Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Arkamızdan konuşanlar yazarlarıma ahlaksız teklifte bulunuyor

Giriş Tarihi: 17.5.2015
Arkamızdan konuşanlar yazarlarıma ahlaksız teklifte bulunuyor

Uğur Koşar, Ahmet Batmaz, Metin Hara, Kahraman Tazeoğlu hepsi onun keşfi. Keşfettiği yazarlar çok satanlar listesine giriyor. Kitapları yüzbinlerce satıyor. Destek Yayınları'nın sahibi Yelda Cumalıoğlu'dan bahsediyoruz. O, yayın dünyasının kraliçesi. Peki nedir sırrı? Pazar SABAH'a anlattı

Ona yayın dünyasının kraliçesi diyorlar. Eee haksız da sayılmazlar. Uğur Koşar, Ahmet Batmaz, Metin Hara, Kahraman Tazeoğlu, Azra Kohen hep onun keşfi. Destek Yayınları'nın sahibi Yelda Cumalıoğlu'ndan bahsediyoruz. 15 yıl devlette üst düzey memurluk yaptıktan sonra, çektiği bir fotoğrafın onda uyandırdığı hislerle kağıt kalemi eline alıp, içindeki yazarlık potansiyelini keşfetmesiyle başlıyor hikayesi... İlk romanını yazıp bitirince yayın dünyasının genç yazarlara karşı ördüğü duvarla o zaman karşılaşıyor. Uzun uğraşlar sonunda kitabını Piramit Yayınları basıyor. Sonra yayınevinden ortaklık teklifi geliyor. Yelda Hanım da kabul ediyor. Fakat kısa zamanda yayınevinin batakta olduğunu anlıyor. Batıyor! Bu acı deneyiminden sonra da 10 yıl önce Destek Yayınları'nı kuruyor. Genç yazarlara destek olma, kendi yazarını yaratma şiarıyla yola çıkan Cumalıoğlu amacına çoktan ulaştı. Forbes dergisinin bu ayki sayısında Özer Turan'ın hazırladığı 20 kişilik 2014'ün en çok kazanan yazarları listesinde onun keşfettiği beş yazar var. Listenin birincisi de Allah De Ötesini Bırak, Bana Allah Yeter kitaplarının yazarı, Yelda Hanım'ın keşfi Uğur Koşar. Yayınevinin ilk keşfi Kahraman Tazeoğlu listede beşinci, Ahmet Batman altıncı, Azra Kohen 15., Metin Hara ise 16. Forbes'un rakamlarına göre yayınevi geçen yıl bu beş yazarın 27 milyon TL'lik kitabını satmış. Orhan Pamuk, Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Elif Şafak, Canan Tan'ın bulunduğu 20 yazarlık listenin toplam cirosunun 74 milyon TL olduğu düşünülürse tablo daha net anlaşılabilir. Ayrıca yayınevinin geçen yılki satış cirosunun da 40 milyon TL olduğu gerçeği Cumalıoğlu'na neden 'yayın dünyasının kraliçesi' dendiğinin bir göstergesi olabilir. Destek Yayınları, 10 yılda yaklaşık 700 kitap yayımladı. Bunun 600'ü de son beş yılda okurla buluştu. Zaten bu son beş yıl, yayınevinin büyüdüğü, yayın dünyasına yoğun olarak yeni yazarlar soktuğu bir dönem. Sadece yeni yazarların popüler kitaplarını basmıyorlar, her türlü kitap mevcut yayın skalalarında. Ama lokomotif bu yeni keşif yazarlar. Birçok insan bu yazarların kitaplarını okuyor özellikle yeni nesil okurlar. Ama tanımayan da çok. "Kim bu yazarlar?" deniyor. Ama asıl soru "Nedir Yelda Cumalıoğlu'nun sırrı?" olmalı. Çünkü her şeyin arkasındaki beyin o.

- Tanınmayan yazarların kitaplarını yayımlıyorsunuz ve o yazarlar ihya oluyor. En çok satanlar listesinden inmiyorlar. Sahi bu hikaye nasıl başladı?
- Yayınevimizin ilk kitabı rahmetli Turan Yavuz'undu. 10 bin basıp sattık. Böylece yayın dünyasına hızlı bir giriş yaptık. Sonra edebi kitaplar, Nobel ödülü almış yazarların romanlarını bastık ama kitaplar beklediğimiz düzeyde satmadı. Bir gün kendi kendime "Ya Yelda sen ne okumak istiyorsun?" diye sordum, sonra da bütün ekibe... Kimi aşk dedi kimi polisiye dedi. Aldığım cevaplardan sonra tekrar gönlüme sordum. O sıralarda bir arkadaşım Kahraman Tazeoğlu'nun videosunu gönderdi. Altı kitabı çıkmış bir yazardı. İnternetten takip etmeye başladım kendisini. Bir ay boyunca onun sözlerini dinledim. Gönlüme dokunuyordu yazdıkları. Aradım "Sizinle bir kitap yapmak istiyorum" dedim. O da bana "Benim kitaplarım satmıyor ki" dedi. Ben de onu "Benim gönlüme dokunuyorsa başkalarına dokunur" diyerek ikna ettim. Eski yayınevine de Tazeoğlu'nun bütün kitaplarını haklarıyla birlikte satın almak istediğimi söyledim. Onlar da "Hay hay Yelda Hanım" diyerek sattılar. Aldığım riske bakar mısınız? Bir ay sonra Kahraman Tazeoğlu'nun yedinci kitabı bizden çıktı ve kısa sürede 400 bin sattı. Artık her kitabı 200 binin üzerinde satıyor.

