Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Daha umutlu olmaya duvarlar engel değil

Giriş Tarihi: 21.12.2014
Daha umutlu olmaya duvarlar engel değil

Türkiye'de 366 hapishanede toplam 153 bin 867 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Onlar için hayat ne kadar zor olsa da cezaevlerinde bir çok radikal değişim sözkonusu. Bu değişim ve dönüşümün izini Türkiye'nin çeşitli cezaevlerine girip hükümlü ve tutuklularla görüşerek sürdük. Bir nevi sosyal tesislere dönüşen hapishanelerde anlatılacak çok şey var

Türkiye'deki cezaevleri toplumsal hafızamızda hep acı, gözyaşı, işkence, zulüm ve ölümlerle yer aldı. Özellikle 80 darbesinin ardından, Mamak, Metris ve Diyarbakır zindanlarında yapılan zulümler akıllardan hiç çıkmadı. Cezaevlerinin bu durumu sinema filmlerinin de başlıca malzemelerinden oldu bir dönem. Örgütlerin üssü haline gelen, adı isyanlarla ve kanlı operasyonlarla anılan cezaevlerinde, "ıslah" ise sadece tabelalar üzerinde kaldı. Suçlu ya da kader mahkumu olarak bir şekilde o parmaklıkların ardına giren, çıkınca tekrar kolay kolay temiz bir sayfa açamadı, hayata karışamadı. Ancak son 10 yılda Türkiye'nin cezaevleri çok ciddi bir dönüşüm geçirdi. Birbiri ardına kurulan modern iş atölyeleriyle fabrikaları aratmayan cezaevlerinin rehabilitasyon, sağlık ve sosyal merkezleri bile var. Daha insani şartlarda konforlu koğuşlar oluşturulurken, iyi halli mahkumlar için "mahrem odalar"ın düzenlenmesi de başlı başına bir dönüşüme işaret ediyor. Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında binlerce tutuklu ve mahkum ise özgürlüklerine kavuşup cezalarını kamuya faydalı işlerde çalışarak geçiriyor.

RADİKAL DEĞİŞİMİN İZLERİ

Cezaevlerindeki bu değişim ve dönüşümün izini Pınarhisar Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Bursa E, Bursa H, Kütahya E, Sincan Çocuk Eğitim Evi, Maltepe Çocuk Eğitim ve Gençlik Merkezi, Kırklareli Açık Ceza Evlerine girip hükümlü ve tutuklularla görüşerek sürdük. Türkiye'de 366 hapishanede 5 bin 382'si kadın, 144 bin 405'i erkek, bin 628'i çocuk, 2 bin 452'si yabancı uyruklu olmak üzere toplam 153 bin 867 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Halen farklı illerde 80'e yakın yeni cezaevi yapılıyor. 2000 sonrası inşa edilen F, L, T tipi cezaevlerinde odaların büyük bir bölümü iki katlı. Alt kat banyo, lavabo ve masa, sandalyelerin bulunduğu yaşam alanı, üst kat ise yatakların bulunduğu bölümden oluşuyor. Cezaevi müdürleri ve infaz koruma memurları 2000 yılını cezaevleri için milat olarak kabul ediyor. Pınarhisar Cezaevi, Bursa E Tipi, Kütahya T Tipi Cezaevi'nde kamuoyunda büyük yankı yaratan "mahrem odalar" bulunuyor. İyi halli mahkumlar ödül olarak üç ayda bir eşleri ile bu odalarda buluşabiliyor. Yapılan düzenlemelerin çerçevesi bunlarla sınırlı değil. Açılan meslek edindirme kursları ve iş atölyeleri parmak ısırtacak cinsten. Bursa E Tipi, Kütahya E Tipi, Pınarhisar Kapalı İnfaz Kurumu ve Kırklareli Açık Cezaevi'nde yüzlerce mahkum çalışıyor. Aylık kazançları 180 ile 200 TL arasında. Hükümlüler, iş yurtlarında çalıştıkları süre içinde SGK primlerinin yatırılmasını istiyorlar. Hükümlü Hüseyin Arıkan, "Kimsenin sigortası yok. 40-50 yaşında cezaevinden çıkan mahkuma kim iş verir? Yattığımız süreyi borçlanalım. Böylece emekli oluruz belki" diye arzusunu belirtirken Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, bu konuda SGK ile bir çalışma yapıldığını kaydediyor.

