X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeşilçam huzurevinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeşilçam huzurevinde

  • Giriş Tarihi: 8.2.2015
Yeşilçam huzurevinde
Yeşilçam huzurevinde

Yeşilçam o eski şaşaalı günlerinden uzak, birçok sanatçı bir bir göçüyor aramızdan. Yeşilçam emektarları bir süredir Sanatçı Yaşam Evi'nde hayatlarının son demlerini huzur içinde geçiriyor. Tunca Yönder'den Ertem Göreç'e pek çok usta ve sinema emektarı burada anılarını yad ederek birbirlerine yarenlik ediyor

80'lerin sonunda Yeşilçam'ın devri bitti, Türkiye sineması başka bir yola saptı. Yeşilçam'ın emektarlarıysa yıllarca bize sahip çıkılsın diye serzenişinde bulundu. Kimi maddi zorluklar yaşadı, kimi sokaklarda kaldı, kimileriyse çeşitli kuruluşların yardımlarıyla ayakta durabildi. Sonrası bir vefasızlık sanki... O sevdiğimiz filmlerin yaratıcılarını ne yazık ki öldüklerinde hatırlar olduk. Ama bir yer var ki, orada bu güzel insanlar hayatlarının son demlerinde huzur buluyor. Orası İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Sanatçı Yaşam Evi. Burası Yeşilçam'ın çınarlarının hayatlarının son günlerini 'huzur' içinde yaşadıkları bir huzurevi. İçeri girdiğimizde yıllarca zihinlerimizde iz bırakan huzurevlerinin kötü imajından çok uzak, farklı bir ortamla karşılaşıyoruz; tertemiz, beş yıldızlı otel gibi bir mekandayız. Burada sağlıktan, kültürel etkinliklere kadar birçok olanak bulunuyor. İhtiyacı olanlara özel bakıcılar sağlanıyor. Sağlık imkanları açısından hiçbir şeyden kaçınılmıyor. Burada ikamet ettiğini bildiğimiz Yeşilçam'ın önemli yapımcılarından aynı zamanda yönetmen de olan Tunca Yönder'i soruyoruz ilk. Ama huzurevi görevlilerinden öğreniyoruz ki, kendisi görüşmek istemiyormuş. Belki ikna edebiliriz düşüncesiyle özel bakıcısı eşliğinde odasına yöneliyoruz. Tunca Bey, koridordaki ilk odada yaşıyor. Odanın kapısı ardınca açık. Tunca Yönder (76), bilgisayarın başında oturmuş, yazı yazıyor. Parkinson hastası olduğu için ağır hareket ediyor. Bizi görünce meraklı bakışlarla süzüyor. İznini isteyerek doğruca yanına yaklaşıyoruz, bastonuna sıkıca sarılıp 'Hay hay!' der gibi başını sallıyor. Tam o esnada burada yaşayan bir başka usta, yönetmen Ertem Göreç (84) geliyor odaya, ardından emektarlardan yapımcı ve yönetmen Günay Kosova (73) giriyor. Koyu bir sohbet başlıyor sinemacılar arasında. Tunca Bey'e en sevdiği filmini soruyoruz. Kendisinin de rol aldığı, Türkan Şoray, Tuncel Kurtiz, Can Gürzap ve Gülsen Tuncer gibi ünlü isimlerin oynadığı 1994 yapımı, ödüllü filmi Bir Aşk Uğruna'nın adını veriyor. Bilgisayardan hemen Bir Aşk Uğruna açılıyor, üç yönetmen filmi izlemeye koyuluyor. Film karşımızda akarken biz de Yeşilçam'ın önemli isimleriyle geçmişe akıyoruz.

YALNIZ KALDIM, GELDİM

Tunca Yönder'in çektiği, yapımcısı olduğu dizi ve sinema filmlerinin sayısı 100'ü geçiyor. Dizilerden Küçük Besleme'yi, Bir Tren Yolculuğu'nu, filmlerden Çökertme'yi, Ağrıya Dönüş'ü çoğunuz hatırlar. Onu Sanatçı Yaşam Evi'ne getiren 'yalnızlık'. Tunca Bey: "Eşimden ayrıldıktan sonra yalnız kaldım, buranın bakım koşulları iyiydi. Ben de yerleştim" diyor. Üç yıldır Sanatçı Yaşam Evi'nde ikamet eden Yönder, huzurevine de ilk gelenlerden. Ertem Göreç ise meslek hayatının 65 yılında... Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar, Sevmek, Silah ve Namus, Kanun Benim gibi onlarca filmi bulunan Göreç'in ise buraya geliş hikayesi daha başka. Ertem Bey: "30-40 yıl önce Darülacize'de çok film çektik. İyi koşulların olmadığı huzurevinin görüntüleri herkesin aklında kaldı. Geçen sene Tunca'yı ziyarete geldiğimde Tunca, 'Cennet gibi bir yer burası. Git, dolaş, gel, ormanlık yer' dedi. Dolaşınca müthiş etkilendim. Tunca ile vedalaşırken 'Tekrar beklerim' dedi. Ben de 'Geleceğim ama burada kalmaya geleceğim!' dedim. Bir ay sonra geldim" diyor. Onlar yalnızlıklarını paylaştığı için huzurlu.

GEÇMİŞE ÖZLEM DUYUYORLAR

Göreç: "Bizi her hafta tiyatro ve sinemaya götürüyorlar. Yeni sinema hakkında da konuşuyoruz" diyor. Tam o esnada iki yönetmen arasında günümüz sineması hakkında fikir ayrılığı çıkıyor. Ertem Bey Yeşilçam'ı övüyor, günümüz sinemasından memnun olmadığından dem vuruyor: "Halka dayanmadan, halksız bir sinema yapılamaz" diyor. Tunca Bey ise sinemanın geliştiğinden, genç yeteneklerin çıktığından söz ediyor: "Şu an sinemamız çok ilerledi. Avrupa standartlarında. Diziler de ön planda" diyor. Zaten dizilerin çok sıkı bir takipçisiymiş. Karadayı, Kara Para Aşk, Şeref Meselesi, O Hayat Benim, Kocamın Ailesi'ni izliyor. Ama en çok senaryo ve oyuncu kadrosuyla Karadayı ve Kara Para Aşk dizilerini seviyor. Göreç ile bu konuda da anlaşamıyorlar. Dizileri pek sevmiyor Ertem Bey: "Bana fotoroman gibi geliyor" diyor. Her iki yönetmen tatlı bir tartışmaya girişirken, Tunca Bey'in 1993'te çektiği Yorgun Savaşçı'yı soruyoruz. Ertem Bey giriyor söze: "Halit Refiğ'in çektiği Yorgun Savaşçı sansürden dolayı yakılmıştı. Tunca yeniden çekince bu sefer TRT, Refiğ'in filminin bir kopyasını ortaya çıkarttı" diyor. Tunca Bey'e o günlerde neler hissettiğini sorduğumuzda heyecanla: "Refiğ'in filmi ortaya çıkınca çok sevinmiştim" diyor.