X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dokuz bin yıllık lezzet: Pirinç pilavı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dokuz bin yıllık lezzet: Pirinç pilavı

  • Giriş Tarihi: 22.2.2015

Pilavımız ne İtalyanlar'ın risottosuna ne Çinli ve Japonlar'ın pirinç yemeklerine ne de İran'ın çilavına benziyor. Pilav tutkumuz da bize has. Sabırla pişirilen, malzemesi tam bir pilavın tadına doyulmuyor

Kimliğimizin göstergelerinden biri de pilav tutkumuz. Bir öğünde sofraya pilav gelmezse, tam doymadan sofradan kalktığını söyleyen birçok kişi vardır. Haklı da sayılırlar zira kaliteli bir pirinçten, et ya da tavuk suyunda pişirilmiş, çok iyi demlenmiş, dolayısıyla pirinçleri tane tane ve kesinlikle birbirine yapışmamış halde bir pilav en görkemli alaturka ziyafet sofralarında bile tatlıya geçmeden önceki bütün yemeklerin üzerine adeta cila çeker. Türk pilavı ne İtalyanlar'ın risottosuna ne Çinli ve Japonlar'ın pirinç yemeğine ne de İranlılar'ın çilavına benzer. Bütün bu pirinç yemeklerine saygım sonsuz. O mutfakların ürünlerini yerken bu pirinçler bana büyük keyif verir, ama bizim pilavımızdan uzak dursunlar. Aslında pirinç bizim topraklarımızın yerli tarım ürünlerinden değil. Başta buğday olmak üzere birçok temel ürün Anadolu'dan dünyaya yayıldığı halde, pirinç Çin'den, İran üzerinden bu coğrafyaya gelmiş. Gerçi 15. yüzyılda bile sarayda pilav yeniyor ve Fatih'in sofralarında sade pilavın dışında sebzelisi, etlisi ve tavuklusunun yer aldığı kayıtlardan anlaşılıyor. Ancak pirinç nadir bir malzeme olduğu için çok uzun bir dönem pilav sadece zengin Osmanlı sofralarını süslüyor ve buralarda da sofranın en önemli yemeği konumuna yükseliyor.

EVLİYA ÇELEBİ YAZMIŞ
16. yüzyılda pilav pişirme yöntemleri gelişmiş, aynı öğünde birkaç çeşit pilav yenmeye başlanmış. Şölenlerde ikramların zenginliği, etin yanı sıra pirinç pilavlarının bolluğuyla da ölçülür hale gelmiş. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Bitlis Beyi'nin kent meydanında verdiği ziyafette 13 çeşit pirinç pilavı bulunduğunu yazıyor. Bu da pilavların sadece Osmanlı sarayına özgü olmadığını gösteriyor. Ancak yine de nadide bir yemek olan pilavı sıradan halk yüzyıllar boyu ancak zenginlerin şölenlerinde tadabilmiş. Pirincin demokratikleşmesi 18. yüzyıldan sonra gerçekleşiyor ve pilav artık orta halli insanların da sofralarının vazgeçilmez yemeği haline geliyor. Özellikle İstanbul'da bu yüzyıldan sonra pirinç buğday kadar tüketilir oluyor. Kültür tarihçisi Marianna Yerasimos, Osmanlı Mutfağı adlı eserinde 18. yüzyıl yemek tarifleri arasında çok değişik pilavların bulunduğunu, hatta balıklı pilav ile benmari usulü pişirilen susuz pilava bile rastlandığını yazıyor.

Lezzetli pilavların püf noktaları
Pilav dediğin tane tane dökülecek. Peki nasıl? Püf noktalarına dikkat edip ağızlara layık pilav pişirebilirsiniz.
* Öncelikle iyi pirinç seçmelisiniz.
* İkinci kural pirincin bol suda yıkanıp nişastasından arındırılması.
* Pilavın lezzetini en çok etkileyen faktör kuşkusuz yağ. Diyet yapıyorum diyerek az yağ kullanmayın. Yeteri kadar yağ pilavınızın parlak bir görüntüye sahip olmasını sağlar.
* Yayvan bir tencere tercih edilmeli.
* Kavurmayacaksanız pirinçler önceden tuzlu kaynamış suda en az yarım saat bekletilmeli. Sonra bol suyla yıkanıp süzülmeli.
* Pilav pişerken kapağı açılmamalı. Kısık ateşte pişmeli. Sabır şart. Suyunu çekince temiz bez ya da havlu kağıt koyup demlendirilmeli.

Asyalı lezzet
Yapılan çalışmalarda pirinç tarımının, dolayısıyla pilavın M.Ö 7000 yılına dayandığı belirtiliyor. Doğu Hindistan, Güney Asya ve Batı Çin'de ilk pirinç tarımının yapıldığı düşünülüyor.

Genç tutuyor
Pirinç, hızlı enerji sağlaması, bağırsak hareketlerini düzenlemesi, kan şekeri seviyelerini dengelemesinin yanı sıra yaşlanma sürecini de yavaşlatıyor.