X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER La Liga'da bizim Kare As
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

La Liga'da bizim Kare As

  • Giriş Tarihi: 7.9.2014

Tayfun Korkut, Nihat Kahveci, Mehmet Topal ve Arda Turan. Onlar La Liga'da top koşturup dünya devleri arasından sıyrılarak başarılı oldular. Peki bu başarının sırrı neydi?

Brüksel'den yolu geçenler şahit olmuştur. Şehirde 100 binden fazla Türk yaşar ve onlara "Nerelisiniz?" diye sormanıza gerek yoktur. Hepsi, Afyon, Emirdağ'lıdır. 60'larda Almanya'ya gidenlerin peşine takılmak yerine Belçika'yı tercih eden "Kötü Ahmet" Ahmet Öztürk bir dokumacıydı. 50 yılda binlerce Emirdağlı onun yolunu izledi ve bugün Brüksel'deki Türk mahalleleri 2011'de 96 yaşında vefat eden "Kötü Ahmet" sayesinde oluştu. Futbol fena halde hayata benzer ya hani, İspanyol futbolunda, Türk oyuncuların Kötü Ahmet'i de Tayfun Korkut. Almanya'da yetişmiş olmanın avantajıyla Fenerbahçe'den gittiği Real Sociedad'da uyum sorunu yaşamayıp formayı kapan ve ardından gelenlerin yarattığı hayal kırıklığına rağmen bugün La Liga'da Nihat Kahveci'nin iz bırakmasında, ondan bayrağını teslim alan ve daha yukarıya taşıyan Arda Turan'ın başarılarında da tuzu var Tayfun Korkut'un. Rüştü, Necati Ateş, Arif Erdem, Ersen Martin, İbrahim Kaş, Oktay Derelioğlu; gurbetçiler Nuri Şahin ve Hamit Altıntop iz bırakamadılar İspanyol futbolunda. Lakin bir kare asımız var La Liga'nın tarihinde...

TÜRK TUTKUSU
Tayfun Korkut:
Tayfun, 21 yaşında geldiği Fenerbahçe'de beş yıl forma giydikten sonra 2000 yılında Real Sociedad'ın yolunu tuttu. Alman alt yapısında yetişen Tayfun, La Liga tarihindeki ilk Türk'tü. Doksanların ortasında Goya Ödülleri'ne 12 dalda aday olan Türk Tutkusu, 12 yıl sonra bacayı saracaktı ama yerel medya ilk Türk futbolcuyu yine bu manşetle karşıladı. Ardından aynı kulübe gelen Nihat da sakat sakat gelecekti ama yıllar sonra Nuri ve Hamit gibi Tayfun da ilk günlerinde sakatlıkla boğuştu Real Sociedad'da üç yıllık kontratının son iki senesinde Sociedad'da iyi futbol oynadı ve bir sezon Espanyol macerasının ardından 2004 yılında Beşiktaş'a geri döndü. O artık Hannover 96'nın teknik direktörü.

HEMEN UYUM SAĞLADI
Nihat Kahveci:
30 Ağustos 2001'de EL Mundo Deportivo gazetesinin Bask bölgesine gönderdiği baskılarda manşet "Beşiktaş operasyonu"idi. Beşiktaş'ın eski hocası Toschack'ın gözü iki Türk forvetteydi. Ahmet Dursun ve Nihat Kahveci. İspanyol gazeteciler iki ismi de Tayfun Korkut'a sordular ve Tayfun "Nihat, Ahmet'ten daha iyi futbolcu" dedi. Dizindeki menisküs yüzünden transfer gecikse de Nihat, 2002'de 5 milyon dolar karşılığında Real Sociedad formasını sırtına geçirdi. İlk sezonunda altısı ilk 11'de, 11 maça çıktı ve tek gol atabildi. İkinci sezonunda ise patladı Nihat Kahveci. Nihat-Kovaçeviç işbirliği Real Sociedad'ı uçurdu. 35 maça çıkan Nihat, 23 gol attı ver 29 gol atan Makaay'ın ardından Ronaldo ile birlikte gol krallığında ikinci sırayı aldı. Sociedad, o sezon şampiyon Real Madrid'in sadece iki puan gerisinde ligi ikinci sırada bitirdi. 2003-2004'te 32 maçta, 14, ertesi sezon 23 maçta 13 gol atan Nihat, Sociedad'daki son senesinde 24 maçta yedi gol atarken, bir taraftan da diz sakatlıklarından mustaripti. Nihat'ın İspanya'daki başarısının altında yatan sebep Tanrı vergisi yeteneği kadar ülkeye sağladığı uyumdu da. İspanyolcayı kısa sürede öğrendi ve kariyeri boyunca bir İspanyol futbolcu gibi davrandı. 2006'da geldiği Villarreal altın zamanlarını yaşıyordu. Pires ve Llorente ile uyumu yakaladığı ikinci sezonunda 43 maçta 24 gole imza attı. Euro 2008'e de damgasını vurdu. Futbolu bırakınca Villarreal alt yapısında çalıştı. Bir daha Türkiye'ye döner mi bilinmez?

