X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ortadoğu'da örgütlerle komşu olmak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ortadoğu'da örgütlerle komşu olmak

  • Giriş Tarihi: 5.10.2014

Bir evin güvenliğinin evin kapısından önce apartmanın, hatta mahalle ya da sitenin girişinden başlaması gibi bir ülkenin 'güvenlik sınırları' da komşu olduğu ülkelerin sınırlarının içine kadar uzanır. Eğer büyük, güçlü ve asayişin berkemal olduğu bir ülke ile komşu iseniz ve aranızda gizli, açık savaş hali de yoksa sınırlarınız güvende demektir. Ama Irak ve Suriye gibi devletlerin değil, artık örgütlerin hakim olduğu tekinsiz ülkelerle komşuysanız sınırlarınızı korumak için özel çaba göstermeniz gerekir. Türkiye, iç savaşlar şeklinde tezahür eden Ortadoğu merkezli büyük küresel savaştan en çok etkilenen ülke. Öyle ki savaş yüzünden devletlerle değil, artık IŞİD, PYD gibi örgütlerle komşu. Ve Ortadoğu'da örgütlerle komşu olmanın çok büyük bir güvenlik riski doğurduğunu görmek için stratejist olmaya hacet yok. Türkiye şu anda fiili olarak IŞİD, PYD yani PKK ve Özgür Suriye Ordusu'na bağlı unsurlarla komşu olmuş durumda. İstese de istemese de bununla yaşamaya alışmak zorunda. Amerika Birleşik Devletleri, kendi yanlış politikalarının ürünü olan IŞİD sorunundan ötürü Türkiye'nin daha önce önerdiği tampon ve uçuşa yasaklı bölge gibi seçenekleri masaya yatırmaya başladı. IŞİD'in bölge için büyük bir tehdit olacağı başından beri belliydi, ancak ABD, tehdit alenileşene kadar ses çıkarmadı. Tehdit alenileştikten ve neredeyse içinden çıkılmaz bir hal aldıktan sonra da meseleyi bir iç politika malzemesine dönüştürdü. Obama yönetiminin Ortadoğu politikasının pek çok açıdan iflas ettiği ileri sürülebilir. İşgal edilen Irak'ta bir türlü istikrarlı bir siyasi yapı kuramamak ve Suriye iç savaşına zamanında müdahale etmemek bu iflasın en önemli göstergeleri. İflasın faturasını ise bölge halkı ve Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri ödedi, ödüyor.

BİR ZAMANLAR IŞİD
Türkiye bir dönem PKK terörüyle mücadele ederken Irak sınırında yaşadığı güvenlik sorunlarını hem Irak, hem Suriye sınırında bu kez IŞİD-PYD çatışmaları nedeniyle yaşamak istemiyor. Bu yüzden sınırlarını korumak için bütün hazırlıklarını tamamladı. Ama özellikle savaş durumlarında sınır güvenliği tek taraflı olarak sağlanabilecek bir şey değil. ABD, nasıl Meksika sınırının güvenliğini milyarlarca dolar harcadığı halde sağlamakta zorlanıyorsa Türkiye de sınır güvenliğini sağlamakta zorlanabilir. Askeri anlamda konvansiyonel sınır güvenliği mutlaka tesis edilir ama sivil kisvesiyle örgütsel sızmalar ve asimetrik terör saldırısı tehdidiyle mücadele etmek daha zorlu bir iş. Savaş sonrası Suriye'den 1.5 milyonun üzerinde insan Türkiye'ye göç etti. Tam anlamıyla sınır güvenliğini sağlamak için bütün kapıları kapatmak gerekiyor ki bu da, çöpe bomba konulmasın diye şehirlerdeki bütün çöp tenekelerini yasaklamak gibi bir şey olur. Türkiye, Suriye iç savaşı konusunda en büyük sınavı insani yardım anlamında verdi ve bu sınavdan hakkıyla çıktı, çıkıyor. ABD'nin bölgedeki yanlış politikalarının ürünü olan IŞİD, askeri müdahale ile veya bir tür müzakere süreci ile biter mi bilinmez ama örgüt, bir gün tarihsel işlevini tamamlandığında birdenbire ortadan kaybolursa, deyim yerindeyse buharlaşırsa şaşırmamak lazım. İşte o vakit, "Sahi bir zamanlar IŞİD diye bir şey vardı" diyeceğiz.