X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gamsızım, yıldızım, Rap Rap'ım...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gamsızım, yıldızım, Rap Rap'ım...

  • Giriş Tarihi: 15.2.2015
Gamsızım, yıldızım, Rap Rap'ım...
Gamsızım, yıldızım, Rap Rap'ım...

Kahvaltının mutlulukla olan ilgisi gibiydi, Rapaiç ve futbol arasındaki ilişki… İyi günüdeyken onu seyretmek, maçın gidişatı ya da gönül verdiğiniz renklerden bağımsız, insana kendini iyi hissettirirdi. Mutluluk verirdi. Fenerbahçe tribünleri, biraz da bu yüzden 13 yıl geçmesine rağmen hiç unutmadı, o lakayıt, gamsız adamı. Laf aramızda biraz da tembeldi hani. Ama bir başka süper solak Prekazi'nin vaktiyle dediği gibi, o yeteneğin üzerine bir de 90 dakika koşsa, buralarda ne işi vardı ki?

Sarı lacivert sevdalıları için Milan Rapaiç'in adı, 14 yıl önce bir nisan günü, tıpkı bu hafta olduğu gibi bir Gaziantep maçıyla "şöhretler kaldırımı"na yazıldı. O gün, sevilen oyuncudan, bir kahramana terfi etti.

TOPU DİBİNE GİRDİ, DENGELER DEĞİŞTİ

3-0 geriye düşen takım, Kadıköy'de tribünlerin taktığı isimle "Rap Rap'ın ikinci yarı oyuna girmesiyle şahlandı. 45 dakikaya iki gol bir de asist sığdırdı. Son golde, rakibin neredeyse yarısını çalıma dizdi, üzerine gelen kaleciyi görünce de topun dibine girdi. Meşin yuvarlak kaleye süzülürken, unutulmaz gol sadece 2000-2001 sezonunun kaderini değiştirmekle kalmıyor, bir kelebek etkisi yaratıyordu.

Fenerbahçe o maçı çevirmese, Gaziantepspor ile son dört sezonun şampiyonu, UEFA Kupası'nın son sahibi G.Saray finişe kafa kafaya girecek, kim bilir Türkiye bir beşinci şampiyonla Bursaspor'dan çok seneler önce müşerref olacaktı. Ya da G.Saray beşinci kez ipi göğüsleyecek, bir kez daha ezeli rakibini şampiyonluk kutlarken TV'den izlemek, camiada ağır travmaya yaratacak ve muhtemel ki bu travma Aziz Yıldırım'ın başkanlığına mal olacaktı. Futbolun son 14 senesinden Yıldırım'ı çıkarın, bir düşünün neler değişirdi… İşte öylesine tarihi bir goldü Rapaiç'in solosu…

TAKDİRLİK OLMAYA HİÇ ÇALIŞMADI

Bir futbolseverin Rapaiç ile ilişkisi, aynı zamanda biraz da yaşama baktığı pencerenin yansımasıydı. Hayatı çok da ciddiye almayan, koyvermeyi seven, biraz dağınık, biraz geniş olmayı gerektirirdi Rapaiç sevgisi. Mükemmeliyetçi ya da fazla hırslı biriyseniz, onun vurdumduymazlığı yorabilirdi sizi. Zehir gibi zeki olup da çalışmayı aman aman sevmeyen öğrenciler gibiydi. Sadece dersi dinleyerek teşekkür alırdı mamafih takdir almak için hiç bir zaman kasmazdı. Zaten o yüzden, arkadaşının kafasına ya da ayağına topu "çarptırıp" asist yapabilen becerisini, daha yukarılara tırmanmak için bir kaldıraç olarak kullanmadı. Zaten o yüzden cebinden de sigara paketi eksik olmazdı.

"Ben istesem bu maçı tek başıma alırım. Ama bakalım isteyecek miyim" der gibi bakardı. Transferi sonrası sakatlığı yüzünden ilk 4-5 haftayı kaçırınca, ödeme zamanı "Ne yaptım ki bana para veriyorsunuz" deyip geri çevirecek kadar da adamdı.

2 KERE 'GÖZE' GELDİ

Rapaiç'in yaşadığı sakatlıklar da çoğu zaman ancak böyle "nevi şahsına münhasır" bir adamın başına gelecek cinstendi. Hajduk Split'te oynarken, takımla uçağa bineceği sırasında biletini yanlışlıkla gözüne batırmış, sezon öncesini ıskalamıştı. Tıpkı Fenerbahçe'deki ikinci sezonunun ilk maçında, Ankaragücü karşısında gözüne aldığı darbe sonrası haftalarca ortadan kaybolması gibi…

Herşeye rağmen huysuz bir adam olmadı Rapaiç. Yedek kalırken hatta Lorant gibi bir duayen (!) teknik adam tarafından har vurulup harman savrulurken dahi sorunlu adamı oynamadı. Formasına saygısızlık etmedi. Sahada elinden geleni yaptı.

Daha halı saha icat olunmamışken, mahalle maçlarında aldığımız hazzı veren yetenekleri ve stiliydi biraz da onu özel kılan. Her türlü insani zaaftan arınmış, robotize kazanma makinelerinden farklı olarak, kendini kasmadan sadece kumaşıyla var oldu. Ama asıl ironik olan, bütün o rahatlığına rağmen aynı zamanda liderdi. Kendine has bir karizması vardı. G.Saray'a karşı kader maçında, takım ikinci gole giderken, Okan Buruk'un yerde yattığını görünce topu taca bıraktığında, taraftardan yükselen homurtuları tek bir bakışla alkışa dönüştürüveren bir lider... Zira tribündeki herkes ikna olmuştu, Rapaiç yapıyorsa bir bildiği vardı.

SAHNE SIRASI ARTIK JUNİOR RAPAİÇ'TE...

İşte o farklı yıldızın oğlu Boris, şu sıralar yeşil sahalarda tırmanıyor söhret basamaklarını. Mancini'nin çalıştırdığı Inter, 17 yaşındaki genç forveti devre arasında Hajduk'tan kiraladı. Ve babasının genlerinden hediye yeteneğin üzerine, misal yeni hocasının futbolculuğundaki kazanma azmi ve iştahı da eklerse, boynuz kulağı geçebilir elbet.

Ancak kesin olan birşey varsa, hangi takımı tutarsa tutsun, gerçek futbol sevdalılarının bu raket gibi sol ayağa saygısı hiç eksilmeyecek. Ve attığı bir golle bu coğrafyadaki futbol yolculuğuna makas değiştiren, asistleri, rakibin içinden geçtiği çalımları ve frikikleriyle müsemma "Rap Rap"ın uyuşuk adımları, Kadıköy'ün çimlerinde gezinmeye devam edecek. İlelebet…