X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çıplak poz vermek ruh sağlığımı bozdu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çıplak poz vermek ruh sağlığımı bozdu

  • Giriş Tarihi: 3.8.2014

Bodrum'daki kısa tatili sırasında magazin basınının ilgi odağı olan Kate Moss'un zirveye tırmanışının ve 26 yıldır süren başarısının sırlar

Stil ikonu dendiğinde milyonlarca insanın aklına gelen ilk ve belki de tek isim, tereddütsüz Kate Moss'unki. 14 yaşından beri mankenlik yapan ve modayla ilgilenen herkesin onayıyla 'stil ikonu' kabul edilen 1974 doğumlu manken, 40 yaşına merdiven dayamasına rağmen Gisele Bündchen'in ardından mesleğinin en çok kazanan ikinci ismi... 1990'lı yılların efsane süper modellerinin arasından farklı yaşam tarzı ve cool duruşuyla sıyrılan Moss'u, son bir haftadır Bodrum tatili ve tatil dönüşü alkollü uçak macerasıyla konuşuyoruz. Hakkında çıkan neredeyse hiçbir haber hakkında yorum yapmayan, gece kulübü çıkışı alkollü fotoğraflanmaktan ve imajını sarsmaktan korkmayan Moss, özel hayatında yaşadığı tüm iniş çıkışlara rağmen mankenlik dünyasının zirvesinde olmayı sürdürüyor. Hakkındaki negatif düşünceleri, eleştirileri bir kenara itip moda dünyasının dişli çarklarından sapasağlam kurtulan ve yaşadığı döneme damgasını vuran Kate Moss, verdiği az sayıdaki röportajlarından birini Vanity Fair dergisiyle gerçekleştirmişti. İşte ünlü mankenin ağzından hayatının dönüm noktaları:

BANLİYÖDE ÖLMEK İSTEMEDİM
1974 yılında Londra, Craydon'da doğdum. Babam Pan Am'de çalışıyordu. Annem de barmendi. Çocukluğuma dair hatırladığım ilk şey asla bir banliyöde ölmek istemememdi. Banliyöler hep fazla sakin görünüp kavgaların çok olduğu yerlerdi. Sinemaya gitmek ya da bir kafede oturmak bile insana sonunda sorun yaşatabilir. Annemin sürekli giydiklerimle ve dışarı çıkmamla ilgili beni eleştirdiğini hatırlıyorum. Bu da beni yoruyordu. Bir gün ona "Normal olmadığımı söylüyorsun, peki sen ne kadar normalsin?" dediğimi hatırlıyorum. Ben banliyöde yaşayanların normal kalamayacağına inananlardanım... Her şey ben 14 yaşındayken değişti. JFK Havaalanı'nda Storm Manken Ajansı'nın sahibi Sarah Doukas tarafından keşfedildim.

GÖĞÜSLERİMDEN NEFRET EDİYORDUM
Annem ve babam boşanmıştı. Okulda notlarım iyi değildi. Ve bu teklif bana çıkış noktası gibi geldi. Annemden de onay alır almaz çekimlere gitmeye başladım. 15 yaşında John Galliano'nun model seçimlerindeydim. Mankenlik dünyası bambaşkaydı. Arkadaşlarımın çoğu benden 20 yaş büyüktü. Galliano'nun bana hediye ettiği minicik elbiseyle gece 11'de evden çıkıp Londra'nın merkezindeki kulüplere gittiğimi hatırlıyorum. The Face dergisine kapak olmamla ünüm artmıştı. Ünlü fotoğrafçılar fotoğraflarımı çekiyordu ama hiç kolay olmuyordu. 16 yaşında yarı çıplak, tanımadığım insanların önünde durmak çok zordu. Corinne Day, fotoğraflarımı çektiği bir gün "Çıplak olmazsan bu iş olmaz" diye bağırmıştı. Beni sürekli ağlatıyordu. Dümdüz göğüslerimden nefret ediyordum, oysa hep üstsüz fotoğraflarımı çekiyorlardı.

KİMSE YEMEK VERMİYORDU
Henüz 20 yaşına basmadan neredeyse yemek yemeğe bile fırsatım olmadan deli gibi çalışarak geçirdim günlerimi. Bir yandan da çok yalnızdım ve bu beni daha kırılgan yapıyordu. Henüz bir çocuktum, sabahın köründe Craydon'daki evimden taksiyle Londra merkeze, oradan uçakla Paris'teki çekime gidiyordum. Bana anoreksik diyorlardı oysa yemek yemeğe fırsatım olmuyordu. Sete aç geliyordum orada da kimse bana bir lokma yemek vermiyordu. Bir kere Carla Bruni'nin bana yiyecek bir şeyler teklif ettiğini hatırlıyorum.

