X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yaktın bizi küresel ısınma
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yaktın bizi küresel ısınma

  • Giriş Tarihi: 24.8.2014

Küresel ısınma kapıya dayandı. Değişen iklim sadece psikolojimizi değil hayat tarzımızı da etkilemeye başladı. İklim bu hızla değişmeye devam ederse gardıroplarımız, evlerimiz, sofralarımız tamamen farklı olacak

İklim değişikliği sadece bir doğa olayı değil, ekonomiden siyasete modadan eğlence sektörüne kadar her alanı etkiliyor hatta ruh halimizi bile... Eğer önlem almazsak bir bardak inek sütü, pkırmızı bir karpuz dilimi hepimiz için lüks olacak. Can alan hortumlar, insanı canından bezdiren sıcaklar, ani bastıran yağmurlar, ardından gelen seller... Türkiye için bu iklim koşulları henüz yeni ama belli ki kalıcı. Tüm dünyada bilim insanları uzun süredir bu konuda kafa yoruyor, yetkilileri uyarıyor. Önlem alan da var, kulak ardı eden de. Tartışılmaz gerçek şu ki dünya eskisi gibi değil. İnsanoğluna düşense kendi eliyle bu hale getirdiği dünyanın, bu yeni koşullarına ayak uydurmak. Peki bunu nasıl yapacağız? Görünen o ki yaşadığımız evlerden, giydiklerimize kadar pekçok şey değişecek. IPCC yani Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, Birleşmiş Milletlere bağlı bağımsız bir oluşum. Bu oluşumda bine yakın bilim insanı görev alıyor. Bilim insanları 300'er kişilik gruplar halinde farklı alanlarla ilgileniyor. Bu alanlardan biri de iklim değişikliğine adaptasyon. Bu yılki rapora imza atan isimlerden biri de Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Karapınar. Adaptasyon önerilerinin konuşulduğu ve raporlandığı grup içinde yer alan Karapınar'la iklim değişikliğine nasıl adapte olacağımızı konuşurken, çeşitli sektörlerin önde gelen isimlerine sürece nasıl hazırlandıklarını, nasıl önlemler aldıklarını sorduk. Hatta bir adım ileri giderek, bundan onlarca yıl sonrasına ışık tutması için Futurist Ufuk Tarhan'ın kapısını çaldık.

- Sera gazı salınımını şu andan itibaren durdursak iklim değişikliğini önleyebilir miyiz? Yoksa sadece etkisini mi azaltırız?
- Atmosfere karışan karbondioksit salınımının yaklaşık yüzde 40'ı bin yıl kadar atmosferde kalmaya devam ediyor. 1750'lerde yapılan salınımların şu anda bize etkisi var. Bizim yaptığımız salınımların da bin sene sonraya etkisi var. Biz bir an önce bu salınımları kesmek zorundayız. "Kesmeyelim, zaten olan oldu" gibi bir yaklaşım çok yanlış. Yoksa çok daha ağır sonuçlarla karşılaşırız. Şu ana kadar yaşadığımız önemli derecedeki iklim değişikliğinin sebebi bir santigratlık bir artışın sonucu. Biz bu hızla salınım yapmaya devam edersek, oluşacak olan 4-5 santigratlık artışların daha ağır sonuçlarını düşünebiliriz. Bunun da ötesinde öngöremediğimiz artışların meydana gelmesi, inanılmaz büyük maliyetler, adaptasyon kapasitemizin üstünde sonuçlar doğurabilir.

- Bunun ekonomiye etkisi kısa ve uzun vade nasıl olur?
- İklim değişikliğinin topluma maliyeti konusunda birinci olarak, şu anda yaşadığımız kuraklığı söyleyebiliriz. Kuraklığın gıda fiyatlarıyla direk bağlantısı var. Gıda fiyatları, 2007'den sonra, 2000'li yıllara göre yüzde 250-300 artış gösterdi. En önemli besin kaynaklarımızdan buğdayın fiyat artışı yüzde 100'ün üstünde gerçekleşti. Bu da en çok gelirinin yüzde 30-40'ı kadarını gıdaya harcayan yoksul kesimi etkiliyor. Yoksul kesim, gıdadaki maliyet artışından dolayı sağlık, eğitim, giyim gibi kalemleri kısmak zorunda kalıyor. İklim değişikliğinin diğer bir etkisi de sellerin meydana gelmesi. Seller önümüzdeki dönemde artış gösterecek. Sellerden en fazla yoksullar etkileniyor. Çünkü altyapısı zayıf yerlerde oturuyorlar. İklim değişikliği 2007'den beri, dünyada 50 milyon kişiyi yoksulluk sınırının altına itti. Uzun vadede ise 2050'ye kadar gıda fiyatlarının yüzde 85'e kadar artış göstermesini bekliyoruz.