X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Diyarbakır’dan Musul’a Türk-Kürt ittifakı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Diyarbakır’dan Musul’a Türk-Kürt ittifakı

  • Giriş Tarihi: 15.6.2014

IŞİD’in Musul’u işgalinden sonra Türk-Kürt ittifakı daha da zorunlu hale geldi. Mesut Barzani de Türkiye’nin doğal müttefiki.

"Musul'u almazsanız Diyarbakır'ı verirsiniz."

Eski devletin intelijansiyasının önemli temsilcilerinden biri olan Yalçın Küçük, Türkiye'nin büyüme-küçülme, esneyerek genişleme-içine kapanarak kırılma arasında bir sarkaç gibi gidip gelen önemli meselesini bu cümleyle özetlemişti.

Türkiye'nin, özellikle 1991'deki Körfez Savaşı'nın yarattığı etkilerin sonucu olan 'de facto' gelişmelerden kaynaklanan dilemması günden güne büyüdü. Dilemma büyüdükçe sorun, ama aynı zamanda ona bağlı olarak çözüm gereksinimi de büyüdü ve çözümün imkânları da arttı.
Geçtiğimiz hafta kendine devlet adını vermiş, ancak henüz değil devlet aklına, örgüt aklına bile erişememiş Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı yapılanmanın Musul'u işgaliyle sorun ve çözüm yine Diyarbakır-Musul hattına dayandı.

Türkiye, paradoksal biçimde bölünerek değil ama esneyerek büyümek zorunda. Aslında esneme, büyümenin doğası gereğidir. Esnemeden büyümeye çalışırsanız kırılırsınız. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, Emre Taner'in müsteşarlığı döneminde, 2006 yılında hazırladığı raporda da "Ulus devletlerin, eğer çağın gereklerini yerine getiremezlerse tarih maratonunu kaybedecekleri ve egemenliklerini yitirecekleri" öngörüsü yer alıyordu. Türkiye, bu öngörü doğrultusunda son yedi yılda devlet yapısını dönüştürdü ve bu yeni devlet yapısı ekseninde kamuda da sosyal ve siyasal istikrar sağlanırsa ülke büyüyecek. Irak'ın fiilen üçe bölünmesinden sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile yapılan petrol anlaşması işte bu büyüme atılımının ilk ve en önemli ayaklarından biriydi.

KISA ÖMÜRLÜ KÜRT DEVLETİNDE DOĞDU
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Kürdistan Demokratik Partisi'ni ve bağımsızlık idealini babasından devraldı.

Baba Mustafa Barzani, 1903 yılında Irak'ta doğdu ve 1979 yılında ABD'de öldü. Osmanlı'nın son dönemlerinde isyanlara katıldığı için Hamidiye Alayları'nca tutuklanıp sürgüne gönderilen Barzani, 13 Ocak 1946'da, Sovyetler Birliği'nin desteğiyle İran sınırları içinde kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin kuruluşunda yer aldı. Bir yıl yaşayan bu devlet Sovyetler'in İran'dan çekilmesinden sonra yıkıldı. Mesut Barzani işte bu bir yıllık zaman dilimi içinde, 16 Ağustos 1946'da Mahabad'da doğdu. Kürtlerin binlerce yıllık tarihi boyunca kurdukları tek devlet Mahabad Cumhuriyeti'ydi. Mesut Barzani'nin, babasının, "Aşireti bağımsız bir devlete kavuştur" cümlesiyle özetlenebilecek vasiyetini üstlenmesinde Mahabad'da doğmuş olmasının etkisi vardır.

Mahabad Cumhuriyeti yıkılınca Mustafa Barzani Sovyetler Birliği'ne iltica etti, küçük Mesut ise Irak'a gitti. Mesut Barzani, Molla Mustafa Barzani'nin 1976'da ABD'ye iltica etmesinden sonra kardeşi İdris Barzani ile birlikte Kürdistan Demokratik Partisi'ni yönetmeye başladı. Saddam Hüseyin rejimi döneminde Kürtlerin baskıya maruz kaldığı gerekçesiyle silahlanma hızlandı. Barzani aşiretinin öncülük ettiği ayaklanmalar kanlı biçimde bastırıldı.