- Nedir gönlüme dokundu dediğiniz şey?
- Bu nasıl anlatılır bilemiyorum. Ama ben yayıncılığı iş olarak değil aşk olarak görüyorum. Her olaya bundan kitap olur mu diye bakıyorum. İnsanların yazdıkları bir cümleden etkilenebiliyorum, o cümle bende bir şimşek çaktırıyor, sonrası da geliyor. Koku almak mı dersiniz, okuyucunun ne istediğini bilmek mi dersiniz bilemiyorum. Ama kendimden yola çıkıyorum onu biliyorum. Ben etkileniyorsam başka insanlar da etkilenir diyorum. Hani bir tane iki tane olsa rastlantı denilebilir. Ama bu kadar yeni yazar çıkartınca bunun rastlantı olmadığını biliyorum.

- Yayın dünyası yeni yazarlara kapalı mı?
- Kapalıydı. Biz bunu kırdık. Açıkçası yayıncılığa başladığımız zaman yayın dünyasında her şey 10-15 yazar etrafında dönüyordu. Bütün yayınevleri de bu yazarları transfer etmeye çalışıyordu. Biz hiçbir yazarı transfer etmeye çalışmadık, kendi yazarlarımızı yaratalım istedik. Yeni yazarlara güçlü bir destek vermeye çalıştık. Bu maya tuttu ve kendi yazarlarımızla hem kendi yolumuzu hem de onların yolunu açtık. Ayrıca bu yeni yazarlar sayesinde yepyeni bir okur kitlesi de yarattık. Gelip "Sizin sayenizde kitap okuyoruz" diyen insanlar var.

- Bir yazarın potansiyelini kavramanız uzun sürüyor mu?
- Bir yazarla çalışıp çalışmamaya bir saat içinde karar veririz. Ben yazarla oturup konuşunca, yazdıklarını okuyunca, onun düşünce sistematiğini kavrayınca bu insandan ne çıkar, ne yazar anlıyorum. Ona göre bir yol çizip teklifte bulunuyorum.

- Proje gözüyle mi bakıyorsunuz?
- Evet. Her yazar, her kitap bir projedir bizim için. Oturup yazarı yönlendiriyoruz. Ne yazması gerektiğini konuşuyoruz, ona göre bir reklam ya da satış stratejisi belirliyoruz. Kapak bile bir strateji işi.

- Nasıl keşfediyorsunuz yazarları, dosyalarımı geliyor size?
-
Gazete okuyorum, TV izliyorum, internette dolaşıyorum. Yazar namzetli insanların yazdıklarına, söylediklerine bakıyorum. Bir ışık yanınca da tamam deyip telefon açıyorum yazara ve buluşuyoruz. "Ben sizde şöyle şöyle şeyler hissettim. Sizinle kitap yapmak istiyorum. Kitabın konusunun da şu olmasını istiyorum. Var mısınız?" diyorum. Varım dediklerinde serüven başlıyor.

- Peki yazar olmayı düşünmeyip ansızın sizin teklifinizle yazar olan var mı?
- Metin Hara. Bir gün kitap yazarım diye bir hayali varmış ama öyle üzerinde ciddi ciddi çalışmamış. Şimdi yazar.

- Keşfettiğiniz bu genç yazarların hayatlarını değiştiriyorsunuz. İlişkileriniz nasıl?
- Destek Yayınları bir ailedir. Ben de bu ailenin annesiyim. Aramız her zaman çok iyidir. Biz hep bir aradayızdır. Şimdi arkamızdan konuşup onlar iyi kitap basmıyor diyen yayınevleri gelip yazarlarıma o kadar çok ahlaksız teklifte bulunuyorlar ki, anlatamam.

- Ahlaksız teklif derken?
- Transfer etmek istiyorlar, "Bize gel şu kadar para verelim" diyorlar. Ama yazarlarım gitmiyor. Çünkü hayatta her şey para demek değil. Hani bazen yazarlarıma "Bana gelse böyle bir teklif aklım karışırdı, siz çok iyisiniz" diyorum. Onlar burada gerçekten bir ailenin ferdi gibi hissediyorlar kendilerini.
DİBİ DE GÖRDÜM ZİRVEYİ DE

Hani ilk kitabınızı zor bastırdığınızı, ilk yayıncılık maceranızın çok kötü sonuçlandığını düşünürsek sizinkisi hırs mı?
- Hırs değil. Çünkü hırsın içinde kötücüllük, başkasına zarar vermek var. Azim, coşku diyelim. Bir de ben hayatta düştüğüm negatif durumu nasıl pozitife dönüştürürüm diye oyun oynamayı severim. Tabii ilk yayıncılık maceramda dibi gördüm. Çok acı çektim, inanılmaz paralar kaybettim. Düşünün yayıncılığa başlıyorsunuz dört ay içerisinde nasıl batılacağını öğreniyorsunuz. Bu önemli bir tecrübeydi. Yani dibi de gördüm zirveyi de.

- Kıskananlar var mı sizi, etkilenir misiniz böyle şeylerden?
- Ben önüme bakarım, kim ne demiş, kim çamur atmış, kim yazarımı ayartmaya çalışmış bunlarla ilgilenmem. Bir hedefim vardır o hedefe ulaşmaya çalışırım.

- Yeni hedefleriniz arasında sinema var galiba?
- Evet planlarımız var. Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Batman'ın çok satan ve sevilen kitaplarının filmlerini çekeceğiz.

BU YAZARLAR NEDEN ÇOK OKUNUYOR?

Uğur Koşar, insanlara Allah'ı sevdirdi

"Uğur Koşar, Türkiye'de bir şey yaptı, Allah'ı tekrar sevdirdi. Şimdi bu tuhaf kaçacak. Ama Allah'a korkuyla yaklaşma eğilimi vardı. Ama o, 'Allah'tan korkmayın, Allah'ı sevin ve Allah'a güvenin' dedi. Ve bu söylem muhafazakar kesimden çok seküler kesimde karşılık buldu. Onu okudukça ihsanlar dine daha çok bağlandılar."

Kahraman Tazeoğlu, aşk acısını en iyi o anlatıyor

"Aşk acısını bu kadar güzel anlatan başka bir yazar yoktur Türkiye'de. Bıçağı alıyor kalbimize saplıyor. Onun satırlarını okurken 'Ya ben de böyle acı çekiyorum' dersiniz. Bakın mutluluk paylaşılan bir şey değildir ama acı paylaşılır. Kahraman o kadar iyi anlatıyor ki acıyı, okurlar da özdeşlik kurabiliyor. İmzaları altı-yedi saat sürüyor. Düşünün okurun ilgisini..."

Metin Hara, birikimi ve samimiyeti seviliyor

"Metin, dünyadaki bütün dinleri incelemiş, her yeri gezmiş, her türlü kişisel öğretiyi araştırmış bir sonuca varmış. Her şeyin insanın özünden başladığını görmüş. Samimi bir insan, kendi yaşadıklarını, deneyimlerini insanlara aktarıyor. Onun samimiyeti, bilgi birikiminden süzülenler insanları etkiliyor."

Ahmet Batman, basit ve yalın yazıyor

"Ahmet çok entelektüel bir yazar. Çok okur. O, entelektüel birikimini süslü cümlelerden uzak basit ve yalın bir şekilde dile getiriyor. Basit derken bayağılığı kastetmiyorum elbette. Basiti yazmak zordur. O basitliğin içinde çocukluğumuz var, bilinçaltımızdakiler var. Öyle ki, onu okuyanlar 'Ben de bunu yazarım' diyebiliyor. Ama bir tane daha Ahmet Batman yok."

RAKİBİM YAYINEVLERİ DEĞİL CEHALET

- Destek edebi değeri az olan kitaplar yayımlayan bir yayınevi olarak algılanıyor. Sizin de kulağınıza bu algıyla ilgili sözler gelmiştir, ne diyorsunuz?

- Gelmez olur mu? Ama işin aslı öyle değil. Biz ayda ortalama 15 kitap çıkartıyoruz. Bu kitaplardan ikisi popülerse, ikisi politiktir, üçü de ağır edebiyattır... Ama popüler olan kendini öne çıkarıyor. Böylece bahsettiğiniz algı oluşuyor. Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim çıkardığımız politik kitaplar nedeniyle Türkiye'nin en çok tazminat ödeyen yayıneviyiz.

- Yani popüler olana önyargı meselesi mi?
- Popüler olan kötü demek değil. Günümüzde ortaokul öğrencisine Orhan Pamuk okutmaya kalkarsanız, okumaktan soğur o çocuk. Bırakın insanlar sevdiği kitapları okusun. Çünkü öyle öyle aslında okuma alışkanlığı kazanıyorsunuz. Bunun için popüler kitaplarımızla büyük bir hizmet ettiğimizi düşünüyorum. Genç yazarlarımız sayesinde genç, genelde kadınlardan oluşan bir okur kitlesi oluşturduk. Gerçekten daha önce hiç kitap okumamış insanlara kitabı sevdirdik. Kitap girmeyen eve kitap sokuyoruz. Bunun için benim rakibim diğer yayınevleri değil, cehalet. Ama öte yandan herkes "Kitap okunmuyor" diye oturduğu yerden veryansın ediyor. Ama kimse bir şey yapmıyor. İşte ben bir şey yapıyorum. Daha ne olsun!

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Arkamızdan konuşanlar yazarlarıma ahlaksız teklifte bulunuyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz