X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ben neden kansere yakalandım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ben neden kansere yakalandım

  • Giriş Tarihi: 9.11.2014
Ben neden kansere yakalandım
Ben neden kansere yakalandım

Son olarak Karadayı ve Kara Para Aşk dizilerinin senaryosunu yazan Sema Ergenekon altı ay önce meme kanserine yakalandı. Kanseri Ergenekon'a başka bir bakış açısı ve farkındalık kazandırdı. Aşk dizilerinin usta kalemi; "Kanser bir ceza olarak da algılanabilir, hediye olarak da. Ben hediye olarak algılıyorum" diyor

Son 10 yıldır Türk dizi sektörüne damgasını vurmuş yapımların büyük çoğunluğunda Sema Ergenekon imzası var. Aşkı, ihtirası, tutkuyu ekranda onun kadar iyi anlatıp izleten senarist sayısı bir elin parmakları kadar. Düşünün Gümüş, Sıla, Yer Gök Aşk, Karadayı, Kara Para Aşk hep Sema Ergenekon'un ve Eylem Canpolat'ın kaleminden damlıyor... Altı ay önce bu ikiliye deyim yerindeyse nazar değdi. Sema Ergenekon doğum gününün hemen ertesi günü meme kanseri olduğunu öğrendi. Üstelik, henüz 37 yaşındaki Ergenekon, risk grubunda da değil! Mutlu bir evliliği var. Kariyerinin en iyi noktasında. Üç çocuğunu da emzirmiş. Ailesinde meme kanseri hikayesi yok! Ama Sema Ergenekon meme kanserine yakalandı. Üstelik kanserli kitle sekiz yıldır vücudundaydı. Ergenekon tedavisini tamamladı, kötü günler geride kaldı. Ama bu kötü günler Ergenekon'u bir sorgulamayla baş başa bıraktı.Yaşamı, yaşadıklarını, her şey yolunda giderken neden kanser olduğunu kendi kendine sorgulayan Sema Ergenekon'la buluştuk. Saçları kısacıktı, bir bereyle poz vermek istedi ama karşımdaki güzel yüzlü kadına kısa saçlar o kadar yakışmıştı ki, beresiz fotoğraflar için onu ikna ettim. Tıpkı müzisyen Sinead O'Connor'a benzediğini fark ettim. Detay detay her şeyi konuştuk. Ben bu söyleşi bittiğinde çok etkilenmiştim, dönüp kendi hayatıma baktım. Ve geç olmadan düzenlemeler yapmaya karar verdim. Umarım siz de okuyunca böyle hissedersiniz...


- Meme kanseri olduğunuzu ne zaman öğrendiniz?
- 9 Nisan'da doğum günümü güzel ve kalabalık bir partiyle kutladım. 37 olmuştum. Bir hafta sonra bana doğum günü hediyesi olarak geldi kanser.
- Nasıl fark ettiniz? - Banyo yaparken, sağ göğsümde bir kitle fark ettim. Elime geldiği an, kötü bir şey olduğunu anladım. Çakıl taşı gibi pürüzlü bir his veriyor dokununca bu kitle. Öncesinde kendimi böyle kontrol etmiyordum, keşke yapsaydım, daha önce fark edebilirdim. Üç çocuğumun da doğumunu yaptıran doktorum olduğu için jinekoloğumdan randevu aldım. Halbuki genel cerraha gitmek gerekiyormuş, sonradan tüm bunları öğrendim elbette. Doktorum "Kanser tanımlarının tümüne uyuyor" dedi. Orada ilk sarsılmayı yaşadım.
- Ne hissediyor insan o anda?
- Çok sağlıklıyımdır, enerjiğimdir, kolay kolay hastalanmam. Her doğum yaptığımda bir hafta oturur sonra senaryo yazmaya devam ederim. İç dinamiği de yüksek bir insanımdır. Ailemde meme kanseri yok. Hiç beklemediğim bir haberdi. "Bana olmaz" diyordum. O yüzden hafife aldım ve küçümsedim kanserimi. Parça alındı, mamografiye girdim. Ultrason çekildi. Ve kanser olduğum kesinleşti. Bir genel cerrah buldum. O, "Muhtemelen koltuk altına sıçramamıştır. O kitleyi alacağız, hallederiz. Önemli olan senin nasıl hissettiğin, git kafanı takma, belki kemoterapiye gerek kalmaz" dedi.
- Rahatlamışsınızdır...
- Hiç önemsemedim, sanki ben aldırıyormuş gibi hissediyordum. Meğer bu reddediş evresiymiş. Önce hastalığı küçümsedim, sonra reddettim. Oysa ne olursa olsun bu hastalık küçümsenmemeli. Ameliyata girdim, çıktım, gayet lay lay lom... Kitleye dair sonuçları almaya gittiğimde kanser olduğumun farkına vardım. Doktorum, "Lenf nodülünde iki tane aldık, bir tane mikro metastazın var" dedi. Farkına vardım ki bu sadece bir geçiş anlamına geliyor. Tüm vücudumu sarabilir. Bu tedirginlikle ilk yüzleşmeyi yaşadım. Yıkım gibi oldu benim için. Sarsıldım. Onkolog bulduk bu sefer kemoterapi için. Altı kür alacaktım.
- Hayatınız altüst oldu sanırım bir anda...
- Hayatımda ilk defa bir yaz tatilini aylar öncesinden programlamıştım, bu planları yaparken kanser olacağımı bilmiyordum tabii. Yaz tatilini de iple çekiyordum. O tatile gittik ama mahvolduk. Ben tatile gidiyorum, kemoterapiye girmem gerekiyor, İstanbul'a dönüyorum, çocuklar beni o halde görmesin diye bir süre geri dönmüyorum... Gittiğimde zaten tadını çıkaramıyorum. Hayatımın en zor yazıydı. İlk üç kemoterapi iyi gitti, ama üçüncüden sonra bedenin sarsılmasıyla ruhsal bir çöküş yaşadım.