X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Saha dışında da 'hedef adam'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Saha dışında da 'hedef adam'

  • Giriş Tarihi: 8.2.2015
Saha dışında da 'hedef adam'
Saha dışında da 'hedef adam'

Ara transferde Türkiye'ye geliyor haberleriyle bir kez daha gündeme oturan Edin Dzeko, kendisi de ortasında büyüdüğü kanlı savaşın izlerini hâlâ taşıyan Boşnak halkının gözünde bir kahraman. Sahadaki becerileri kadar saha dışında da gösterdiği karakter, onu böylesine özel kılan

Bosna Hersek'i 2014'ün mayıs ayında vuran 120 yılın en ağır sel felaketi ardında, yerle bir olmuş şehirler, evsiz kalmış 10 binlerce insan ve onlarca da ölü bıraktı. Üç aylık yağış üç günde düşmüştü. Sular çekilip de felaketin çıplak ve korkutucu yüzü ortaya çıktığında, insanlar çamurun ve enkazın içinden kalan son eşyalarını kurtarabilmek umuduyla geri dönmeye başladı yaşadıkları yere. 1992-1995 arası süren kanlı savaşta her şeylerini yitiren Bosna halkı, 20 yıl sonra bir kez daha yıkımı yaşamış, bir kez daha acıyla ve kayıplarla baş başa kalmıştı. Kanlı savaş hakkında yazdığı kitaplarla bilinen Ed Vulliamy'nin dikkatini bir fotoğraf karesi çekti, sel felaketinin ardından ajanslara düşen. Çamur kaplı dar bir sokakta annesinin elinden tutmuş yürüyen küçük bir çocuk ve üzerindeki 11 numaralı Dzeko forması... Boşuna değildi o formayı giymesi... Zira Manchester City'nin Boşnak golcüsü Edin Dzeko, o topraklarda yaşayan insanlar için nicedir umudun adı olmuştu. Savaştan altı yıl önce dünyaya gelen, korku, ölüm ve yoklukla örülü bir çocukluk geçiren Dzeko, hem Bosna Hersek'i tarihinde ilk kez Brezilya'daki Dünya Kupası'na taşıyan hem de İngiltere şampiyonunda forma giyen bir yıldız olarak, bir nebze sevince ve ümide hasret bu coğrafyanın kahramanıydı. Ve sel felaketinde ailesi muhtemelen her şeyini kaybetmiş o çocuk, muhtaç olduğu gücü Dzeko'nun formasında buluyor, 1.93'lük dev golcüye sığınıyordu. Savaşla yüzleşerek büyümüş bir çocuktu Dzeko'nun kendisi de... Küçük Dzeko ve ailesi, Saraybosna'daki evleri Sırplar tarafından yerle bir edilince yollara düşüp küçük bir daireye yerleşti. 35 metrekarelik küçücük dairede, aynı çatının altında 15 kişi yaşamaya değil kelimenin tam anlamıyla sığmaya çalışıyordu. Her günü, her saati, silah sesleri, patlamalar arasında diken üstünde yaşadı. Ölüm korkusu sardı o küçük çocuğun iliklerini. Bir yakınlarının, akrabalarının ölüm haberini almadıkları tek gün dahi geçmiyordu. Ara sıra çocuk ruhunu dizginleyemiyor, top oynamak için soluğu dışarıda alıyordu. Annesi ise korku içinde hemen içeri çağırıyordu. Yine öyle bir günde eve girdi ve sadece bir dakika önce top oynadığı noktaya, Sırp keskin nişancılarının hedef yaptığı bir masumun cansız bedeni düştü. Çaresiz topla ilk antrenmanlarını, genellikle pencerelerin önüne kum torbaları konulmuş o küçücük evin içinde yaptı.

TÜM KORKULARI YENDİ

Böylesi travmatik ve zorlu bir çocukluk, Dzeko'yu her tür dünyevi korkudan arındırmış. "O günlerden sonra hiçbir şey ürkütücü gelmiyor hayatta. Hele ki yeşil sahalarda asla" diyor. 2007'de daha 21 yaşındayken Bundesliga'ya adım attığı zaman da dört yıl önce dünyanın en zorlu ligi İngiliz Premier Ligi'nde, üstelik zirve yarışı veren Manchester City'ye imzayı atarken de bir an bile tereddüt etmemesini, hep o korkusuzluğa borçlu. Ne dünyanın en iyi stoperleri korkutuyor gözünü ne de en zor liglerde zirve yarışının omuzlarına bindireceği stres... 17 yaşındayken bir yılda 14 santim birden boy atınca, kaybettiği vücut koordinasyonu yüzünden, "Bu çocuktan futbolcu falan olmaz" demişlerdi. Ancak zamanla koordinasyonu geri kazanıp basamakları tırmanmaya kaldığı yerden devam etti. Aslında orta saha olarak başladı futbola. Sonradan bir hedef santrafora dönüştü. Ancak sanılanın ve boyundan posundan beklenenin aksine bugünkü hava hakimiyetini kazanmak için uzun süre ekstra çalışma yaptı. Zira onu özel kılan, yeri geldiğinde orta sahayla bağlantıyı kurabilen, "10.5" numara gibi oynayabilen yapısı... O cüsseden beklenmeyecek yumuşaklıktaki top kontrolü ve yüzünü kaleye döndükten sonra bir anda ivmelenmesi, mevkidaşlarından ayırıyor onu. Fakat tüm bu futbolculuk becerileri bir yana, ülkesinde yaşayan ya da savaş yüzünden dünyanın dört bir yanına yayılmış Boşnakların gönlünde onu kahraman kılan asıl yönü, hep "O çocuk" olarak kalabilmesi. Sel felaketi sonrası yardıma koşan, gönüllü UNICEF elçiliği yapan, fakirlikle savaşa ve savaş mağduru çocuklara kendini adayan, kim olduğunu ve nereden geldiğini asla unutmayan 'O adam' olmayı bilmesi. Büyük acılar ve yıkımlarla yoğrulmuş bir halk için, ümidin, çıkış yolunun adı Dzeko... Ona bakarak hayal kurabilecek gücü bulabiliyorlar. Tıpkı sel sonrası üzerinde Dzeko formasıyla yürüyen o çocuk gibi. Dzeko'yu asıl özel kılan da bu zaten... Bütün o ağır sorumluluğa rağmen saha içinde de dışında da 'hedef adam' olmayı becermesi.