Mesut Barzani, 1987 yılında kardeşi İdris'in ölümü sonrasında KDP'nin alternatifsiz lideri haline geldi. 1991'de Saddam Hüseyin, Körfez Savaşı'ndan yenilgiyle çıkınca Baas rejimine karşı Kürt ayaklanması başlattı. ABD'nin desteğiyle zaman içinde Kuzey Irak'ta Kürtler için güvenli bölgeler oluştu. Bu dönemde KDP, Türkiye'nin PKK ile askeri mücadelesine de destek verdi.

Barzani, 2003 yılında Irak'ın işgalinden sonra kurulan Irak Hükümet Konseyi'nin Başkanı oldu. Haziran 2005'te Irak Kürdistan Parlamentosu tarafından Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı seçildi.

KÜRTLER TÜRKİYE'NİN DOĞAL MÜTTEFİKİ
Selefi bir örgüt olsa da ve 'Sünni İslam'ı temsil etmese de o veya bu şekilde Sünni İslam'ı itibarsızlaştırdığı için Şia'nın ve dolayısıyla İran'ın, İslamofobi'yi beslediği için de ABD ve İngiltere'nin işine gelen bir örgüt olan IŞİD'in, Irak'ta ve Suriye'de önemli bölgeleri ele geçirmesi Türk-Kürt ittifakını her zamankinden daha gerekli hale getiriyor.

Seçimlerden hemen önce sızdırılan Dışişleri Bakanlığı kaydında IŞİD'in Suriye'deki Türkiye toprağı Süleyman Şah Türbesi'ne saldırı ihtimaline binaen bir savunma senaryosu masaya yatırılıyordu. IŞİD, Suriye'deki türbeye değil ama Irak Musul'daki başkonsolosluğumuza saldırdı. Dolayısıyla senaryo başka bir bölgede gerçek oldu.

Bir yıl önce PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD, El Nusra ile çarpışırken Türkiye'nin doğal müttefikinin PYD olduğunu yazmıştım. "PKK ile müzakere yürüten bir Türkiye, PYD ile de çalışır. Nusra ve IŞİD gibi gruplardan zaten Türkiye'ye müttefik olmaz, olamaz" demiştim. Bugün bu ittifakın omurgası oluşmaya başladı.

Irak Şiası İran'la, Irak Kürtleri ise Ankara'yla müttefik. Sorun, Sünni Araplar'ın bölgede güçlü müttefikinin olmaması. (Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri müttefiklik kriterlerine uyacak devlet geleneğine sahip değil.) Belki bölgeyi istikrarsızlaştıran da bu.

Bu aşamadan sonra bölgede yeni ittifaklar kurulacak, var olan ittifaklar da pekişecek. Mesela Ankara-Barzani yönetimi üzerinden Türk-Kürt ekonomik ve siyasi ittifakı büyüyecek. Bu ittifaka PKK da Türkiye'nin ve Barzani'nin yanında katılırsa şaşırmayın.

Yalçın Küçük'ün Diyarbakır-Musul öngörüsü, küçük ama önemli bir farkla gerçekleşti. Küçük, belki de eski devletin düşünsel kodlarını taşıdığı için Musul'un Kürtlere verilmemesi gerektiğini söylüyordu. Ama bugün Türkiye Musul'u alacaksa bunu ancak Kürtlerle yapabilir. Yani Türk-Kürt ittifakı tam anlamıyla gerçekleşirse Türkiye esneyerek büyür. Gerçekleşmezse Türkler de Kürtler de kaybeder.

Geçmişte PKK, bölgenin en güçlü ve görece en demokratik ülkesine, Türkiye'ye karşı silahlı ayaklanma başlatmak gibi stratejik bir hataya düşmüştü. Bu yüzden başlangıçtaki 'Bağımsız Kürdistan' hedefine ulaşamadı. Türkiye de düşük yoğunluklu savaştan ötürü Kürt sorununun çözümünde zaman kaybetti.

Mesut Barzani ise aşiretinin yüz yıllık savaşını, devlet yapısı zayıf bir ülkede, zalim bir rejime (Saddam Rejimi) yöneltince ve daha önemlisi uluslararası güçlerle işbirliğine gidince bağımsız bir devlet kurabildi. Ve bu devletin, Türkiye ile ittifakı sürerse -sadece bir yıl yaşamış- Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nden çok daha uzun süre yaşayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok.