X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir zamanların saltanatı harabe oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir zamanların saltanatı harabe oldu

  • Giriş Tarihi: 31.5.2015
Bir zamanların saltanatı harabe oldu
Bir zamanların saltanatı harabe oldu

Yunanistan, bağımsızlığını kazandığı 1828'den 1974 yılına dek sürekli devrilen ve sürgünlerden tekrar getirilen alman kökenli krallarla yönetiliyordu. 1974'te yapılan son referandumdan sonra Yunan Kraliyet dönemine bir nokta konmuş oldu. En son Kral Konstantin, referandumda aleyhinde çıkan yüzde 75 oranındaki ezici çoğunluktan sonra ailesiyle birlikte İtalya'ya oradan -İngiliz kraliyet ailesiyle olan akrabalık bağlarından ötürü- İngiltere'ye gitti. Nitekim aile hakkında çıkarılan gayrı resmi "persona non grata" (diplomasi dilinde istenmeyen kişi anlamana geliyor) ilanı zaman aşımına uğrayınca, Yunanistan'a da gelip gitmeye başladı... Kraliyet ailesi ve yönetimi, Yunan halkının ezici bir çoğunluğu tarafından sevilmez... Hâlâ çok sevenleri de vardır ama her zaman azınlıkta kalmışlardır. Yunanistan'ın kraliyet dönemi oldukça netamelidir.. Geriye bırakmış oldukları ise manen de madden de oldukça trajik manzaralardır... Örneğin, 1921'de Yunan ordusunun Ankara'ya ilerlemesine yeşil ışık yakarak Yunanistan'ın büyük bir hezimete uğramasından sorumlu tutuldu. Yunan yakın tarihinin en trajik kesitini oluşturan bu konunun, başlı başına incelenmesi gerekiyor. Ama Kraliyet ailesinin Yunanistan'da geriye bıraktığı mal ve mülkleri de hazin bir durumda... Bundan da şüphesiz, yönetime gelen bütün Yunan hükümetleri sorumlu tutuluyor. Geçtiğimiz pazar günü Yunan Kraliyet ailesinin, yaz aylarında kullandığı sarayı çevreleyen Atina'nın kuzeyindeki Tatoi bölgesini ziyaret ettim. 40 bin dönümlük, bir zamanlar yurtdışından getirilen nadir ağaçlarla dolu ormanlığın içinde 1890'da yapılmış irili ufaklı taş binaları barındıran geniş bir alan var. Bu alan, bir zamanlar kraliyet ailesinin emrindeki muhafız alayının yatakhane ve mutfaklarından; kraliyet atları ve çeşitli besin hayvanlarının barındığı ahırlardan; aralarında Rolls Royce gibi lüks otomobillere ve kamyonlara mahsus garajlardan; şarap, tereyağ ve zeytinyağı gibi 'kraliyete özel' üretimler için kullanılan taş binalardan oluşuyor. Taş binaların bulunduğu alanın biraz ötesinde ise önünde, hareket halindeki bir süvari heykelinin bulunduğu çift kuleli ve geniş bahçesine açılan çift merdivenli yazlık saray binası dikkati çekiyor... Sorun bu taş binaların ve saray binasının görkemli olmalarından değil; ne denli hazin ve harap durumda olmalarından kaynaklanıyor... Hepsi harabe halinde. Mutfak, üretim yerleri, garajlar, misafirhaneler, ahırlar, özel benzin istasyonu... Hepsi, 1967 askeri darbe ile sürgüne gönderilen kraliyet ailesinin bıraktığı gibi kalmış. Zaman içinde yıkılmış; talan edilmiş, harap olmuş. Tatoi bölgesini ziyaret eden bugünkü Atinalılar, saray ve çevresindeki büyük yeşillik alanları piknik yeri olarak kullanıyor ve burada gördükleri harabelerde bir zamanlar süregelen saltanatları sadece hayal etmekle yetiniyor. 1967-74 yılları arasındaki askeri yönetim dahil 1974 sonraki Yunan hükümetleri de besbelli, Yunan yakın tarihinin kraliyet dönemini hafızalardan silmek istercesine, Tatoi saraylığını kendi haline bırakmış, kendi kendini yok etmesini hedeflemişler; nitekim bu hedeflerine de kısmen ulaşmışlar. Son yıllarda ise Tatoi çevresindeki halkın yoğun uğraşıları sonucunda, Tatoi bölgesi 'koruma altına' alındı ve binaların tadilatı ile 40 bin dönümlük ormanlığın halka açılması için Yunanistan'ın AB'den sağladığı fonlardan yararlanmasına karar verildi. Bu amaçla 1 milyar 200 milyon euro'luk bir fon sağlayan Yunanistan'da, bakalım kraliyet sarayı, radikal sol hükümetinin insafına gelecek mi?