MESLEK ATÖLYELERİ
Bursa E Tipi Cezaevi'nde ise 22 iş atölyesi bulunuyor. Bunların en büyüğü tekstil atölyesi. Üç tekstil atölyesi yanında günde iki bin ekmek üreten fırınları var. Atölyede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eğitim elbiselerinin yanı sıra komutanların giysileri ve yılda yaklaşık 70 bin kep ve 150 bin mont dikiliyor. Türkiye'deki tüm infaz koruma memurlarının mont ve pantolonları da bu atölyede hazırlanıyor. 375 mahkumun ortalama aylık kazancı 180 lira civarında. Cezaevinin geçen yılki net karı 1 milyar 957 milyon lira. Pınarhisar Kapalı İnfaz Kurumu'nda bulunan 142 hükümlü 9 tutukludan 20'si açık öğretim ortaokulunda, 30'u açık öğretim lisesinde, 5'i açık öğretim fakültesinde eğitimlerine devam ediyor. Halk Eğitim Merkezi ile işbirliği yapan kurumda İngilizce temel ve orta seviye bir çok kurs da veriliyor. Kırklareli Açık Cezaevi'ndeki hükümlü sayısı 450. Cezaevi'nin 450 dönüm arazisi üzerinde tarımsal faaliyet yürütülmesi ve 10 bin üzüm fidesi dikimi için Kırklareli Gıda Hayvancılık İl Müdürlüğü ile görüşmelere başlanmış bile. Cezaevinde ayrıca büyük-küçük baş hayvancılık planlanıyor. Kurumun İnfaz Müdürü Muammer Dilitatlı, bağcılıkla birlikte süt, peynir, yağ ve yoğurt üretmeyi tasarladıklarını söylüyor. Kütahya T Tipi Ceza İnfaz Kurumu'ndaki iş yurtlarında ise 2013 itibariyle, yıllık 1 milyar 700 milyon TL'lik üretim yapılıyor. İnfaz Kurumu yetkilisi Necati Karacık, iş yurtlarında 300 mahkumun çalıştığını belirterek, "En fazla hükümlü çalıştıran kurumuz. Satış mağazalarımızda ürettiğimiz gömlek ve ayakkabılar ilgi görüyor" diyor.

YABANCI MAHKUMLAR

Cezaevlerinde çok sayıda madde bağımlısı da bulunuyor ve bunlara özel program uygulanıyor. Kütahya E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu'nda görevli psikolog Mehmet Şahin son yıllarda, bağımlı olduğu için kendini kontrol edemeyen ve şizofren mahkum sayısında artış olduğunu kaydediyor. Türkiye'de Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre hükümlü yaşlı sayısı ise bin 898. Çocuk, genç, kadın, yaşlı derken bir sorun da yabancı uyruklu mahkumları ilgilendiriyor. CİSST Müdürü Zafer Kılıç, "Sorguları dil bilmeyen kolluk kuvvetleri tarafından yapılıyor. Barolar tarafından atanan avukatların büyük çoğunluğu dil bilmedikleri için zanlı ile iletişim kuramıyor. Dil bilen avukatların koordinasyonu sağlamalı" diyerek destek bekliyor.

MEMUR DA MAHKUM GİBİ

Ceza infaz kurumlarında personelin güç koşullar altında çalıştığını söyleyen Bursa E Tipi Müdürü Oktay Yıldırım, "Maden işçisi gibi güneş göremiyoruz. Psikolojik olarak yıpranıyoruz. Bu yıpranmanın bir karşılığı olmalı" diyor. Çalışma koşullarının ağırlığına işaret eden Kütahya E Tipi Cezaevi'ndeki bir kadın infaz koruma memuru "27 yıllık memurum, maaşım çok düşük. Üstelik kimyamız bozuluyor. Vardiya nedeniyle özellikle kadınlar çok yıpranıyor. Can güvenliğimiz yok. İki oğlum okuyor. Ev kira. Çocuklar hayatını kazansın bırakacağım işi." diye yakınıyor. Ceza İnfaz Kurumları Çalışanları ve Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (CİPDER) Başkanı Bekir Alanoğlu ise cezaevi personelinin emniyet ve güvenlik hizmetleri sınıfında yer alması için çalışma yürütülmesini, fazla çalışma süreleri ücretlerinin ödenmesini, can güvenliği ve silah taşıma yetkisi sağlanmasını istiyor.

ÇOCUK MAHKUMLAR EN ÇOK KURSLARI SEVİYOR
Cezaevi gerçeğinin belki de en yürek yakıcı figürü çocuklar. Parmaklıklar ardında büyürken soğuk duvarlara çarpıyor çocuksu umutları. Oyun çağında tanıştıkları demir kapı ve kör pencereyle, kısacık voltalarla, havalandırmayla yoğruluyor küçük bedenleri. Türkiye cezaevlerinde 18 yaşından küçük bin 628 tutuklu ve hükümlü erkek çocuk bulunuyor. Kız çocuk mahpushanesi ise Denizli'de ve sekiz tutuklu var. Suça sürüklenmiş bu çocukların çoğunluğunun anne ve babaları ayrı. Buradaki çocukların geneli küçük yaşta uyuşturucu ile tanışmışlar, gasp ve hırsızlığa itilmişler. Erkek çocukların büyük çoğunluğu küçükken taciz ve tecavüze uğramışlar. Yakınlarını, anne, baba kardeş özlemini her fırsatta dile getiriyorlar. Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,218 tutuklu ve hükümlü barındırıyor. Hepsi tek kişilik koğuşlarda ve psikolojik destek alıyorlar. Odalarında çamaşır makinesi ve buzdolabı bulunuyor.

