X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Benimle birlikte yürür gökyüzü!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Benimle birlikte yürür gökyüzü!

  • Giriş Tarihi: 14.6.2015
Benimle birlikte yürür gökyüzü!
Benimle birlikte yürür gökyüzü!

Lefkoşa Merkezi Cezaevi'nde 10 ay boyunca kadınlar koğuşuna misafir olan fotoğrafçı Buket Özatay'ın "Benimle Birlikte Yürür Gökyüzü" isimli sergisi, fotoğrafseverlerle buluştu.

Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu ve Amerikan Fotoğraf Derneği'nin uluslararası fotoğraf yarışmalarında ödül alan ilk Kıbrıslı Türk kadın fotoğrafçısı Buket Özatay'ın "Benimle birlikte Yürür Gökyüzü" isimli fotoğraf çalışması 10 Haziran'dan itibaren Lefkoşa'daki yerini aldı. Sanatçının ilk kişisel sergisi olan çalışma, 15 Haziran'a kadar fotoğrafseverlerle buluşmaya devam edecek. "Hapishanenin fiziki koşulları ne olursa olsun, fotoğraflarımda özgürlüğünden yoksun, hapsolmuş kadın olgusuna dikkat çekmek istedim" diyen sanatçı için bu sergideki tüm fotoğraflar, birer belge olarak içeriden dışarıya not düşüyor.

GÖRÜNÜR KILMAK İÇİN

Türk fotoğrafçılığında 'modernist' anlamda soyut çalışmalarıyla öne çıkan sanatçı Buket Özatay'ın fotoğrafları şimdiye kadar 6 kıtada, 48 farklı ülkenin fotoğraf yarışmalarında çeşitli derecelerle sergilemeler aldı. 18 yıllık sanat yaşamında yurt içi ve yurt dışında pek çok ödüle layık görülen Özatay, bir sabah uyandığında, kendisine "Nasıl bir fotoğraf projesine başlamalıyım?" sorusunu sorduğunu ve içindeki sesin "kadınlar koğuşu" dediğini söylüyor. Sanatçı ilk kişisel sergisi için, "Görmezden gelinen insanları görünür kılmak adına güne başladığım o günden, bugünlere geldim. Neden, niçin ve nasıl sorularıyla girdiğim cezaevinden kadınlara dair hikâyelerle çıktığım bir belgesel fotoğraf çalışmasıdır izledikleriniz" diyor. İçişleri Bakanlığı, cezaevi müdürlüğü derken bürokratik süreçleri atlatan sanatçı Buket Özatay'ın projesi için zil çalmıştı. "Devasa demir kapı açıldı ve önümdeki gardiyanı takip etmem söylendi. Dış dünyayla bütün ilişkim kesilmişti. Mahkûm değildim ama özgürlükten tutsaklığa adım atıyormuşum hissine kapılmıştım" diyen Buket Özatay, gardiyanın "Misafir var!" seslenişiyle koğuşa ilk adımını attı. Cinayet, uyuşturucu, evrakta sahtecilik gibi çeşitli suçlardan yargılanan kadınların arasına giren Özatay'In, kadınlara projesini anlatmaya başlayarak koyulduğu işinde ilk karşılaştığı soru "Dışarıdan baktığında bizi nasıl görüyorsun?" olmuş.

KOĞUŞTAKİLER TANIDI
İlk günlerde kadınları daha iyi tanımak adına onlarla bol bol sohbet etmeyi tercih ettiğini söyleyen Özatay, Rukiye bir mahkûmun kendisini tanıdığını da anlattı: "Rukiye bana 'sizi medyadan tanıyorum ve babanız adına düzenlemiş olduğunuz yarışmayı takdir ediyorum' dedi sonra diğerleriyle sohbetimiz ilerledi. Her şeye rağmen umutlu ve mutluydular, neşeli bir aile kurmuşlardı kendilerine. Köpekleri bile vardı. Eski cezaevi müdürünün Rukiye'ye hediye ettiği Alfi. Alfi'nin de kaderi koğuştaki kadınlarla aynıydı." "Biliyorum bu sergide güzel olan bir şeye rastlamak mümkün değil, ama şu bir gerçek ki 'umut' insanların gözlerinde parladıkça, güzellik zaten dört duvar mahpus dahi olsa, mutlaka içimizde yaşamaya devam ediyor" şeklinde konuşan Özatay'ın projedeki en büyük arzusu ise, kadınların hapishanede bulunmalarının arkasındaki hikâyeleri, hayatlarının kırılma noktalarındaki talihsiz yaraları, duygu ve düşüncelerini toplumda farkındalık yaratarak sanat severlerle buluşturma arzusu...