İŞİNE ODAKLANDI
Mehmet Topal:
Krampon alacak parası yoktu ki üç numara büyük emanet kramponun içine gazete kağıdı koyup girdi seçmelere Malatya'da. Çanakkale'den Galatasaray'a oradan da Valencia'ya uzanan bir rüyanın öznesi oldu Mehmet Topal. Galatasaray'a ilk geldiği günlerde uzun bacaklarıyla rakipten çaldığı toplarla dikkat çekti. Sonra geliştirdiği vücuduyla da oynamayı öğrenip orta sahada seçme bir kesici olmayı başardığında Emery'nin dikkatini çekti. Saha dışında her zaman düşük profil çizen, medyadan kaçan ve yeşil zeminde işini yapmaya çalışan Mehmet, Valencia'daki ilk sezonunda takıma kolay adapte oldu ama İspanyol kulübü sürekli olarak yıldızlarını sattığından kan kaybı kaçınılmazdı. "Türk örümcek"lakabını alan Mehmet geçirdiği beyin travması, Stoke City'e attığı muhteşem gol, stoperde ve ön liberoda standardın üzerinde çıkan oyunuyla Valencia'da kalacağının sinyallerini veriyordu.Kariyerinin en iyi döneminde Mehmet Fenerbahçe'nin teklifine hayır demedi. Bugün Türkiye'nin orta sahada en iyi kesicisi...

BİYOGRAFİSİ BİLE YAZILDI
Arda Turan:
2011 yazında Arda Turan, bir yıldır peşinde olan Atletico Madrid'e Galatasaray "Evet" dediğinde -göndermek isteyen yönetimiydi- Chelsea'ye de gitmiş olabilirdi! Eğer, A Milli Takım'dan ayrılan Hiddink, Londra kulübünün yolunu tutsaydı! İlk söyleşinde ligi domine eden Real Madrid ve Barcelona'yı devirebiliriz dediğinde medya bunu manşetlere taşıdı ama doğrusu Atletico Madrid taraftarının kendisi de inanmıyordu buna. Arda haklı çıktı. Atletico Madrid, 18 yıl aradan sonra geçen sezon şampiyon oldu. Şampiyonlar Ligi finalinde son dakikada gol yemeseler, Real Madrid onları Lizbon'da podyumda izleyecekti. Bu sezon herkesin gittiği Atletico Madrid'de "Herkes gider biz kalırız" diyen iki-üç yıldızdan biri o. İspanya'nın muteber futbol dergilerinden Libero ondaki ışığı yakaladı ve kapak yaptığı sayıda "Ardaturanismo" modasını başlattı. Sakal modaydı ama Arda Turan sakalı Madrid'de bir başka modaydı. Ardından İspanya'da yayınlanan ve Türkçe'ye çevrilen biyografisi geldi: "Bayrampaşa'nın Dahisi". GQ dergisinin İspanyol edisyonu, temmuz ayında Türkiye'de kapak olan Arda'yı bu ay kapağına taşıdı, bu bir Türk futbolcusunun popülaritesinin ulaştığı en yüksek noktadır. Daha fazlasını yapmak isteyenler; Tayfun, Nihat, Mehmet ve Arda'dan daha fazla çalışmalı çünkü yetenek bir yere kadar. Onların bol flaşlı hayatlarının da kenarından hep ter sızdı, sızıyor...