Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ünlü olma haliyle mücadele ediyorum

Giriş Tarihi: 2.11.2014
Ünlü olma haliyle mücadele ediyorum

ATV'de yayınlanan Karadayı dizisine yeni dahil olan mafya karakterlerinden birini televizyonda iyi aile kızı olarak bildiğimiz Funda Eryiğit canlandırıyor. Eryiğit bu rol teklif edildiğinde "Emin misiniz?" diye sormuş. Özellikle deneme çekimi yapmak istemiş. Şimdi ise rolünü çok seviyor

Funda Eryiğit sessiz sedasız yıllardır televizyon sektörünün içinde. Canım Ailem'deki güzel yüzlü kız olarak tanıdık onu. Oysa oraya gelene kadar tiyatroda küçük yaştan itibaren bir yol çizmişti kendine. Televizyon seyircisinin de gönlünde taht kurunca ardı ardına dizilerde rol aldı. Bu arada İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda üçüncü sezonuna giren Sessizlik oyunuyla tiyatro camiasının da hayranlığını kazandı. 17. Afife Tiyatro Ödülleri ve 18. Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri'nde en iyi kadın oyuncu ödüllerini evine götürmesi de cabası... Ama bizi Funda Eryiğit'le buluşturan atv'de yayınlanan Karadayı dizisine girişi oldu. Eryiğit, bir girdi pir girdi Karadayı'ya. Dizideki mafya karakterlerin kulvarında yer alan Eryiğit, televizyonun cici kızı değil bu sefer. Gözü kara, tuttuğunu koparan, Mahir'in kabadayı dünyasında sık sık karşısına çıkan bir kadın... Dizide ne olur, ne biter bilemeyiz ama Funda Eryiğit bu mafya hallerini sevmiş. Çekim için SABAH Gazetesi stüdyosunda buluştuk. İçten, samimi ve gerçekten halden hale girebilen bir kadın. Çekimlere gelirken ne kadar kendi halinde hoş bir kadınsa, çekimler sırasında bir o kadar güzelleşti...

- Oyuncu olacağı küçüklüğünden belli olanlardan mısınız?
- Oyuncu olacağım o günlerden belli değildi aslında. Tiyatro ile ilk tanışmam 14 yaşımda, liseye başladığımda oldu. Okulda bir tiyatro grubu vardı. Çok marjinal tiplerdi. Ergenliğin etkisiyle çok çekici buldum. Başına buyruk bir tarafım vardı. Biraz da depresiftim her ergen gibi. Kendimle ilgili problemlerin baş gösterdiği çağlar. Böylece tiyatroya bulaşmış oldum.

PALYAÇOLUK DA YAPTIM

- Ergenlik zor geçmiş anlaşılan...
- Zordu. Kendimi çirkinleştirmeye çalışıyordum. Saçlarımı kısacık kestirip, kilo almak istiyordum. Standart dışı olmak gibi bir arzum vardı hep. "Güzel olarak anılmayacağım, farklı olarak anılacağım" takınsı... Büyüyünce saçmaladığımı anladım. Bu nedenle 14-15 yaşlarım etine dolgun geçti.

- Bunca ergen arızasından sonra üniversitede uluslararası ilişkiler okumayı başarmışsınız ama...
- Lise ikinci sınıfta üniversite sınavına hazırlanmaya başlayınca tiyatrodan biraz uzaklaştım. Sınava verdim kendimi, siyasal bilgiler fakültesini kazandım. Ama tiyatroyu unutamadım ve üniversitede okurken çocuk tiyatrosu yapmaya başladım. Tavuk, maymun ne varsa oynuyorum. Aslında çocuk tiyatrosu kariyerim peri ile başladı tavukla devam etti (gülüyor). Animasyon da yaptım o dönem para kazanmak için. Palyaço bile oldum. Doğum günlerine gidiyordum, broşür dağıtıyordum, animatör olarak turneler falan yapıyorduk. Ama animasyonu çok severek yapmadım amaç para kazanmaktı. Niyeyse kendi paramı kazanmak istiyordum. Sanırım para kazanmayı bağımsızlığı ilan etmenin yolu olarak görmüştüm. Ne kadar ailenin yanında yaşarsan yaşa, babaya "Senden para almıyorum" demek bağımsızlık ilanıdır ya... Ailem Samsun'a yerleşince kendi evime çıktım.

