X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Endişeye mahal yok memleketimizde yaz da kış da yaşanacaktır’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Endişeye mahal yok memleketimizde yaz da kış da yaşanacaktır’

  • Giriş Tarihi: 14.6.2015
'Endişeye mahal yok memleketimizde yaz da kış da yaşanacaktır’
'Endişeye mahal yok memleketimizde yaz da kış da yaşanacaktır’

Gardırobumuza yazlıkları dizdik, psikolojik ve fiziksel olarak kendimizi yaza hazırladık... Ancak iple çektiğimiz yaz bir türlü gelmedi. Uzmanlar yaşananların küresel ısınmadan kaynaklanmadığını ve normal olduğunu söylüyor: "Endişe edilecek bir durum yok. Yaz gelecek, hem de çok sıcak olacak." Peki dengesiz havalardan etkilenmemek için ne yapılmalı? Bol bol hareket edip beslenmeye dikkat etmek şart...

Ne demiş şair; "Beni bu güzel havalar mahvetti. Böyle havada istifa ettim evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, böyle havada aşık oldum. Eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum..." Orhan Veli haksız değil. Havaların üzerimizde büyük etkisi var. Üstelik sadece ruhsal durumumuzu değil, beden sağlığımızı ve alışkanlıklarımızı da derinden etkiliyor hava. Güzelleşince aklımızı başımızdan alan, işimizi gücümüzü unutturan, yüzümüze manasız bir gülümseme oturtan hava kötüleşince, yaşama isteğimiz azalıyor, bir türlü yataktan çıkmak istemiyoruz, depresif bir ruh haline bürünüyoruz. Bu yıl belki de daha önce hiç olmadığı kadar gecikti yaz. Sabahları bulutlu havaya açıyoruz gözlerimizi, sağanak yağmurlar yağıyor aniden, tatile çıkmak için valiz hazırlayanların her yıl olduğundan biraz daha fazla motive etmeleri gerekiyor kendilerini. Herkesin aklında benzer sorular var: Yaz neden gelmiyor? Dengesiz havaların sorumlusu küresel ısınma mı? Havalar ne zaman düzelecek? Bir türlü gelmeyen yaz geldiğinde bizi yakıp kavuracak mı? Havanın olumsuz etkilerini minimuma indirmek için ne yiyip içmeliyiz? Dost sohbetlerinin bir numaralı konusu haline gelen hava durumunun akıbetini ve üzerimizdeki olumsuz etkisini nasıl yok edebileceğimizi uzmanlara sorduk.

SUÇLU KÜRESEL ISINMA DEĞİL
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden Analiz ve Şubeler Müdürü Ahmet Uçar'a göre havanın dengesizliğinin ve sağanak yağışların küresel ısınmayla yakından uzaktan alakası yok: "Bugünlerde ülkemizde yaşanan hava koşullarında daha önce yaşanmamış bir durum söz konusu değil. Küresel ısınmayla doğrudan ilişkili olduğu iddia edilemez. Mayıs ayının son haftasından itibaren ülkemiz atmosferin üst seviyelerindeki nispeten soğuk havanın blokaja uğraması nedeniyle meydana gelen gök gürültülü sağanak yağışların etkisine girdi. Yağışlar bu sebeple mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşiyor, hava sıcaklıkları ise normallerinin altında seyrediyor. Meydana gelen yağışların alıştığımızdan kuvvetli olmasının sebebi; yağışların mevsim gereği gök gürültülü sağanak şeklinde meydana gelmesi... Bu yağışlar kısa sürede fazla miktarda yağış bırakır, şimşek ve yıldırım hadiseleriyle birlikte dolu yağışı ve su baskınlarına yol açabilirler. Bu tür yağışlar kararsızlık yağışı olarak isimlendirilir. Yer yüzeyinin ısınmasıyla beraber yükselen havanın atmosferin üst seviyelerindeki soğuk hava sebebi ile dikine olarak aşırı gelişmesiyle oluşur." Ahmet Uçar'a göre yazın gelmemesinden endişe etmek gereksiz: "Atmosferik şartlarda anormal bir durum, endişeye mahal yoktur. Ülkemizde yaz da kış mevsimi de yaşanacaktır. Bugünden itibaren önümüzdeki hafta ortasına yani çarşamba gününe kadar yurdun büyük bölümünde yağışların kesileceği ve sıcaklıkların artacağı tahmin ediliyor. Ancak önümüzdeki haftanın ikinci yarısında tekrar serin ve yağışlı hava koşullarının etkisinde kalmamız öngörülüyor. 22 Haziran'dan itibaren yaz koşullarının ülkemizde hakim olması tahmin edilmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün mevsimlik tahminlerine göre bu yıl temmuz ayının uzun yıllar ortalamalarına göre normalden 1 ila 2 derece daha sıcak olması öngörülmektedir." Kısa vadede endişe edilecek bir şey olmadığını söyleyen Uçar'ın altını çizdiği konu sıcaklık artışlarının hava olaylarının şiddetini artırma olasılığı: "Küresel ısınma nedeniyle hava sıcaklıkları artmaya devam ederse meydana gelecek meteorolojik olaylar daha şiddetli olacaktır. Hem yağışlar daha etkili, fırtınalar daha şiddetli olacak hem de yağış azlığı ve kuraklık görülecektir."

