X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şehir Tiyatroları'nın görünmez kahramanları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şehir Tiyatroları'nın görünmez kahramanları

  • Giriş Tarihi: 3.5.2015
Şehir Tiyatroları'nın görünmez kahramanları
Şehir Tiyatroları'nın görünmez kahramanları

100 yıllık Şehir Tiyatroları'nın atölyeleri tiyatronun mutfağı... Terzihane'den Oymahane'ye kadar sekiz atölyede çalışan görünmeyen kahramanlar tiyatroya emek veriyor

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın atölyelerindeyiz. Harbiye Açıkhava Sahnesi'nin hemen arkasında yer alan atölyelerin girişine nakliyat araçları yanaşmış, hazırlanan eşyalar sahnelere götürülmek üzere taşınıyor. Açıkhava Sahnesi ise depo yeri gibi. Birçok dekor ve kostüm malzemesi burada muhafaza ediliyor. Şehir Tiyatroları'nın 100 yıllık mutfağında sekiz atölyede yıllardır oyunların dekorlarını, kostümlerini, aksesuvarlarını üreten emektar terziler, marangozlar, oymacılar, demirci ustaları, kunduracılar ve butaforlar harıl harıl çalışıyor. Biz hemen Teknik Müdürlük binasına yöneliyoruz. Müdür Sırrı Topraktepe (38) 20 yıllık tiyatro emektarı. Sekiz birimin bulunduğu atölyeleri gezdirmek için bizi ilk Butaforhane'ye buyur ediyor. Burada imitasyon eşyalar, aksesuvarlar, masklar itinayla şekil buluyor. Butafor Ferdi Alptekin (37) imitasyon enginarlar yapma telaşında. Heykeltıraş Nevin Köksal (38) tavuk kuklası yapmak için modelleme çıkarmakla meşgul. Nevin Hanım: "Yaptığımız heykeli, kuklayı sahnede görmek müthiş bir duygu. Tiyatro tek başına yapılan bir sanat değil, bütün bir emek var. Atölyeler tiyatronun mutfağı!" demeden bırakmıyor.

TİYATRO TERZİLERİ ÖZELDİR
Ardından Erkek Terzihanesi'ne dalıyoruz. Terzihane'de dikimler yapılıyor, kumaşlar kesiliyor. Oyuncuların ölçülerine uygun renk renk kıyafetler hazır halde götürülmeyi bekliyor. En son Cimri'nin ve Hayali Temsil'in kostümleri dikilmiş. Terzi Tunca Öz (41) çizimleri gösterip: "Oyuncular ölçülerini alalım diye gelir, ölçülendirip kostümü dikeriz. Dönem kostümleri de hem zorlayıcıdır hem de severek yaparız." Terzi Seyfi Akdemir (37) ise "Döneme uygun İngiliz, Fransız, İtalyan da çalışırız, Osmanlı da! Erkeğe kadın, kadına erkek kostümü de yaparız. Fakat en çok İngiliz ruf yaka zorlayıcıdır" diyor. Şef Hüseyin Özay (52) ise en eskilerden. Birden söze dalıyor: "Gece terzilerimiz de iğne iplik ellerinde sahnede müdahale ederler. Onlar da bizler gibi görünmez kahramanlar. Gerektiğinde eski kostümü boz yap yöntemiyle yeni kostüme çeviririz" demesiyle Kadın Terzihanesi'ne gidiyoruz. İlk 30 yıldır Şehir Tiyatroları'nda çalışan Baş kostümcü Nihal Kaplangı (52) sözü alıyor: "Sahnede seyirci beş-altı metre mesafeden kostümleri görüyor. Bu kostümün algıda küçülmesine sebep olur. Biz de gerek düğme boyutunu büyütürüz, gerek ise terzi oyunlarıyla 100 kiloluk birini 60 kilo gösteririz. Tiyatro terzileri özel terzilerdir" dedikten sonra Şef Fatma Yavuz (54) sözü alıp: "Hepimiz için en büyük zevk sahnede kostümleri izlemek!" diyor.

SAHNEDEKİ HER EŞYADA BÜYÜK EMEK VAR
Terzihane'den sonra Müdür Sırrı Bey Demirhane ve Marangozhane'ye çekiyor bizi. Kimi dekor 25 günde kimi dekor bir haftada ortaya çıkıyormuş. "Demir panolar yapıldıktan sonra üzerine ahşapı ve boyası yapılır. Atölyelerin ortaklaşa çalışması sonucu dekoru görüyorsunuz" diyor Sırrı Bey. Oymahane'ye girdiğimizde ise gözümüze el emeği göz nuru masklar, lir ve uçak çarpıyor ilk. Şef Turgut Ocaklı (52): "Yüz çeşit oyma aleti var. Hepsini birebir kendimiz oyuyoruz. Tiyatro ne isterse yapılır" diyor. Kundurahane ve Döşemehane birimlerini de gezdikten sonra paydos zamanının geldiğini söylüyor Sırrı Bey ve çalışanları gönderdikten sonra son kontrolleri yapmak için yol alırken: "Sahnede gördüğünüz her eşya büyük emeğin sonucu!" diyerek uğurluyor bizi...