X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yedi cihanın farklı sesleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yedi cihanın farklı sesleri

  • Giriş Tarihi: 26.4.2015
Yedi cihanın farklı sesleri
Yedi cihanın farklı sesleri

İki yıl önce dört müzisyen kadının bir araya gelerek kurduğu Yedi Cihan Kadınları adlı müzik grubu Türkçeden Lazcaya, Arapçadan Süryaniceye kadar birçok dilde halk ezgilerini seslendiriyor. Grup birçok uluslararası organizasyonda Türkiye'yi temsil ediyor

Bundan iki yıl önce dört kadın bir araya geldi ve Yedi Cihan Kadınları adıyla bir müzik grubu kurdu. Anadolu coğrafyası ile Osmanlı bakiyesi toprakların ezgilerini pek çok konserde seslendiren grubun çalışmaları, kamuoyunda ve başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere devlet katında büyük ilgi gördü. Mehtap Demir, Züleyha, Eda Karaytuğ ve İmran Salkan'dan oluşan grup, Azeri Türkçesinden Arapça ve Süryaniceye, Kürtçe ve Zazacadan Lazcaya ve Balkan dillerine kadar farklı dillerdeki halk ezgilerini seslendiriyor. Grup dünya müziği festivallerinde ve konferanslarda Türkiye'yi temsil ediyor. Yedi Cihan Kadınları projesinin Genel Sanat Yönetmeni Mehtap Demir ile projenin detaylarını konuştuk.

-Proje fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? İlk çalışmalara ne zaman başladınız?
- Her birimiz kendi uzmanlık alanında yerel ve makamsal müzik üretimleri, albümler ve konser çalışmaları yapıyoruz. Bu dört kadının yan yana, aynı sahnede Türkiye'nin müzik alaşımını resmedebileceğini düşündüm. Ben aynı zamanda projenin danışmanıyım. Müzik yönetmenleri ise her ikisi de Kültür Bakanlığı sanatçısı olan Selçuk Murat Kızılateş ve Göksel Baktagir. Türkiye'nin sazında virtüöz müzisyenleri orkestrayı oluşturuyor. 16 kişilik bir ekiple sahnedeyiz. Ben Anadolu'nun geleneksel türküleri ile Azeri Türkçesi ve Orta Asya müziğinden örnekler söylüyorum. Ayrıca Farsça, Yunanca ve Ladino dillerinde de eserlerim var. Eda Karaytuğ Osmanlı Türk makam müziğinin yanı sıra Arapça ve Süryanice ezgilerle renk katıyor. Züleyha Mezopotamya ve Anadolu'da var olan Soranice, Kürtçe, Zazaca wnın yanı sıra Ermenice, Gürcüce, Lazca halk ezgilerini söylüyor. İmran Salkan ise Balkanlar'da var olan dillerden örnekler sunuyor. 2013 yılı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü konseriyle ilk defa sahnede bu çok kültürlü repertuvarı sunmuştuk.

- Projeniz Türkiye'nin etnik ve mezhepsel anlamda kültürel çeşitliliğini yansıtan bir proje. Bu yönüyle sosyokültürel yansımaları nasıl oldu?
- Etnik kelimesini sevmiyoruz, onun yerine yerel ve çok kültürlü anlayışı benimsiyoruz. Biz küreselleşen ve sınırları muğlaklaşan, diyaloğa açık ve iletişimi hızlı dünyanın çocuklarıyız. Buradaki kadın duruşumuz yerel özelliklerdeki ayrıntıda, müzikteki melodide, yan yana, nefes nefese, el ele olmamızda saklı. Hem Anadolu'nun hem de dünyadaki tarihsel mirasımız olan coğrafyaların müzik birikimi var Türkiye'de. Bu mozaik olarak tarif edilemez bir karma. Sanatçı olarak müziğin birleştirici gücünü temsil ediyoruz, kadın olarak naif dokunuşları okuyoruz, politikanın üstünde, sosyal hayatın içindeki yapıcı kadın figürü bizim sembolümüz.

- Devlet kurumları projenize nasıl yaklaştı? Destek gördünüz mü?
- Yedi Cihan Kadınları, G-20 zirvesi kapsamında Türkiye'ye gelen misafirlere 7 Mayıs'ta bir konser verecek, ardından Türkiye'nin tanıtımının yapıldığı uluslararası bir fuar için Milano'ya gideceğiz. Devlet kurumlarının verdiğimiz mesajı algılamalarına çok seviniyoruz. Türkiye'yi bu çok kültürlü vizyonla temsil etmek bize onur veriyor.