundesliga'dan düşmeyen tek takım, artık borca batmış halde ligde kalma savaşı veriyor

25 Mayıs 1983... Boniek'li, Platini'li, Rossi'li İtalyan devi Juventus, Şampiyon Kulüpler finali için Atina'da... İtalyan taraftarları taşıyan uçaklar birbiri ardına iniyor piste. Rakip Alman Hamburg... Resmi adıyla Hamburger SV... Kimse bahsetmiyor onlardan, ihtimal dahi vermiyorlar kazanabileceklerine.

O akşam bütün dünyaya karşı yalnız bir takımdı Hamburg... Tüm kanıtlanmış kalitesine rağmen hesaba katılmayan, tribünlerde, manşetlerde, akıllarda, yapayalnız bir takım... Ve kimsenin inanmadığını başardılar. Magath'ın maçın başındaki füzesiyle, üstelik de "toplamda" daha iyi oynayarak kazandılar…

ERNST HAPPEL'DEN YIRTIK KOR KRİTERİNE
1977'de efsane olduğu Liverpool'dan Hamburg'a giden İngilizlerin unutulmaz golcüsü Kevin Keagen, Alman futbolcuların gücünü ve iradesini "Duvarın içinden dahi geçebilirler" diye tanımlıyordu. Hamburg, 1970'lerin başlarından 80'lerin sonlarına kadar bu iradeyi en net gösteren birkaç takımdan biri oldu. Birden fazla takımla Avrupa şampiyonu olan 4 teknik adamdan Avusturyalı kurt hoca Ernst Happel'le 82 ve 83'de üst üste 2 lig şampiyonluğu ve tüm dünyayı kontrpiyede bırakan o meşhur Avrupa zaferiyle de zirveye çıktılar. Manfred Kaltz'li, "Altın Kafa" Hrubesch'li unutulmaz kadro yıllarca rakiplerine korku saldı. 1982-83 arasında yakaladıkları 36 maçlık yenilmezlik rekoru ise ancak 30 yıl sonra bu sezon Guardiola'nın Bayern Münih'i tarafından kırılabildi.

1990'lardan itibarense altın çağ yerini önce duraklama sonra da gerileme devrine bıraktı. O parlak zaferleri getiren sistemli yapılanmanın aksine her başarısızlığa kısa vadede çözüm bulma paniğiyle hocaların biri gitti diğeri geldi. Kadro istikrarı ve kalitesi günden güne eridi. Hamburg'un kapısını pek çalmayan başarısızlık "yatıya kalmaya" başlayınca Almanya'nın ikinci büyük şehri yıldızlar için bir cazibe merkezi, bir tercih sebebi olmaktan çıktı. Bir dönemin süper gücü, sıradan futbolcular cennetine, iş bilmez yöneticiler için de bir staj yerine dönüştü. 127 yıllık kulüp futbol aklını yitirdi... Öyle ki 2008'de, Borussia Dortmund'a çağ atlatan adam Klopp'u almaya çok yakınlardı. Ama sırf iş görüşmesine yırtık kot ve sakalla geldi diye istemediler. Ve son 6 yılda geçici isimlerle beraber 11 hoca değiştirdiler.

Sportif iflas mali iflası da beraberinde getirdi. Kulübün borcu 100 milyon euroyu geçti. "HSV plus" denilen bir yeniden yapılanma hamlesiyle profesyonel takımın kulübün geri kalan kısmından ayrılması ve bir anonim şirkete dönüştürülmesi planlanıyor. Amaç nakit akışı sağlamak. Fakat kulüp geleneklerini yıkmak anlamına geldiğini söyleyip buna karşı çıkanlar oldu. Kulübün efsanelerinden Magath ise "Hamburg bu haliyle değer taşımıyor hisseleri kimse almaz, yok pahasına gider" diyerek muhalefet şerhi koydu.

En son 1987'de kupa yüzü gördü Hamburg âşıkları... O Almanya Kupası son dişe dokunur başarı oldu. 1963'te kurulan Bundesliga'dan hiç düşmeyen tek takım, ligde kalma savaşı veriyor şimdilerde. Bir dönem en şaşalı filmlerin aranan yıldızıyken, bir anda kendini küçük roller için menajerlerin kapısını aşındırırken bulan gözden düşmüş Hollywood yıldızları gibiler. Saha içindeki tükenmişlikten, gürültü kirliliğinden başka pek bir işe yaramayan yönetimdeki "çok sesliliğe" kadar her yönüyle yoğun bakımda artık eski dev... Ve ligde son 3 haftaya bir maç eksikle sondan dördüncü Stuttgart'ın 5 puan gerisinde girdiler. Kentte herkes lige tutunmanın matematiğini çözebilmek için sabah akşam hesap yapıyor şu aralar.

KÖLN GELİRKEN ONLAR SON ÇIKIŞTA
1983'teki o unutulmaz Avrupa zaferi sadece, 70'lerde esmeye başlayan bir rüzgarın fırtınaya dönüştüğü an değildi. Şans verilmeyen, göz ardı edilen takımlar için bir dönüm noktasıydı belki. Son dönemde Borussia Dortmund'un, Atletico Madrid'in, Liverpool'un yazdığı "Sindirella masalları"nın ilk sayfalarından biriydi. Modern zamanlarda karaborsaya düşen bir futbol sürpriziydi ama tesadüf değildi. Bir altyapısı vardı, sürpriz denen şeyin de aslında birikim ve planlama gerektirdiğinin resmiydi.

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca futbol aşığı için, güçlü ama kibirli Bayern Münih'e kafa tutan, başarısına şımarıklık bulaştırmayan bir kahramandı Hamburg o yıllarda... Benim gibi o finalde "Dinazor"lara inandığı için mahallede alay konusu olan bir grup "hayalperest" içinse, ertesi gün sokakta, okulda göğsünü gere gere gezmek demekti.

Final gecesindeki ruh 31 yıl sonra geri gelmezse, geçmişini arayan 80'lerin bir başka başrol oyuncusu Köln Bundesliga'ya dönüş biletini kutlarken, Kuzey'in yıldızı tarihinde ilk kez ikinci lig yüzü görecek belki de. Ve sadece anıları, kupaları ya da pişmanlıklarıyla değil, onlarca takıma ilham vermiş bir unutulmaz kahraman olarak çıkacaklar bu en buruk yolculuğa. Komadan çıkıp küllerinden doğmak üzere...