ATÖLYELER MORAL KAYNAĞI

Cezaevindeki 11 aktif kursta en çok talep gören Kur'an ve resim kursları. Bunu bilgisayar ve web tasarım kursu izliyor. Okuma yazma bilmeyen 16 çocuk hükümlü, kursiyerler tarafından eğitiliyor. Edebiyat günleri düzenleyip şiiri tartışıyorlar. Kurs öğretmeni Mahir Doğan iki yıldır cezaevinde çocukların her türlü sorunu ile ilgilendiğini belirterek, "Çocukları dışarıya alıştırmak için var gücümle çalışıyorum. Onlardaki en küçük bir değişimle rahat uyuyorum" diyor. Cezaevinin müdürü Naci Yıldız ise Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni baz alarak çalıştıklarını belirterek "Atölye çalışmaları ile çocukların moral motivasyonunu artırmaya çalışıyoruz. Hücre cezası vermiyoruz. Okutmaya teşvik ediyoruz. Ayda dört film izletiyoruz. Basın tarafından kötü gösterilmekten rahatsızız. Bizim de çocuklarımız var. Biz şiddet kullanmıyoruz. İyi işler yaptığımız da görülsün. Kötü muamele şöyle dursun, idare olarak onlar için ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Tahliye oluyor çocuklar, yol parası yok. Cezaevinin 250 metre uzunluğundaki duvarlarına resim yapmak istiyorlar ama ödeneğimiz yok. Umarım sesimizi duyan insaflı işadamı, müzisyen, sanatçılar bunu sosyal sorumluluk olarak üstlenirler." diyor. Sincan Çocuk Eğitim Evi'nde ise çocuklar günü iş atölyelerinde veya bahçede hobi çalışmalarında geçiriyor. Burada 18 yaş altı 134 hükümlü barınıyor. Koğuşlar tek kişilik. Odalarda buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon yok. Ama onların asıl özlemini çektiği şey bunlar değil; evleri ve aileleri... Cezaevi ikinci müdürü Tuğba Yıldızbaş kurumda ev ortamı yaratmaya çalıştıklarını vurgulayarak "Çocuklar hüküm alıncaya kadar ilk travmayı kapalı cezaevlerinde yaşıyorlar. Burada farklı bir atmosfer var, eğitim ön plana çıkıyor. İşe ve okula giden çocuklarımız var. Yol paraları yok. Çoğu zaman biz karşılıyoruz. Ama nereye kadar?" diyor.

5832 KADIN TUTUKLU VAR
Hapishanelerde 5 bin 382 kadın bulunuyor. Kadınların cezaevinde bulunma nedeni ağırlıklı olarak cinayet. Bunu gasp, ve uyuşturucu takip ediyor. Namus cinayeti nedeniyle Bursa E Tipi Cezaevi'nde yatan Şenay Ertan tam 14 sene ceza alsa da kararın Yargıtay'dan döneceğini düşünüyor. "Eşimden ayrıyım, üç çocuğum ve bir torunum var. Buraya geldiğimde psikolojim bozuktu ama şimdi umutluyum. Dışarı çıktığımda atölye kuracağım. Hapiste yatıp çıkan kadınları çalıştırmayı düşünüyorum. Çünkü iş dünyası mahkumlara iş vermiyor. İş yerimin kapısına 'Mahkum kadın çalışabilir' yazacağım. Böyle bir hayalim var" diyor. 26 yaşında gasptan dokuz yıl ceza alan Seda Aksu ise evli ve bir kızının olduğunu söylüyor. "Umutlarımı kapıda bıraktım" diyen Aksu hikayesini şöyle anlatıyor: "Bursalıyım, satış temsilcisiyim. Çalıştığım firmadan alacağımızı istedik vermedi. Biz de arabaya el koyduk, dokuz yıl ceza verdiler. Yargıtay'da vicdanlı hakimlerin olduğunu düşünüyorum. Patrondan emeğimizi istedik, patron saldırdı. Sonuç burası işte." Kendisine musallat olan birini öldürdüğünü ifade eden 42 yaşındaki Çiğdem Kurnaz ise 17 sene aldığını belirtiyor. Kurnaz, "Burada kafamı dağıtıyorum" diyor.

TÜRKİYE DE, HAPİSHANELER DE DEĞİŞTİ
Ceza Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, 2009'da 514 personel hakkında soruşturma açıldığını, 2014'te bu sayının 84'e düştüğünü anlatıyor. Yıldırım, "Şiddeti ve kötü muameleyi kabul etmiyoruz. Türkiye artık eski Türkiye değil" diyerek, cezaevlerinde 40 bine yakın infaz koruma memurunın görev yaptığını ve her memur adayının çok sayıda testten geçirildiğini belirtiyor. 1 Ağustos 2013 itibariyle cezaevlerinde 167 psikolog, 281 sosyal hizmet uzmanı ve 353 öğretmen görev yaptığını belirten Yıldırım, "Yeni cezaevlerinde engellilere sıkıntı vermeyecek şekilde düzenleme yapıldı. Yemekhane, banyo ve revirler düzenlendi" diyor. Yıldırım alrıca çıplak arama yapmadıklarını ve mahkumlar için kağıttan tek kullanımlık elbiseler hazırlandığını kaydediyor.

MAHKUMLAR KONUŞUYOR

Hakim, savcı, avukat kadar hukuk biliyorum
Ayhan Demireli : Alacak verecek nedeniyle 11 yıl hapis cezası aldım. Hükümlü ve tutuklular beni umut ışığı olarak görüyor. Orta ikiye kadar okudum. Hakim, savcı ve avukat kadar hukuk bilgisine sahibim. Arkadaşlarımın dosyalarını inceleyip "Mahkeme yanlış karar vermiş, senin yattığın süre göz önüne alındığında tahliye olman gerekiyor" diyorum. Tutuklu ve hükümlüler hazırladığım dilekçe ile ilgili mahkemeye başvurduklarında tahliye oluyorlar genellikle. Bir yıl içinde 23 tutuklu ve hükümlü yazdığım dilekçe ile tahliye oldular. Sonrasında bu tahliye olanlar bana teşekkür ziyaretinde bulunuyor.

Yunanistan'ı özlüyorum

Çetin Andıç (45): Gasp ve yurt dışına adam kaçırmak suçlarından 11 yıl ceza aldım. Yunanistan'da cezaevlerinde sosyal faaliyetler çok iyi. Telefon görüşmelerinde hiç sıkıntı yok. Gecenin bir saatinde ailenizle, yakınınızla, arkadaşınızla istediğiniz kadar görüşebiliyorsunuz. Sıkıntı yok. Her hafta cuma günü cezaevine papaz gelir. İhtiyacını papaza söyleyebilirsin. Papaz da telefon kartı, elbise, sigara hatta 10 euro para bırakır gider. Ayrıca iş kurumlarında çalıştığında cezadan düşülür. Bir ay çalıştığında 23 gününü siliyor. Çok çalışırsan erken tahliye var. Yunanistan'da çok rahattım, tek şey vatan hasreti.

Sabıkalarımız silinsin

Necip Günay (36): Sağlık memuruyum, özel bir hastanede çalışıyordum. Daha önce cinayetten hapis yattım. Tahliye olduktan sonra iş bulamadım. Acun Ilıcalı bana "Seni televizyona çıkartacağım mahkumların sorunlarını anlatırsın" dedi fakat sözünü tutmadı. Tehdit ettim ben de. Devlet cezasını çeken, dışarı çıkan mahkumların sabıkalarını silsin. İş bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. İş ararken sabıkamız karşımıza çıkıyor.

Vicdan muhasebesi yapıyorum, değmezmiş

Caymaz Kaplan (57): Yanlışlıkla karımı öldürdüm. Müebbet aldım. Çok pişmanım ama bir şey değişmiyor. 9 yıldır yatıyorum. 24 yıl daha yatacağım. Vicdan muhasebesi yapıyorum da değmezmiş. Ayrılmak isteyene güle güle demeliymişim. Çalışarak, okuyarak ayakta kalmaya çalışıyorum. Kendimden tiksiniyorum. Her mahkum gibi benim de af isteğim var.

Af olmazsa denetimli serbestlik olsun

Hikmet Şahin : Genel af isteriz. Genel af umudumu koruyorum. Barışmak için gelen bir af olmalı. Eğer af olmazsa, bir yılla sınırlı olan denetimli serbestlik beş yıla çıkartılsın.

Hapishane Allah'ın bir lütfu

Celal Yendüş (32): Cinayetten 25 yıl aldım. Bir yakınımı öldürdüm. Kanı gördüğümde pişman oldum. Bu bize Allah'ın bir lütfu. Çini atölyesindeyim, çalışmak psikolojik destek oluyor. Çalıştığımız sürede sigortalı olsak daha iyi olur.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Daha umutlu olmaya duvarlar engel değil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz