X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Altın Portakal'da nerede kalmıştık?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Altın Portakal'da nerede kalmıştık?

  • Giriş Tarihi: 20.7.2014

Altın Portakal'da vizyon yeniden belirlendi. Menderes Türel kabuğuna çekilen festivali işinin ehli bir ekiple tekrar uluslararası sularda yüzdürmeye niyetli...

2004'te Antalya Belediye Başkanı seçilen Menderes Türel, o yıllarda kör topal yol almaya çalışan, özgüvenini kaybetmiş, sinemacıların gözünde bile saygınlığını yitirmeye yüz tutmuş Altın Portakal'ın yeniden yıldızını parlatmayı başarmıştı. Bir vizyon çizmiş ve görevde kaldığı sürede TÜRSAK ile birlikte festivali uluslararası alana açmıştı. Böylece Altın Portakal, özgüvenini yeniden kazanmış, içeride ve dışarıda saygın bir hale gelmişti. Lakin 2009'da belediye başkanı seçilen Mustafa Akaydın, Türel'in vizyonunu küçümsedi. Daha popülist bir çizgide ilerledi festival, yerelleşti, uluslararası sulardan kendi ulusal ligine döndü. Bu dönemin tek kazancı, prömiyer şartı nedeniyle genelde genç sinemacıların filmlerinin yarıştığı festivalin kimi genç yönetmenleri sinemamıza kazandırmasıydı. Menderes Türel tekrar belediye başkanı seçilince ne yapacağı merak konusuydu. Önceki gün gördük ki, Türel uluslararası vizyonunda ısrarcı. "Nerede kalmıştık?" dercesine Altın Portakal'ın dümenini tekrar uluslararası sulara kıracağını gösterdi. Bu sefer TÜRSAK yerine işinin ehli bir festival komitesiyle yoluna devam edecek. Komitenin başında Elif Dağdeviren var. Nuri Bilge Ceylan'ın yapımcısı Zeynep Özbatur Atakan, SİYAD ve FIPRESCI Başkanı Alin Taşçıyan, İstanbul Film Festivali'nin eski yöneticisi Hülya Uçansu da komitenin üyeleri. Ulusal bölüm Serap Engin'e, uluslararası bölümse Nesim Bencoya'ya teslim. Türel, şu küresel dünyada sinemanın gücünü bilen başkanlardan. Türk filmlerinin uluslararası düzeyde elde ettiği başarılar sonrasında festivallerin uluslararası olmasının artık bir zorunluluk olduğunu düşünüyor. İşin aslı doğru da düşünüyor. Diğer türlü ya gereksiz polemiklerle festivaller bloke oluyor ya da tuhaf gövde gösterilerine sahne oluyor. Hal böyle olunca ne dünyanın alkışladığı sinemacılarımıza hakkıyla sahip çıkabiliyoruz, ne de sinema kültürümüz gelişiyor. Üstelik uluslararası etkileşimden de mahrum kalınıyor. Bu yıl sinemamızın 100. yılı olması nedeniyle festivalde yarışacak filmlerde prömiyer şartı aranmayacak. Bu şart ortadan kalkınca, diğer festivallerde yarışan (bir ulusal festivalde en iyi film alan filmler dışında) filmlerin Altın Portakal'da yarışmasının önü açılıyor. Tartışmaya açık bir hamle. Bu hamle nasıl bir sonuç verir? İşin aslı burada belirleyici olan yarışma filmleri seçkisi. Seçkiyi görmeden de bir şey söylemek zor. Türel'in festivalin kapısının herkese açık olduğunu söylemesi önemli. Kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldıran bu söz, aynı zamanda her ne olursa olsun iyi bir filmin festivalde yer alacağının garantisi. Festivalde bu yıl hayata geçirilecek Antalya Film Forum'u, Altın Portakal için önemli bir açılım. Yapım aşamasındaki filmler için de iyi bir şans. Ama daha önemlisi bu forum uluslararası sinema dünyasının festivale ilgisini çekeceği için dikkatle takip edilmeli... Kötü yönetildiği için borç batağında olan AKSAV'da çalışanların mağduriyetiyle ilgili de bir planı var Türel'in. "Biz emekçinin yayındayız" demesini bir güvence olarak algılamak yanlış olmaz. Türel'in ilk dönemindeki performansı ve festivali birlikte düzenleyeceği ekibin niteliği ve yetkinliği düşünülecek olursa Altın Portakal emin ellerde. Bir güvenle 10 Ekim'i bekleyebiliriz...

Altın Portakal'ın yeni yüzü... Menderes Türel'in (ortada) festivali birlikte düzenleyeceği festival komitesinde Zeynep Özbatur Atakan, Serap Engin, Hülya Uçansu, Elif Dağdeviren, Nesim Bencoya ve Alin Taşçıyan (soldan sağa) bulunuyor.