X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocukların ruhunu iyileştiren adam
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocukların ruhunu iyileştiren adam

  • Giriş Tarihi: 11.1.2015
Çocukların ruhunu iyileştiren adam
Çocukların ruhunu iyileştiren adam

Vücudu serumlardan delik deşik olmuş, yüzü solmuş, yiyemediği için zayıflamış ve saçları dökülmüş çocukları güldürebilir misiniz? Palyaço Angus, kanserli çocukları güldürerek iyileştiriyor

Uzun ayakkabıları, göbeğine kadar çektiği çizgili pantolonu, askıları ve kırmızı burnu... İlk bakışta sıradan bir palyaço gibi. Ancak yakınlaştıkça farkı ortaya çıkıyor. Kıyafetleri çok renkli değil mesela. Üzerinde her zaman beyaz bir önlük var. Hatta çoğu zaman ağız maskesi, doktor eldiveni ve bonesi ile gezmek zorunda. Yüzünde çok boya yok. Ayrıca o kadar gülümseyemiyor. Hizmet verdiği yer bir hastane olunca daha dikkatli olması gerekiyor çünkü. Üstelik kanserli çocukları güldürmeye çalışıyor... Takma adı Angus. Gerçek adı Ewan Mackinnon. Danimarka'nın ikinci büyük hastanesi Skejby'nin Kanserle Mücadele Bölümü'ndeki çocuk hastalarla ilgileniyor. Angus'un hikayesini gazeteci Ida Gron'un çektiği belgeselde izledim. Duygulanmamak elde değil. Hastanenin Çocuk Onkolojisi Bölümü'nde geçiyor hikaye. Angus ile altı yaşındaki kanser hastası Tobias'ın bir buçuk yıllık mücadelesini anlatıyor. Hiç vakit kaybetmeden Angus'a ulaşmaya çalıştım. Türkiye'de artık birçok hastanede özel eğitimli palyaçoların ve gönüllülerin kanserli çocuklara yardım ettiklerini anlattım. "Senin hikayen çok kişiye ilham verebilir" dedim. İkiletmedi ve sorularımı cevapladı.

ACILARLA BAŞETMEK ÇOK ZOR
"Mizah olmadan iyileşme olmaz. Kişi mutlu ve pozitif olduğunda tedaviye daha sağlıklı cevap verir. Gerçi elimde bu bilgiyi kanıtlayacak hiçbir bilimsel çalışma yok. Ama buna şahit olan herkes bana katılıyor" diyor Angus. "Palyaço doktor projesine nasıl başladın ve karşılaştığın en büyük zorluklar ne?" sorularıma; "Hastane palyaçoluğu teklifini aldığımda 2001'di. Hasta palyaçoluğu diye bir şey duymamıştım. Sirk palyaçosuydum ve akrobat olarak çalışıyordum. Bu işin nasıl olacağına dair hiçbir fikrim yoktu. Aslında bu bir yönden iyi oldu. Zira hastanede karşılaşacağım duygu yoğunluğu ve acılara hiç de hazır değilmişim o zamanlar. Muhtemelen bir hastanedeki en zor görev; ailelerin ve çocukların, acılarıyla başa çıkmak. Bu gibi durumlarla ilgilenme insanın enerjisini tüketebiliyor. Bence işimde iyi olmamın en önemli sebebi, onda her gün yenilikler görebilmem." diyor.

TOBIAS İYİLEŞTİ
"Hiç Türk doktor palyaço arkadaşın var mı?" soruma Angus, "Kurumumuzda hiç Türk palyaço yok. Ama her gün birçok Türk aile ve çocukla tanışıyoruz" diye yanıt veriyor. Çocukları güldürerek hayata bağlayan Angus, "Hayatımın, hastanede bir palyaço olarak çalıştığım kısmı, kendimle en güzel bağı kurduğum anlar. Hastanenin kanser bölümünde diğer palyaço arkadaşımla haftada iki kez karşılaşıyorum. Burada, her gün acı dolu ve zorlu tedavi süreçlerine maruz kalan çocuklara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çocukların büyük bölümünün kanseri yenmesi bize tarifsiz bir mutluluk veriyor. Ama gözünüzün önünde kayan minik hayatlar size bildiğiniz her şeyi baştan sorgulatıyor" diyor. Angus, hastanede küçük bisikletine biniyor. Her yeri kablolarla donatılmış, vücudu serumlardan delik deşik olmuş, yüzü aldığı ağır ilaçlardan solmuş halde sedyeye yatırılan çocukların önünde geziyor. Çocuklar en zor ameliyatlarına ancak Angus'u takip ederek ağlamadan gidiyor çünkü. Belgeseldeki minik kanser hastası Tobias mesela. Yemek yemesi gerekiyor. Ama kimse bir lokma yediremiyor. Angus odaya girince Tobias naz etmiyor ve açıyor ağzını. Neyse ki belgesel mutlu sonla bitiyor. Tobias kanseri yeniyor. İyileştiğini öğrendiğinde anne ve babasına sarıldıktan sonra soluğu Angus'un yanında alıyor.