X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Artık bobin yok hard disk var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Artık bobin yok hard disk var

  • Giriş Tarihi: 3.8.2014

35-40 yıl öncesinden bir anı var belleğimde. Sıcak bir yaz günü okullar tatil, ben de gönüllü olarak sinemada çalışıyorum. Adana'nın Ceyhan ilçesinde Ceyhan Irmağı'nın kıyısında yazlık Sahil Sineması'nın kapısındayız. Hıdır Abi yeni filmin afişlerini getiriyor. Tanıtım için dolaşacak at arabası, akşam oynayacak filmin afişlerini plakalara yapıştırıp yola çıkıyoruz. Akülü hoparlörden cılız sesim duyuluyor: "Bu akşam yazlık Sahil Sineması'nda saat 9.15'te Aşkı Ben mi Yarattım, Orhan Gencebay-Müjde Ar" diye elimden geldiğince insanları akşamki film gösterimi için sinemaya davet ediyorum. Arada Hıdır Abi at arabasınının yönetimini bana veriyor, bir yandan da anonslar devam ediyor. Akşam tıklım tıklım sinemada bekarlar önde aileler arkada pür dikkat film izlerken bir anda film kopuyor ve önce ıslıklar duyuluyor, ardından "Makinist Makinist bağırışları" duyuluyor! 1970'li yılların sık rastlanan sahneleriydi bunlar. Kopan filmler veya elektrik kesintilerinden sonra gelen ıslık sesleri...

ANILAR TARİH OLDU

Bu çocukluk anım gerçek anlamda 'tarih' oldu. Yeni neslin video izleme alışkanlıkları uzun metrajda AVM sinemalarında seçmece menüye dönerken, yazlık sinemalar veya büyük sinema salonları küçük odalara dönüşüyor. Artık tek bir merkezde internet üzerinden yönetilen sinemalar geliyor. Yani internet ekranında hangi salonda, kaç kişinin hangi filmi izlediği tek merkezden takip edilecek. İşin adı eğlence endüstrisi diye dünyada ciddiye alınmadığını sanmayın. Tam tersine iş ciddiye alındığı için kopyalamanın önüne geçmek için her türlü tedbiri alıyorlar. İnternetten yönetilen sinemalar için altyapı çalışmaları birkaç yıl içinde tamamlanıyor. Şimdilik bilgisayarlarda kullanılan sabit diskler doğrudan projektörlere aktarılıyor. Bu sırada uygulanan güvenlik teknolojisi ise polisiye filmleri aratmıyor. Bu sabit diskler narin aletler olduğundan sarsılmaması için çok özel kutularda taşınıyor. Bu diskler kopyalanırsa film üreticisi anında yasal olmayan kopyalamayı tespit ediyor. Çünkü her sabit diskin bir numarası var.
Sadece filmler dijitale dönüştü sanmayın. Tanıtımlar da öyle oldu. Bir filmin afişine tuttuğunuz cep telefonu karekod üzerinden filmin fragmanının olduğu web sitesine sizi yönlendiriyor. Yani at arabasında filmleri tanıttığımız Hıdır Abi de yok artık, filmler koptuğunda yetişen makinistler de...

Şükrü Avşar (Avşar Sinemaları sahibi)

Makinistin yerini teknisyen aldı
"Sinema sektörü de diğer alanlar gibi teknolojinin getirdiği nimetlerden faydalanıyor. Şu anda Türkiye'deki sinemaların yüzde 80'i makinist dönemini kapattı ve dijitale geçti. Ancak pahalı bir teknolojiden bahsediyoruz. Bir salona konan makinenin maliyeti 50-150 bin dolar arasında değişiyor. Bu masrafları taşrada çalışan bir sinema salonunun karşılaması kolay değil. Öte yandan filmciler için bu durum oldukça avantajlı. Çünkü onların maliyetleri azalıyor. Kopya bastırma ve salonlara dağıtma maliyeti ortadan kalkıyor. Bu da daha fazla film demek. Dijitalin görüntüsü de daha net oluyor. Eskiden her salona bir makinist gerekiyordu. Şimdi tek bir teknisyen tüm salonları kontrol edebiliyor. Yakında bu makinelerin yerini de uydu yayını alacak. Salonlara filmler internet üzerinden verilecek. Tüm bunlar teknolojinin getirdiği yenilikler. Biz kendi salonlarımızda yeni düzeni makinistlere öğrettik ve onlarla çalışmaya devam ediyoruz. Ama artık günümüzde makinistlerin yerini bilgisayar teknisyenleri aldı."

Serkan Çakarer (SE-YAP Genel Koordinatörü, yapımcı)

Anadolu sinemaları kapanabilir
"Sinemaların dijitalleşmesi fikrine önceleri herkes sıcak baktı. Yapımcı ve dağıtımcı açısından kopya maliyetlerinin düşeceği, korsanla mücadelede önemli bir aşama kaydedileceği düşünüldü. Seyirci kaliteli bir gösterimde filmleri izleyecekti. Sinema salonlarının taşıma maliyetleri düşecekti. Fakat uygulamada sinemaların dijitalleşmesinden en büyük kârı büyük stüdyoların kazandığı görüldü. Bağımsız filmler salon bulmakta zorlanmaya başladı. Hal böyle olunca seyirci açısından ürün yani film çeşitliliği azaldı. Avrupa'da dijitalleşme süreci yüzde 95 düzeyinde. Bu süreçte ortaya çıkan mağduriyetler yasal yollarla çözülmek isteniyor. Türkiye'deyse sinemaların yüzde 65'i dijitalleşti. Biz biraz geriden geliyoruz. Sektörde bir dağınıklık olduğu için dijitalleşme maliyetleri film yapımcıları ve ithalatçıları üzerinden karşılanmak isteniyor. Yani bizde arabesk ve alaturka biçimde başladı ve öyle devam ediyor. Biz SE-YAP olarak bir rapor hazırlayıp Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunduk. Bakanlık yetkilileri eylülde bir çalıştay düzenleme sözü verdi. Durum şu: Özellikle Anadolu'da kendi imkanlarıyla dijitalleşme imkanı olmayan sinemalar var. Türkiye'deki sinemaların yüzde 28'ine denk geliyor bu sinemalar. Büyük stüdyolar sinema salonlarını sıkıştırıyor.
Belli bir tarihten sonra 35 mm film göndermeyeceğini duyuruyor. Eğer bu sinemalar dijitalleşemezse, Türkiye'deki her üç sinemadan biri kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durumun çözülmesi için yasal çözümler gerekiyor. Bakanlığın yapacağı çalıştay da bunun için çok önemli."