SİNİR KRİZLERİ GEÇİRİYORDUM
Calvin Klein reklamlarında Marky Mark ve Herb Ritts gibi kaslı, yakışıklı mankenlerle çalışıyordum. Henüz 20 yaşında bile değildim. Tanımadığım bu adamların yanında yarı çıplak kalmak kolay değildi. İki hafta yataktan çıkamadığımı, sinir krizi geçirdiğimi hatırlıyorum. Limuzinlerle alınıp sete götürülmeye başlanmıştım ama yaptığım çekimlerden ve Steven Meisel gibi ünlü fotoğrafçılarla çalışmaktan resmen korkuyordum. Vogue için iç çamaşırı çekimleri yaptıktan sonra birçok kişi beni topa tutmaya başladı. Göğüsleri, kalçası olmayan anoreksik bir kız olduğumu söylüyorlardı. Çocuksu görünümüm nedeniyle pedofiliye teşvik etmekle suçluyorlardı. Zayıf kalmak için eroin kullandığım söyleniyordu. Ve tüm bunlar yazılırken hâlâ çocuk sayılırdım.

LILA'NIN DOĞUMU BENİ DEĞİŞTİRDİ
1992 yılında ilk gerçek erkek arkadaşım olan fotoğrafçı Mario Sorrenti'den ayrıldım. Ağır depresyondaydım. O dönem Naomi Campbell ve Christy Turlington ile takılmaya başladım. Hep beraberdik. 2002'de Dazed&Confused dergisinin editörü Jefferson Hack ile yaşadığım ilişkinin sonunda Lila'yı doğurdum. Lila'nın doğumu hayatımın yeniden şekillenmesini sağladı. Ama hayatımın daha sakin ve düzenli olmasını 2007 yılında Jamie Hince ile tanışmama borçluyum. Onunla tanıştıktan sonra hayatım düzene girdi.

UYUŞTURUCU SKANDALI BİLE ETKİLEMEDİ
Moss'un hayatındaki en büyük skandal, 2005'te patlak verdi. Moss'un kokain kullanırken çekilen görüntüleri bir şekilde basına sızdı. Pek çok marka, Moss ile anlaşmalarını iptal etti. Herkes büyük zarar eden mankenin kariyerinin sona erdiğini düşündü. Ancak Sarah Doukas, Naomi Campbell, Robbie Williams ve Alexander McQueen gibi isimler ona destek verdi, medyadaki linç kampanyasını eleştirdi. Moss o olayda da sessiz kaldı. Kariyeri sona ereceği düşünülürken Moss'un yıllık geliri, iki kat artarak 2007'de 9 milyon dolara ulaştı.

KÖTÜ ÇOCUKLARI SEVİYOR
Kate Moss'un aşk hayatının ne kadar karışık olduğunu bilmeyen yok... Johnny Depp, Leonardo di Caprio, Mark Wahlberg, Daniel Craig, Russell Brand ve dahası... 1994-1998 yıllarında Depp ile birlikte olan Moss, ünlü aktörün kendisinden ayrılmasının ardından depresyona girince hastaneye kaldırıldı. 2002'de Jefferson Hack'le birlikteliğinden bir kız çocuğu olan Kate, 2008'de kendisine 1920'lerden kalma 100 bin dolarlık bir yüzükle evlilik teklif eden The Kills'in solisti Jamie Hince ile evlendi.

ÇOK ÇEKİNGEN VE ENDİŞELİYDİ
John Galliano, Moss'un moda dünyasındaki en yakın arkadaşlarından biri... Moss'un gelinliğini de diken Galliano mankenle 1989 yılında tanışmış: "Defilem için manken seçimine ilk kez geldiğinde henüz 15 yaşındaydı. Şansına taşıması zor bir elbise düşmüştü. Ancak soyunma odasından yanımıza geldiğinde tamamen elbisenin ruhuna bürünmüştü. Onun bu kadar başarılı olmasının sırrı da bu bence. Taşıdığı elbisenin ruhunu taşıması ve elbiseye gerçekten de hayat verebilmesi...