X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER O evde çok sevildiğimizi hissettik hep
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

O evde çok sevildiğimizi hissettik hep

  • Giriş Tarihi: 8.3.2015
O evde çok sevildiğimizi hissettik hep
O evde çok sevildiğimizi hissettik hep

Herkes onu tüm dünyanın tanıdığı, bildiği edebiyatın köklü çınarı Yaşar Kemal olarak anlattı bugüne kadar. Ya çocukluğu onunla geçen küçük bir kızın gözünden görünen Yaşar Kemal nasıl biriydi?

Bugün çok az kişinin bildiği bir yerde büyüdüm ben... Basınköy'de... Çocuğum olsa onu da orada büyütmek isterdim. Yaş aldıkça, olgunlaştıkça, ülkemin en şanslı çocuklarından olduğumu fark ettim bu küçük gazeteci - yazar -çizer mahallesinde. Derler ya hani 'yıldızlar geçidi' diye, edebiyat, mizah, basın dünyasının yıldızları bu güzel mahallede yaşıyorlardı o zaman. Orhan Kemaller, Çetin Altanlar, Abdullah Turanlar, Mustafa Eremektarlar, Necla Berkanlar ve şimdi adını sayamadığım niceleri... Ve Yaşar Kemal... Bana göre o dönem için sadece 'Yaşar Amca'... Herkes onu tüm dünyanın tanıdığı, bildiği edebiyatın köklü çınarı Yaşar Kemal olarak anlattı bugüne kadar. Ben, küçük bir kızın gözünden görünen Yaşar Kemal'i anlatmak istiyorum... Beş-altı yaşlarımdayken, sesinden, heybetli görüntüsünden çekindiğim, davudi sesini duyduğumda -benimle konuşma ihtimalini ortadan kaldırmak için- koşarak eve kaçtığım o 'sır' dolu adam. Sigarasını tüttürerek sokakta yürürken, o zamanki aklımla bile bana hüzünle, acıyla, zorluklarla yoğrulmuşluğu hissettirdi hep. Kitaplarından öğrendim, Çukurova'yı, aşireti, ağalığı, yoksulluğu, çaresizliği, ezilmişliği... Bir de, insanın ta içini gören tek gözündeki derin bakıştan. Öldüğünü duyduğum anda içimde bir zaman yolculuğuna çıktım, Basınköylü küçük kız halime geri döndüm. Çocukları ne çok sevdiğini hatırladım. Bakkal Kemal Amca'nın dükkanında rastladığı 'ufaklıklara' gazoz, gofret, şeker ısmarlar, biz ganimeti tüketirken sessizce çıkar giderdi. Basınköylü çocuklar kadar, mahallenin hemen altında, Menekşe yokuşunun yan tarafıyla tren istasyonunun çevresindeki gecekondularda yaşayan arkadaşlarımızın da amcasıydı o... Boş arazilerde kuş tutan çocuklarla konuşur, kimine uçurtma yapmayı öğretir ama herkese büyük insan gibi davranırdı. Onu 'sevgilisi' Tilda'sız görmeye pek alışık değildik. Her zaman el eleydiler. Sevginin, gönülden bağlılığın sembolüydüler bana göre. Nazik ve hoş sohbettiler en çok. Bizim bahçe kapısının önünde babaannem ve dedemle uzun muhabbetlerini pencereden izlemeyi severdim. Ölümünün ardından Tilda Teyze'nin yanına gömülmek isteğini öğrendiğimde içim sızladı... 'Doyamamış Tilda'ya dedim. Sokakta oynarken eve girmek istemediğimizde, birkaç bisküvi ve süt vereceğinden emin olduğumuz Tilda Teyze'nin kapısını çalar, kedi yavruları gibi sırnaşırdık. Yaşar Amca, çalışma odasındaysa bizi yanına çağırır, ya kitap verir ya da sohbet ederdi. O evde çok sevildiğimizden emin olduk hep. İlkokula başlayıp okumayı söktükten sonra bana verdiği Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca düşüncelerimi geliştirdi. Farklı yaşamlar, bakış açıları, benim küçük kız dünyamdan başka dünyalar olduğunu görmemi sağladı. Artık, sesini duyduğumda çekindiğim kişi değil, bir solukta okuduğum kitapların yazarıydı, hatta kahramanıydı işte, Yaşar Kemal'di... Seninle birlikte çocukluğumdan bir parça da gitti öte tarafa... Huzurla uyu Yaşar Amca, Tilda Teyze'ye de sevgiler...

'KAÇ YAŞAR AMCA KARANLIK KAVUŞUYOR'

Yaşar Kemal, Basınköy'deki çocuklarla ilişkisine dair en güzel örneklerden birini yıllar önce Kemal Özer'le yaptığı bir söyleşide şöyle anlatır. "Bir akşam Menekşeden yukarı çıkıyorum. Menekşe, benim evin orda gecekondu mahallesi. Bir çocuk geliyor karşıdan, beş yaşlarında. Birdenbire yanıma geldi. 'Kaç Yaşar Amca' dedi.'Niye kaçayım?' dedim. 'Kaç karanlık kavuşuyor' dedi. Çocuk, daha çok düşte yaşıyor. Deneyleri az olduğu için, bozulmamış olduğu için, özlemlerini gerçek haline, düş haline getiriyor. Ve ben öylesine sevinçliyim ki bu yazdıklarımdan, örneğin çok iyi bir roman yazsaydım bu kadar sevinmezdim. Çünkü burda verdiklerim, insanoğlunun gerçeğine bütün yaptıklarımdan daha yakın. Öyle geliyor bana."