X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sistem mi, süpermen mi?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sistem mi, süpermen mi?

  • Giriş Tarihi: 13.7.2014

Messi, koca bir ülkenin hayallerini sırtlamış, kendi hikayesindeki tek eksik paragrafı yazmaya çalışan bir süper kahraman. Almanya ise her satırı binlerce kez düşünülmüş ve tek eksiği mutlu son olan kalın bir roman

"Biz Arjantinliler, bir lidere, ülkesi için her şeyi yapan bir baba figürüne ihtiyaç duyarız. Bu bizim kültürümüzde var..." Arjantin teknik direktörü Sabella, 2011'de göreve geldikten sonra ilk icraatlarından biri olarak Messi'ye kaptanlığı vermesinin nedenini böyle açıklıyordu. Haklıydı da... Önceleri bazıları bu içine kapanık, milli takım kariyeri kulüp kariyerinin çok gerisinde kalmış ufak tefek çocuğun liderliğini sorgulasa da o günden beri artan performansı hocasını haklı çıkardı. Arjantin için sahadaki en büyük lider şüphesiz, insanlık tarihinin gördüğü en büyük yeteneklerden Maradona'ydı. Almanları finalde 3-2 geçtikleri 1986'da formül, "Maradona ve adamlarıydı." 1990'da kaybederek başladıkları dünya kupasında, yarı finalde ev sahibi İtalya'yı geçip finale çıktıklarında da dört yıl öncesinin formunda olmasa da lider figürü yine Maradona'ydı. Arjantin için şimdi de formül aynı: Messi ve adamları... Sabella'nın reaktif, garantici oyun planı da Messi üzerine kurulu. En basit dille; iyi savun, Messi'yi koru ve ondan bir şeyler bekle... O sihrini konuştururken de eşlik et...

EKSİK PARÇANIN PEŞİNDE
1986'da Maradona'nın en kilit partneri finalde de gol atan Valdano'ydu. Futbolculuk kariyeri sonrası yazarlık da yapan ve kalemini de ayakları gibi konuşturan Valdano, Diego'nun İngiliz takımının neredeyse yarısını ipe dizip attığı o tarihi golün de sahadaki en yakın tanığıydı. Bir röportajda "O golün güzelliğini belki de en iyi ben anlatırım. Ama asla öyle bir gol atamam" demişti. İleride Messi'nin de rekorlarını, yeteneğini, jenerik gollerini sözcüklere dökecek bir takım arkadaşı çıkar mı bilinmez. Ancak çıksa bile bu küçük dev adam, CV'sinde Maradona gibi damgasını vurduğu bir Dünya Kupası olmadan ileride anlatılacak her hikayenin eksik kalacağını, her övgünün ardından bir 'ama' geleceğini çok iyi biliyor. Gelecekte bırakacağı görkemli mirasta çok büyük bir boşluk kalacağını en iyi o biliyor. Ve şu ana kadarki performansı, yarı final sonrası gözyaşları karışan sevinci gösterdi ki bu defa o son paragrafı da yazmaya çok kararlı. Almanya ise bambaşka bir hikaye... Euro 2000'de tek gol atıp tek puan alarak grup sonuncusu oldukları zaman artık meşhur futbol makinesinin işlemediğini ve sistemin çöktüğünü anladılar. Altın bir jenerasyonun gelip onları krizden çıkarmasını beklemek yerine, ülkeyi karış karış tarayıp 'altnları' keşfedip yetiştirmeyi seçtiler. 2002'de gelen Dünya Kupası finali de gerçeklerle yüzleşmelerini engellemedi. Ülkenin dört bir yanında 400'e yakın antrenman merkezi kurup 11-14 yaş arası gençlere, federasyonun görevlendirdiği koçlarla eğitim verdiler. Birinci ve ikinci lig takımlarına akademi zorunluluğu getirildi. Altyapılara yapılan yatırım ülkenin futbol çehresini değiştirdi. Misal Borussia Dortmund şehir merkezine yakın eski tesislerinde, oyuncular korner atışında gerilecek mesafe dahi bulamazken şimdi koca bir ülke bir yetenek üretim hattı gibi çalışıyor. Eskiden dönüp yüzüne bakmayacakları Reus, Götze, İlkay gibi ufak tefek ama tekniği yüksek gençler, ülkenin yeni futbol yüzü oldu. Khedira gibi Mesut gibi göçmen çocuklarını kazandılar. 50+1 kuralı ise kulüp hisselerinin çoğunluğunun, FIFA Manager oynama hevesindeki multimilyarder şeyhlerin ya da Rusların eline geçmesini önledi.

EN BÜYÜK YILDIZLARI TAKIM OYUNU
Bu turnuvada en çok pas yapan takım onlar. Çok iyi kontra atak yapabildikleri gibi topa da hükmetmesini biliyorlar. Son 14 yılda bu yeniden yapılanma hamlesine yaklaşık 1 milyar avro harcadılar. Sonucu ise en güzel İngilizlerin kaptanı Gerrard anlatıyor: "Arjantin'in Messi'si, Brezilya'nın Neymar'ı, Portekiz'in Ronaldo'su Almanlar'ın ise takımı var..." Arjantin ve Almanya kendi hikayelerini farklı kelimelerle döken iki ülke... Arjantin bir süper kahramanın maceralarını anlatan çizgi romansa Almanya da giriş, gelişme ve sonuçtan oluşan derslik bir kompozisyon... Ve bu gecenin neticesi bu oyundaki en eski sorulardan birine de cevap olacak aslında: Saf yetenek mi yoksa sistem mi? NOT: Almanya-Arjantin arasındaki 2014 Dünya Kupası final maçı bugün saat 22.00'de başlıyor.