- Okuduğunuz bölümle ilgili bir meslek yapamayacağınızı nasıl anladınız?
- Siyasalda ikinci sınıftaydım, okulu bırakma noktasına geldim. Dersler çok sıkıcıydı. Ailem arkadaşlarım "Bitir sonra istediğini yap" diye ikna ettiler. Bitirdim, iyi ki bitirmişim. Son iki sene çok keyifli geçti uluslarası ilişkilerde. Çok güzel arkadaşlıklar edindim, hâlâ onlarla ilişkim sürer. Hayata bakış açımı değiştirdi siyasal bilgiler fakültesi, orada okumasaydım başka bir Funda olurdum.

- Zaten tiyatro yapıyormuşsunuz, neden konservatuvar eğitimi almak istediniz?
- O konuda kararsızdım aslında. Sınavlara da son dakikada girdim. Kazandım ve orada sabretmeyi öğrendim.



- "Kızım doğru dürüst bir iş yap, ne işin var oyunculukta?" diyen bir aile değildi sizinki sanırım...
- Aslında dediler. Ne destek oldular, ne köstek. "Yapabilirsin bunu" deyip gaz da vermediler, engel de olmadılar. Tamamen bana bıraktılar. Küçük yaştan itibaren kararlarımı kendim verdim.

- Canım Ailem dizisiyle ekran seyircisi tanıdı sizi. Ama tiyatroda da çok aktifsiniz... Tiyatro, televizyon ayrımı yapıyor musunuz?
- Ayrım yapmıyorum ama televizyonda daha az oyuncu olduğumu hissediyorum. Çünkü dizilerde hızla bir şeyler yapıyorsun ve yaptığın şeyin sanatla çok daha az ilişkisi var. Sonuçta ticari bir ürün. Ama küçümsenecek bir şey kesinlikle değil. Televizyonda da karakteri elimden geldiği kadar anlamaya çalışıyorum ama nihayetinde bir hız yarışı içindeyiz. Dizilerde birbirinin benzeri klişe konular var. Bu da işin doğası gereği. Tiyatro ve sinemanın doygunluğu var. Orada işi biraz daha sindirme şansın var.

- Dizinin getirdiği ün hoşunuza gidiyor mu?
-
Aslında ünlü olma haliyle mücadele ediyorum. Çünkü bu normal bir şey değil. Yolda yürürken hiç tanımadığın birinin seni tanıması hayatın içinde anormal bir durum. Ama televizyonda işin içine girince böyle oluyor. Bununla baş etmek zorundayım. Bu benimle alakalı bir şey değil, bir karakter oynuyorum ve insanlar onu tanıyor, beni gördüklerinde bana yaklaşmak istiyorlar. Ne olduğunu iyi hazmetmek lazım. Bunun şahsımla alakalı olmadığını biliyorum, sonuçta şahsım o rollerden hiçbiri değil. O yüzden bu tanınma haline yaslanmıyorum.

- Bunun için ölüp biten bir sürü insan da var ama...
- Kendimi orada var etmiyorum, derdim oyunculuk. Bir şeyi var etme, anlama.

- "Güzel bir kadınım" diye kendinizi ne zaman keşfettiniz?
- Şimdi de bazen hoşlanmıyorum. Genel olarak etrafımda sürekli söylediği için "Güzelim" diyebiliyorum. Ama ben ona yaslanarak yaşamıyorum. Kimi zaman çok çirkin kimi zaman süslenip püslenip çok güzel de olabiliyorum.

ARKADAŞINA GÖNDER
Ünlü olma haliyle mücadele ediyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz