X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeni Türkiye'nin asıl aktörü toplumsal taleplerdir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeni Türkiye'nin asıl aktörü toplumsal taleplerdir

  • Giriş Tarihi: 7.12.2014
Yeni Türkiye'nin asıl aktörü toplumsal taleplerdir
Yeni Türkiye'nin asıl aktörü toplumsal taleplerdir

SABAH ailesine katılan Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Fahrettin Altun "Yeni Türkiye'yi yaratan ana aktör toplumsal taleplerdir. AK Parti'yi iktidarda tutan da bu talepleri seslendirmesidir" diyor

- SABAH'taki köşe yazarlığı serüveniniz başladı. Türkiye'nin gündemi yoğun ama sizin gündeminiz ne olacak?
- Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı temel toplumsal, siyasal ve kültürel geçişlilikler hiç kuşkusuz benim de en önemli gündemim. Bugün 200 yıldır süregelen Batılılaşma sorununun devamı niteliğindeki sorunlarla boğuşuyoruz. Türkiye farklı bir tecrübeyi 2000 yılı sonrasında yaşıyor.

- 2000 sonrasında farklılaşan ne oldu?
- İlk defa bir siyasi irade karşı karşıya kalınan yapısal sorunlarla ilgili geleneksel Batılılaşma politikasından farklı olarak yeni bir modernleşme yorumu üreterek sorunların üstünden gelmeye çalıştı. Dayatmacı bir Batılılaşma oldu bugüne kadar. Osmanlı Batılılaşmasında elitlerin merkezde olduğu bir süreç varken Cumhuriyet döneminde toplum bizatihi elitler tarafından üretilmiş çözümün uygulanacağı bir laboratuvar alanı olarak görüldü. Bu da toplumda ciddi travmalara yol açtı. Toplum kendini bir aktör olarak hissetmedi.

- 'Yeni Türkiye' kavramından kastedilen şey toplum-devlet ilişkilerindeki bu arızi durumu gidermek mi?
- Bir anlamda bu. Yeni Türkiye süreci ve arayışı toplumun içinden neşet eden farklı modernleşme algılayışının da siyaseten temsil edilebileceği ve hatta devlet politikalarına yön verebileceği yönündeki bir anlayışı iddia etmesi ve bunun kurumsallaşmasıdır.

- Siz bunu bir yazınızda 'normalleşme' kavramı olarak telaffuz ediyorsunuz. Bu süreç kimin elinde?
- Bu sürecin aktörünün ve siyaseten dillendiricisi konumunda olanın AK Parti olduğunu düşünüyorum. Fakat Yeni Türkiye'yi yaratan ana aktör toplumsal taleplerdir. AK Parti'yi iktidarda tutan da bu toplumsal talebi seslendirmesidir. Katı kimlikçi politikalar yerine 'hizmet siyaseti yapacağım' diyerek bir fırsat alanı açtı.

- Normalleşme tamamlanırsa AK Parti'nin işlevi bitecek mi?
- Türkiye'nin bölgesel bir güce ve küresel bir aktöre dönüşmesi başarılırsa bu AK Parti'nin siyasette gerçek aktör olacağını gösterir. Siyaset rakiplerle yürüyen bir mücadeledir. Ne yazık ki Türkiye'de siyaset rakipler arası bir mücadeleyle değil düşmanlar arası bir mücadeleyle yol aldı.

- Bu normalleşmeye ayak direyen bürokratik oligarşi varolmaya devam ediyor ama...
- Askeri, yargı ve sivil bürokrasi yakın zamana kadar müdahalelerde bulundu. Fakat diğer taraftan siyaset 2000 sonrasında devletin ve toplumunda önünde gittiği için bürokratik oligarşinin çok şansı olduğunu düşünmüyorum. Artık toplum bu direncin ve AK Parti'nin ortaya koymaya çalıştığı mücadelenin farkında. Bunda Erdoğan gibi toplumla birebir bağ kurabilen siyasi bir değerin çok büyük bir rolü var.

- Alevi meselesi nasıl çözülecek?
- Süreçteki aktörlerin bu müzakereyi yürütmeleri lazım. Hükümet bu psikolojik boyutun aşılması için adımlar atıyor ve bu en önemli safha. Yanlış algıların bir süreç içinde çözüme kavuşacağını düşünüyorum.

- Gülen Hareketi'nin bir Frankenstein ürettiğini söylerken ne demek istediniz?
- Gülen hareketi kendisini dini bir hayır üretme mekanizması olarak takdim etti. Bu yapının bir süre sonra Türkiye'deki boşlukları değerlendirerek büyümeye başladığını ve birçok mekanizmayı kullandığını görüyoruz. 80 sonrasında bir iktidar arayışına girdi. Devlet içinde kadrolaştı ve bir adım sonra devleti ele geçirme refleksine dönüştü bu. Siyaseti yolcu, bürokrasiyi hancı olarak gördüler ve hancı olmak istediler. Bu yapı uluslararası bir boyut kazanınca sürekli finanse edilmesi gereken devasa cüsseli bir yapı oldu. Bunu sağlamaya dönük olarak aldığı uluslararası desteği ve finansmanı kaybetmemek için bir salınım içerisine ve kullanıma açık bir sürece girdi. Siyaseten bir intihar girişimidir yaptığı. O devi beslemek için risk aldılar ve kaybettiler.

- Selahattin Demirtaş'ın son aylardaki çelişkilerine nasıl bakıyorsunuz?
- Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki Demirtaş portresi ile Kobani eylemlerindeki Demirtaş portresi arasındaki farkı görünce çok şaşırıyorum. Demirtaş bir siyasi figür olmaya çalışıyor. Çünkü çözüm süreci nihayete ererse Demirtaş, Öcalan'ın gölgesinde kalmaya devam edecek. Oldukça şahin bir edayla Kürtlerin içindeki endişeli Kürt Kemalistlere oynuyor. İkili bir politika yürüterek kendisini Öcalan simgesinin üzerine çıkarmaya çalışıyor. Ama bunun toplumsal bir karşılığı yok ve kaybedecek.