Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Entelektüel dünyanın stil sahibi beyefendileri

Giriş Tarihi: 16.11.2014
Entelektüel dünyanın stil sahibi beyefendileri

Onlar yazar, çizer, bilim adamı, profesör... Ama bu kez onlarla gündem, sanat, sinema, deprem konuşmuyoruz. Türkiye'nin stil sahibi dört entellektüeli, Hasan Bülent Kahraman, Hıncal Uluç, Celal Şengör ve Engin Yiğitgil ile kılık kıyafet meselesini, iyi giyinmenin sırlarını ve nasıl bu

Bu yazıyı okurken etrafınızdaki insanların kıyafetlerine bir göz gezdirin. Kaçı kot pantolon giyiyor? Peki kaçının üstünde öylesine giyilmiş bir kazak ve havaya uygun, rahat botlar var. İtiraf etmek gerekirse günümüzde birçok kişi 'konforlu' olma adına özensiz ve düzensiz giyiniyor. Bu özensizliği açıklamak için bahaneler de hazır... Maddi durum yetersizliği... Bir de ikinci grup var. Şık ama her daim birbirinin aynısı olan. Hacivat sakalını moda diye uzatan, dar paçayı 'cool' görünme adına altına çeken... Ama bir de hiç moda gündemini takip etmeyeceğini düşündüğümüz entelektüeller var. Kitaplar, belgeseler, konferanslar, toplantılar arasında soluksuz geçen hayatlarında stil sahibi olmak için de zaman ayıran, her daim şık olan entellektüel dünyanın beyefendileri onlar. Hasan Bülent Kahraman, Hıncal Uluç, Celal Şengör ve Engin Yiğitgil bu kez objektifin karşısına edebiyat, sanat, bilim konuşmak için değil nasıl stil sahibi olunur anlatmak için geçti.

Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman-Yazar/Sanat eleştirmeni

RAHATLIĞI SEVMEM, KÖTÜ GİYİNMİŞSEM ZATEN RAHATSIZ OLURUM

- Stil ne demek? Sadece kılık kıyafetle ilintili bir şey mi?
- Stil insanın hayatla olan ilişkisinin tamamıdır. Yani bir insanın illa küçük yakalı, ince kravatlardan, dar paçalardan müteşekkil bir şey giymesi değildir. Veya İngiliz tarzı giymesi değildir. Bence insanın üstündeki giysinin; yediği yemekle, okuduğu kitapla, evinin odasının tanzim ediliş tarzıyla ilişkili bir şeydir. Yani stil hayatı kavramaya ait ve hayata verdiğimiz cevaba dair bir şeydir. Ben de kendi gündelik hayatımla ilgili olarak bir takım estetik oluşumlar hazırlarken aklımda bunu tutarım. Estetik bence hayatın sadece belli bir alanına teksif edilmemeli. O zaman zaten gerçekleşmez. Yani estetikle olan ilişkisi insanın bütün hayatını kapsadığı zaman o insanın kendine ait bir stili olduğundan söz edilebilir.

- Sizin giyim tarzınız dışarıya ne mesaj veriyor?
- Bunun arkasında belli bir felsefe var. Ben sadece belli bir tarzda giyinen, koyu renk tercih eden insanlardan değilim. Koyu renk giyinen insanlar vardır, daha renkli giyinen insanlar vardır... Ben yerine göre giyinmeyi isterim. Benim çevreyle olan ilişkimi ve o ilişkiye olan saygımı yansıtsın isterim. Yani bir yere giderken oranın üslubu neyi gerektiriyorsa öyle giyinirim. Ama daha önemli bir şey var. Ben, 'kıyafetim insanlara ne söylerden' önce bana ne söylediğiyle ilgiliyimdir. Bir erkek giyiminde kravatını, ceketini, gömleğini dışarıya dönük olarak giyebilir. Ama insanın dışardan görünmeyen bazı giysileri de var. Çorabıdır, iç cebine koyduğu mendilidir... Bence bunlar da giyimi tamamlayan unsurlardır.

- Giyinmek daha da önemlisi iyi giyinmek görgü işi mi?
- Biraz aile geleneğiyle alakalı bir şey. Benim anne tarafımda terziler var. Büyükbabam zamanın çok önemli terzilerinden biri. Dayılarımın hepsi terzilik yapardı. Onlardan biri şimdi Amerika'da Barneys'in en önemli adamlarından biri.

