X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gerçek bir Badi Ekrem hikayesi!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gerçek bir Badi Ekrem hikayesi!

  • Giriş Tarihi: 6.7.2014

Futbolcu Arda Turan'ın, basketbolcu Semih Erden ile Oğuz Savaş'ın, filenin sultanlarından Derya Çayırgan Ünlü ve Melike Demirkaya'nın ortak noktası nedir? Onlar öğretmen Şerif Arslan'ın tedrisatından geçen sporcular. Peki Şerif Arslan kim? Bir modern Badi Ekrem!

'ndaki Şener Şen'in canlandırdığı Badi Ekrem'i düşünün. O, haylaz öğrencilerine sporun sadece futboldan ibaret olmadığını anlatır, her türlü sporu sevdirmek için elinden geleni yapardı. Hababam sınıfından sporcu çıkmadı ama birkaç kuşak Badi Ekrem'le büyüdü ve sporu sevdi... Şerif Arslan da tıpkı Badi Ekrem gibi bir beden eğitimi öğretmeni. Onun gibi hayatını öğrencilerine adayan, onlara sporu sevdiren bir öğretmen. Lakin onun durumu Badi Ekrem'den epey farklı. Şimdilerde Türkiye'nin yüzünü güldüren, gurur kaynağı olan birçok futbolcu, voleybolcu ve basketbolcu vakti zamanında onun tedrisatından geçmiş. Kimler yok ki Arslan'ın öğrenci listesinde? Futbolcu Arda Turan, Mehmet Aksu, Cafer Can Aksu, Mehmet Güven, Uğur Demirok, Ferhat Öztorun, Erdal Ferin, Zafer Şakar, basketbolcu Semih Erden, Oğuz Savaş, Birtan Batuk, Ogün Sevinç, voleybolcu Derya Çayırgan Ünlü ve Melike Demirkaya... Eğitimci olmak aslında bir bayrak yarışı derler. Arslan'ın hikayesi de bunu doğruluyor. Tekirdağ'da lisede okurken bir yandan tiyatroyla ilgilenip diğer yandan özel bir radyoda program yaparken hayatına giriyor beden öğretmeni. Ona sporu sevdiriyor ve macera da başlıyor: "Son sınıfta üniversite sınavlarında bir tercih yapmamız gerekiyordu. Sporu sevdiğimiz ve öğretmenimize saygı duyduğumuz için sınıftan birkaç kişi Spor Akademisi'ne gitmek istedik ve öğretmen olduk" diyor. Böylece Arslan kendi öğretmeninden bayrağı teslim almış oluyor. Arslan'ın ilk ataması İstanbul'daki Şehremini Lisesi'ne çıkıyor ve ileride çoğu profesyonel olacak öğrencileriyle burada karşılaşıyor. Tabii bu kadar spora düşkün öğrencinin Şehremini Lisesi'nde bulunması tesadüfi değil. Lisenin eğitim tercihleri sporcu öğrencilerin bu okulda öğrenim görmesinde etkili oluyor: "Takımlar, altyapılarındaki öğrencileri, sportif faaliyetlere yatkın liselere yönlendiriyor. Çünkü kulüpte oynadıkları için öğleden sonra antrenmanları oluyor ve bir kere öğrencilerin sabahçı olmaları gerekiyor. Lise de bu öğrenciler için spor sınıfı açıyor. Böyle olunca Şehremini Lisesi önemli bir tercih nedeni olmuş. Galatasaray'ın alt yapısından, Ülker'in paf takımından öğrenciler okuyordu lisede. Bunda okulun müdürü Ata Özer'in etkisi var. Eski bir sporcu olması ve sporu sevmesi, sporcu öğrencilere kucak açmasında etkili oldu." Arslan "Bir spor sınıfımız vardı içinden 17 tane profesyonel sporcu çıktı" diyor. Okulun sporcu öğrencilere kucak açması bir tercih belki ama Arslan ve arkadaşları da onlar için özel öğretmenler. Onlar beden eğitimi öğretmeni olarak diğer öğretmenlerle, okulla, öğrenciler arasında bir köprü görevi üstlenmişler. "Biz bu öğrencilerin okul ortamında zorluk çekmemesi, sportif yaşantılarına devam etmelerini sağlıyorduk. Ayrıca diğer öğretmenlerle onların arasında köprü görevi görüyorduk. Mesela bu tür öğrencilerin bütün derslere aynı ilgiyi göstermesi zordur. Bunun için kimi öğretmenlerin gözünde yaramaz, haylazdır onlar. Biz öğretmenlerin onlara karşı hoş görülü olmalarını sağlıyorduk. Sporcu öğrencilerin hayatlarının zor olduğunu anlatıyorduk. Ki öyledir. Hem bir kulüpte oynuyorsunuz hem de öğrencisiniz. Bir de ergenlik var. Tabii hırçın oluyorlar, enerji patlamasından dolayı da hareketliler. Turnuvalara gidiyorlar, kampa giriyorlar. Günlerce anne babadan ayrı kalıyorlar. Bu çocukları sıkıştırmamak gerek. Ben onlara bir arkadaş gibi yaklaştım. Diğer öğretmen arkadaşlara durumlarını anlattım. Böyle olunca o çocuklar size büyük saygı duyuyor. Hayatlarında önemli bir yeriniz oluyor."

