X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hoş geldin kardeşim, emin ellerdesin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hoş geldin kardeşim, emin ellerdesin

  • Giriş Tarihi: 31.8.2014

Suriye ve Irak'ta milyonlarca insan yerinden yurdundan oldu, sahipsiz kuşlar gibi dünyanın dört bir yanına dağıldı. Bu insanların büyük bir bölümü geçmişi anımsayarak doğrudan Türkiye'nin yolunu tuttu. Dün olduğu gibi bugün de o kapı onlara ardına kadar açıktı

Dünyanın bir çok kıtasında ve çok sayıda memlekette mülteci kamplarına gittim. Bosna-Hersek'te, Darfur'da, Lübnan'da, Orta Afrika Cumhuriyeti ile Çad sınırındaki kamplarda bulundum. Savaşlar, soykırımlar, kardeş kavgalarından kaçıp yuvasız kuşlar gibi yeryüzüne dağılmış binlerce insanla söyleşiler yaptım. Bundan üç yıl önce Suriye'de ve günümüzden bir yıl önce de Irak'ta büyük bir yıkımla karşılaştık. Milyonlarca insan yerinden yurdundan oldu. Bombalardan, esaretten ve felaketten kaçmak için yollara düştü. Kalsalardı 40 katırla 40 satır arasında seçim yapmak zorundaydılar. Ölüm, esaret, kitlesel tecavüzler onları bekliyordu ülkelerinde. Farklı mezheplere, etnik yapıya ve değişik dinlere mensuptular. Birileri onları düşman ya da kafir ilan etmiş, kanlarını, mallarını ve ırzlarını kendilerine helal kılmıştı. Yani göç yollarına düşmek kaçınılmazdı. Ve komşularının kapısını çaldılar. Yani Ürdün, Lübnan ve Türkiye'nin sınırlarına yığıldılar. Suriye'de savaş başladığında Lübnan ve Ürdün önceleri kapılarını kapattı. Mülteciler kuzeye yani Türkiye'ye doğru hareket etti. Türkiye onlara kapılarını sonuna kadar açtı, kim gelirse gelsin sorgulamadan kabul etti onları. Önemli bir kısmını hızla oluşturduğu ve misafirhane adını verdiği kamplara yerleştirdi. Aşevleri, okullar, marketler, camiler, meslek eğitim merkezleri, çocuk parkları kuruldu bu kamplara. Sağlık ocakları açıldı. Yaralılar tedavi edildi, çocuklara aşılar yapıldı, hastalar iyileştirildi, yaşlılar öldü, çocuklar doğdu bu merkezlerde. Bu toprakların yetiştirdiği büyük şair diyor ya: "Yeryüzü vatanım, insan türü milletim. İnsan insan olur ancak bunu anlarsa, inandım." Aslında Türkiye Tevfik Fikret'in dediği gibi tarih boyunca yeryüzündeki insanlığın evi gibiydi. Komşularda ya da uzaklarda bir yerlerde bir felaketle karşılaşan insanlar hep Türkiye'ye sığındı.

BÜTÜN KAPILARI AÇIN!
Yüzyıllar boyunca Osmanlı her başı sıkışana kapısını ve sofrasını açtı. 20. yüzyılın başında yaşanan Balkan Savaşları sırasında evlerini terk etmek zorunda kalan ve sayıları bir milyonu aşan Balkan ahalisi anavatanlarına gelmişti. 1917 Ekim Devrimi sonrasında Ruslar, 1923'te Yunanistan'daki topraklarından sürgün edilen 800 bin mübadil de bu memlekete sığınmıştı. Daha bitmedi. 1933'te Hitler'den kaçan muhalif Almanlar ve Yahudilerin ilk kapısını çaldıkları ülke Türkiye olmuştu. 1989 Mayıs'ında 500 bin Bulgar vatandaşı Türk ve Pomak sınırlarımıza dayandı. Dönemin başbakanı Turgut Özal, "Bütün kapıları açın" diye talimat verdi. Derhal açıldı kapılar. 1991 yılında Halepçe'de kimyasal gaz saldırısıyla binlerce Kürt hayatını kaybetti. Sağ kalanlar Türkiye'ye sığındı. Bu insanlardan bir bölümü bu topraklarda kaldı, bir kısmı ise memleketine geri döndü. Ama nesiller boyunca Türkiye'yi hayırla yad ettiler. O insanların torunlarının torunları bile bizimle olan gönül bağını hiç koparmadı.


BİR KAFKAS VE ORTADOĞU MOZAİĞİ
Türkiye'de Suriyeli göçmenlerle ilgili çok sayıda yanlış algı mevcut. Kolay değil, bir milyondan fazla insan kaçıp bizim topraklarımıza sığındı. Tıpkı bizde olduğu gibi bunların içinde iyisi de var kötüsü de, masumlar hep çoğunlukta ama suça meyilli olanı da var. İlk durağımız Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından kurulan Nizip 2 Misafir Barındırma Merkezi. Burası Suriye'nin bir mozaiği gibi. Çerkezler, Karaçaylar, Abazalar, Araplar, Türkmenler, Çeçenler var bu kampta. Burada 5 bin 100 insan barınıyor. İki oda, mutfak ve banyodan oluşan konteynerlarda yaşıyor insanlar. Okul, cami, kütüphane, bilgisayarlı eğitim merkezi, market, çocuk parkı, basketbol sahaları gibi sosyal donatı alanları da mevcut. Benim bugüne kadar dünyada gördüğüm en güzel kamp burası.

TÜM ÇOCUKLAR AŞILANDI

İki tam teşekküllü ambulansla Ezidilerin yaşadığı okula gelen hemşire ve doktorlar sağlık taraması yaptı. Tüm çocuk ve yetişkinleri bahçede tek tek aşıladılar. Doktorlar bir odayı dezenfekte edip şikayeti olan herkesi kontrolden geçirip ilaçlarını verdi. Ateşli hastalığı olan üç hastayı da yanlarına alarak akşama doğru köyden uzaklaştılar.