AYAKKABI HEYKELDİR

- Tasarımcı mı?
- Aslında bir tür tasarımcı. Uluslararası koleksiyonları seçiyor. Aynı zamanda fitter (kalıpçı). Yani siz üstünüze bir şey giymişsiniz, bir yerini kesip onu sizin üstünüze oturtuyor. Bir paçanın sizde kaç santim olması gerektiğine, kol boyunun uzunluğuna karar veriyor. George Clooney, Brad Pitt, Clinton ona gelir. Şimdi çok az yapmasına rağmen onu özellikle arayıp evden aldırtırlar. Babam avukattı ve Ankara'nın en iyi giyinenlerinden biriydi. Tabii insan bunlardan etkileniyor.

- Çağdaş sanat dünyasındaki insanların belli bir giyim tarzları var. Siz onlardan hiç etkilenmiyor musunuz?
- Onlardan biri olmayı hiçbir zaman istememişimdir. Oralarda kendi bildiğim şekilde giyinen ve kendi bildiği şekilde hareket eden insan olmak isterim. Evet ilk kendimi bildiğim yıllardan beri benim giyimle kuşamla bu söylediğim şekilde bir özelim vardır.

- En çok neye dikkat edersiniz?
- Ayakkabıya. Bir ayakkabı bir elbiseyi kurtarır. Bu benim yeteri kadar cevabını bulamadığım bir şeydir. Dünyanın en güzel elbisesini giyin ayakkabınız kötüyse olmaz. Ayakkabı benim için heykeldir.

- Türkiye'deki insanların giyimini nasıl buluyorsunuz?
- Birkaç kişi dışında Türkiye giyinmeyi bilmiyor. Bu benim için bir yürek yarası. Akşam televizyonu açtığım zaman orada konuşan insanların hallerini görüp o kanalı kapattığım olmuştur. Bu bir snobizim değil. Bunu bir hak olarak ortaya koyuyor ve ifade ediyorum. Televizyona çıkan insanların kendilerine ve kendilerini izleyenlere bir saygı göstermesi lazım. Maalesef Türkiye, özellikle Cumhuriyet döneminde kendine ait bir estetik oluşturamadı. Bunun sosyolojik nedenleri var. O estetiksizlik bizim giyim kuşamımıza da yansındı. Bugün maalesef yeteri kadar özenli giyinen insanlar yok.

- Giyim özeni nedir?
- İnsanın üstüne başına uyan şeyi giymesidir önce. Ama hangi gömlek yakasıyla hangi kravatı nasıl bağlanacağını, onun düğümünü nasıl atacağını bilmeniz asıl giyimi öne çıkartır. Hele bu ayrıntılar açısından bakılırsa Türkiye'de giyimin çok hazin bir noktada olduğunu maalesef söylemek lazım.

- Kendiniz mi tasarlıyorsunuz kıyafetlerinizi?
- Hayatta her şeyimi kendim tasarlarım. Katiyen hiçbir şeye başkasının müdahalesini kabul etmem. O müdahale başladığı zaman ben başka yere giderim.

- Moda dergilerini okuyor musunuz?
- Her ay iki tane okurum.

- Rahatlık ne kadar önemli sizin için?
- Rahatlığı seven biri değilim. Kötü giyinmişsem zaten rahatsızımdır. Giyinip gelip öğleden sonra içime sinmediği için gidip üstümü değiştiğim muhakkak olmuştur. Ofiste giysilerim vardır.

Renk kullanmayı seviyorum

- Renklerle aramız neden yok sizce? - Kendimize ait bir Barok dönemden geçmedik. Osmanlı'nın son döneminde de bir Barok mimari oldu ama Fransa'daki gibi kendi abidelerini yaratmadı. O renkler oradan geliyor. Renk meselesi bizim hayatımızda hiçbir zaman yer almadı. Bir insan rengi kullanmayı, taşımayı bilmeli.

- Sizin çorabınız, mendiliniz ve kravatınız her zaman renkli.
- Hayatımız o kadar renksiz ki ben kendime ait bir deklarasyon olarak çorabımı, mendilimi, kravatımı belli bir renklilik içinde seçmeyi tercih ediyorum.

- Ciddi bir çorap koleksiyonunuz olduğu hissine kapılıyor insan.
- Kendime yetecek kadar diyelim. Çorap almak da sevdiğim şeylerden biridir. Benim için hayatta en önemli olan şey kitaplar, okumak ve yazmaktır. Başka hiçbir şeyin o derece önemi yoktur. Manik mertebede okuma tutkunu oldum ama kitap biriktiricisi değilim. Kitap biriktirmek için almam. Dibinde mutlaka bir fonksiyon vardır. Gidip birden bire 20 çift çorap, 10 mendil alayım demem. Mutlaka aldığım şeylerin birbirleriyle diyalog kurmasını isterim. O yüzden bunları manik mertebede değil ama fonksiyonal mertebede tutarım.

ARKADAŞINA GÖNDER
Entelektüel dünyanın stil sahibi beyefendileri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz