X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Evliliği yürütmek için insanın geçinmeye gönlü olacak!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Evliliği yürütmek için insanın geçinmeye gönlü olacak!

  • Giriş Tarihi: 10.5.2015
Evliliği yürütmek için insanın geçinmeye gönlü olacak!
Evliliği yürütmek için insanın geçinmeye gönlü olacak!

Pınar Altuğ, son dönemde oyunculuk ve sunuculuktan çok, kendi adını verdiği markası için geliştirdiği ürünlerle gündemde. Tam bir işkadını olarak günlerini geçiren Altuğ ile annelik, evlilik ve işi üzerine sohbet ettik. 23 yıldır göz önünde olan Altuğ, "Küçük yaşta anne ve babamı kaybettiğim için durmaksızın çalışmak alışkanlığım oldu" diyor

Oyuncu, sunucu ve son dönemde adından sıkça söz ettiren bir tasarımcı Pınar Altuğ... Bir koltukta birkaç karpuz taşıyan isimlerden... 17 yaşında model olarak tanınmaya başladığı günden itibaren soluksuz çalışıyor. Tüm bu yıllar boyunca gözümüzün önünde büyüdü, evlendi, anne oldu ve şimdi de bir işkadını. Çok genç yaşta önce babasını ardından annesini kaybeden Altuğ'un, aslında tek dayanağı kendisi. O tek başına dimdik ayakta durmayı beceren kadınlardan! Belki de bu yüzden, hayatının odağında önce kızı, sonra eşi ardından işi var... Altuğ'un tek amacı; kızının geleceğini sağlama almak. Pınar Altuğ'la annelik, evlilik ve annesinin adını verdiği Selma koleksiyonunu konuşmak için buluştuk. Les Ottaman Hotel'de gerçekleştirdiğimiz söyleşi, Altuğ'un bitmeyen enerjisiyle çok keyifliydi;

- 23 senedir hayatımızdasınız ve hep çalışıyorsunuz. Sizinle ilgili izlenimim şu; kendi ayakları üstünde duran bir kadın, işinde gücünde ve her daim çalışıyor.
- Doğru. 17 yaşımda çalışmaya başladım. Çalışmaya başladığım ilk günden beri durmaksızın çalışıyorum. Boş duranı Allah sevmezmiş zaten. Bazen, "Bugün izin yapacağım, evde oturacağım" diyorum. O gün bile evin altını üstüne getiriyorum.

LİSE BİRDE OKURKEN ORTADA KALDIM

- "Evde ayaklarımı uzatıp keyif yapayım" diyemiyorsunuz yani...
- Bir tek şey yaptığımda çok sıkılıyorum. Aynı anda birkaç şey yapmam lazım. Evde televizyon izlerken, bir yandan ya bilgisayarım açık olur ya müşteri teklifi hazırlarım, ya örgü örerim, ya oyun oynarım. Duramıyorum.

- Aile geleneği mi bu duramama hali?
- Anne babamı çok hatırlamıyorum. 17 yaşımdaydım babamı kaybettiğimde. Babam da çok oturduğu yerde oturan ve yayılan bir adam değildi. Annem de değildi. Tezcanlılık aileden geliyor olabilir.

- Babanızı erken kaybetmenin verdiği bir sorumluluk hissine de sahipsiniz galiba...
- Aslında çalışmaya başlama hikâyem babamın ölümüne dayanıyor. 17 yaşımda babamı kaybettiğimde Saint Benoit Lisesi'nde birinci sınıftaydım... Sömestr tatilindeydik. Okulun bitmesine iki yıl vardı ve paralı okuyordum. Para lazım ama yok! Annem ve babam küçük yaşta boşanmıştı ve maddi ihtiyaçlarımı babam karşılıyordu. Babamı kaybettiğim zaman param pulum olmadan ortada kaldım. Annem bir işyerinde çalışıyor ancak evimizin ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. Kazandığı faturalara gidiyordu. Okul parasını ödeyecek durumda değildi. Annem, babam vefat edince dedi ki; "Seni bugüne kadar getirdik Saint Benoit'da ama bu noktadan sonra devlet okuluna gitmen gerekiyor"

- Üzülmüşsünüzdür, okul değiştirmek o yaşta zor olmalı?
- Evet. Altı sene orada okumuştum. Arkadaşlarım orada, son iki senem kalmış... Çok günah olacaktı. İleriki hayatımda bir imza aslında Saint Benoit mezunu olmak. Bir çözüm bulmam gerekti.

NEŞE ERBERK BENİ KEŞFETTİ

- Ne yaptınız?
- Annem bir tekstil firmasında çalışıyordu. Babamı kaybetmeden kısa bir süre önce annemin çalıştığı firmanın defilesi vardı ve defileyi Neşe Erberk yapıyordu. Ben de annemin firmasının defilesine giyinip süslenip, gittim. Neşe ile tanıştığım o günü hiç unutmam, ne giydiğim bile aklımda. Daha 17 yaşımdayım... Uzun boyluyum, dikkat çeken bir kızım. Neşe ile tanışınca, "Modellik yapmayı düşünür müsün?" dedi... Babam ortadan ikiye böler, ne modelliği... Teklif hemen reddedildi. Çünkü rahmetli kıskançtı, eşin dostun evine giderken güzel bir şey giyinmeye kalksam, "Sen bunu çıkar evde giyersin" derdi.

- Babanız vefat edip, çıkar yol kalmayınca mı Neşe Erberk'in kapısını çaldınız?
- Aynen. Bir yandan okuyorum, tüm gün çalışacağım bir iş olamazdı. Annemle konuştum ve Neşe'nin teklifini değerlendirdik. Tüm görüşmelere annemle gidiyordum, her yerde yanımda annem, tam bir ana kuzusu olarak piyasaya girdim. Sonra beni güzellik yarışmasına sokmak istedi Neşe Erberk. Lise bitsin öyle diye reddettim. İlk paramı bir reklam filminden kazandım. Ve annemi yemeğe götürdüm ilk paramla. Velhasılı o zamanlar çalışmaya başladım ve hâlâ çalışıyorum.