YENİLMEDEN DÜNYA ŞAMPİYONU OLDULAR
Arslan bir yandan öğrencilerine "Mahmut Hocalık" yaparken diğer yandan da okulun basketbol takımının koçu olmuş. Bu koçluk ise başka bir dünyanın kapılarını açmış ona: "Okula geldiğim yıl futbol ve voleybol takımlarını çalıştıran öğretmen arkadaşlar vardı. Ama erkek basketbol takımı boştaydı. Bu takımı da bana verdiler. 2001 yılında takım liseler arasında Türkiye ikincisi oldu. O yıl dünya şampiyonluğuna da katıldık ve çeyrek finale kadar çıktık. Bu bizim için iyi bir tecrübe oldu. Sonrasında 2004 yılında kadromuzda şu anki Basketbol Milli Takımı'nın iki uzunu Semih Erden ve Oğuz Savaş vardı. Bu kadro ile Türkiye üçüncüsü olduk. 2005'te ise hiç yenilmeden İstanbul şampiyonu, Türkiye şampiyonu ve dünya şampiyonu olduk. O kadroda Berkay Sahillioğlu ve Ogün Sevinç vardı. Berkay şimdi Olin Edirne, Ogün ise Uşak Sportif takımlarında oynuyor." Şehremini Lisesi'nin liseler arası turnuvada Dünya Şampiyonu olması Türkiye'de büyük ilgi uyandırıyor o yıllarda. Arslan "Türkiye gelince büyük bir sevinçle karşılaştık. Üstü açık bir otobüsle şehir turu yaptık. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Ankara'ya gittik. Başbakan ile Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile görüştük" diyerek anlatıyor o günleri.

ŞEHREMİNİ'DEN İSPANYA'YA
Arslan sporcu öğrencilerin başarılı olma azimlerinin hayallerine de yansıdığını söylüyor. "O günlerde kimi Galatasaray'ın A Takımı'nda oynayacağını düşünüyordu, kimi de Efes'te oynamanın hayalini kuruyordu." Peki kimler hayallerine kavuştu? Arslan "Arda Turan, Galatasaray'da A Takım'da oynadı ve sonra da aldı yürüdü. Şimdi Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri. Arda ile aynı dönemde Mehmet Aksu diye bir öğrencimiz vardı. Geleceğin Hakan Şükür'ü olarak görülüyordu. Bir Hakan Şükür olamadı ama Galatasaray ve Beşiktaş'ta oynadı. Aynı sınıfta Cafer Can Aksu vardı ve ondan da umutluyduk, Galatasaray'da oynadı ama sonra kariyeri çok da parlak olmadı. Basketbolda Semih Erden NBA'de oynadı. Oğuz Savaş, Fenerbahçe Ülker'de, Birtan Batuk ise Anadolu Efes'te oynuyor." Birçok öğrencisini profesyonel dünyada ter dökmeye gönderen Arslan acaba hiç profesyonel olmak istemedi mi? Aslında lise yıllarında futbola gönül vermiş, amatör olorak Tekirdağspor'da oynamış. Fakat bir sakatlık onu sahalardan uzaklaştırmış. "Belki" diyor Arslan "Saha içinde gerçekleştiremediklerimi saha kenarında yaşamak istedim." Arslan şimdilerde Vedide Baha Pars İlköğretim Okulu'nda mesleğini icra ediyor. Öğrencilerinin hayatlarına sporu sokmak için çalışıyor. Yetenekli olanları yönlendirmeye çalışıyor. "Sonuçta" diyor "Sporla uğraşan çocuk ileriki hayatında hem fiziken hem de ruhen daha sağılıklı oluyor. Spor zekası gelişiyor. Bir takımda oynamak, beraber hareket etmeyi, kazanma ve kaybetmeyle başa çıkmayı öğretiyor çocuklara. Bunlar önemli şeyle

MİNİ DEĞİL İRİ BUNLAR
"Bir gün Samsun'a maça gittik. Semih Erden ve Oğuz Savaş ile maç öncesi şehri dolaşıyoruz. Şehremini Lisesi montlarını giymişler. Tuhaf bir görüntü veriyoruz. İki metrelik adamların yanında ben. Yanımızdan kızlar geçiyor. Dönüp baktılar, Şehremini yazısını görünce 'Bunlar mı mini olsa olsa Şehre irisi bunlar' diyerek laf attılar."

ARDA TURAN DERSLERE SAÇLARINI JÖLELEYİP GELİRDİ
"Arda Turan lisedeyken yeteneğinin farkındaydı. Sempatik bir öğrencimdi. Mesela okula saçlarını jöleleyip gelirdi. Lavobaya gönderir düzelttirirdim. Sonra Galatasaray'da parladı. Bence Türk futbolunun en yetenekli futbolcusu. Araya fiziki mesafe girdiği için görüşemiyoruz. Ama onun maçlarını izlerken gururlanmamak elde değil."

EMRE SAHA DIŞINDA EFENDİ, HAYIRSEVER BİR İNSANDIR
Şehremini Lisesi öğrencilerinden biri de Emre Belezoğlu. Arslan "O benim öğrencim olmadı ama kardeşi Bihter öğrencimdi. O sayede tanıştık. Açıkçası saha içerisinde farklı bir kimliğe bürünse de saha dışında efendi, saygılıdır. Okula gelir elimizi öper, 'Hocam' diye sarılır, kucaklaşırız. İyiliksever de bir insandır. Mesela 2004 yılında Yakutistan'da oynanacak Çocuk Oyunları Turnuvası'na gidecektik. Maddi bir destek gerekiyordu masraflar için. Emre o dönem 50 kişilik kafilenin orada 15 gün kalmasına destek oldu. Okula geldiğinde de kimsesiz ya da yoksul çocuklara yardımda bulunur" diyor.

ONLARLA GURUR DUYUYORUM
"Bazen öğrencilerimin maçlarına gidiyorum. Tribünde gördüklerinde selam veriyorlar. Kimileriyle görüşmelerim devam ediyor. Mesela Anadolu Efes'te oynayan Birkan Batuk ile Fenerbahçe Ülker'deki Oğuz Savaş'la da görüşüyorum. Hatta onun eşi milli voleyboycu Melike Demirkaya da öğrencimdi. İki sporcu evlendi. Kimileriyle araya hayat girdiği için görüşemesek de selamlar gidip geliyor. Benim için bir gurur nedeni onlar. Bir öğretmen için zaten öğrencilerinin başarılı olduğu görmenin ötesinde bir şey yok."