YAŞADIKLARIMIZ İKLİMİN DOĞAL DEĞİŞKENLİĞİ
2010'da iklimbilimci ve akademisyen Ozan Mert Göktürk tarafından kurulan Hava Delisinin Not Defteri beş kişilik bir ekipten oluşuyor. Hava olaylarına meraklı ekip haritalar çıkartıyor, tahminler yapıyor ve bunları esprili bir dille paylaşıyor. Sadece Facebook'ta yaklaşık 14 bin takipçileri var. Göktürk yaşadıklarımızı iklimin doğal değişkenliği ile açıklıyor: "Mevsimlerin gidişatı yıldan yıla değişkenlik gösterir; mesela yaz bazı senelerde erken bazılarında biraz geç gelebilir, bunlar normal şeyler... Buna 'iklimin doğal değişkenliği' diyoruz. 'Mevsim normalleri' denince insanlar her sene belli bir tarihte belli bir sıcaklığın ölçülmesi gerektiğini düşünüyorlar ama böyle bir şey yok... Mesela bu sene 10 Haziran'da en yüksek sıcaklık 23 derece olabilir, seneye 29 derece olabilir; bunların ortalaması, yani normali de 26 derecedir; her sene bu tarihte 26 derece olacak diye bir kural yok..." Göktürk bizi sıcak bir yaz beklediğini düşünenlerden: "Haziran ayının geri kalanında çok fazla bunalacağımızı düşünmüyoruz, ara ara yine serinlemeler olacak. Temmuz ve ağustos alışıldığı gibi sıcak geçecek." Peki uzun vadede bizi neler bekliyor diye sorduğumda yine esprili bir dille cevap veriyor Göktürk: "Yaz hele bir gelsin, kış da gelir. Meseleleri mesele etmezseniz mesele kalmaz. Şu anda yaşadığımıza benzer doğal değişkenliklerin yanı sıra (mevsimlerin biraz erken veya biraz geç gelmesi vb.), küresel ısınmadan kaynaklanan şiddetli hava olayları (seller, hortumlar vb.) devam edecek, ama şiddetli hava olaylarının aylar öncesinden hangi günlerde gerçekleşeceğini söylemek mümkün değil maalesef."

DENGESİZ HAVA HASTA ETMESİN
Son günlerde kas tutulmaları, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve sinüzit şikayetiyle gelen hasta sayısının arttığını söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Engin Türkmen, özellikle hamileler, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve yaşlılar üzerinde havaların olumsuz etkide bulunduğuna dikkat çekiyor: "Bir soğuk, bir sıcak havalar, aynı günde birkaç mevsimi yaşadığımız bu günler, fırsatçı mikropları da harekete geçiriyor. Daha ince giyiniyoruz, pencere açık uyuyoruz, yaz yağmuru deyip ıslanmaktan korkmuyoruz, daha soğuk yiyecek ve içecek tüketiyoruz. Bu da hastalıkları beraberinde getiriyor." Dengesiz havalarda beslenmeye dikkat etmek gerektiğini söyleyen Türkmen'e göre kahvaltı yapmak ve bol su içmek şart: "Özellikle bu havalarda düzenli kahvaltı şart. Sabah bir kahve içip işe gidenlerde kalp çarpıntısı, gastrit ve stres kaçınılmaz. Mutlaka evden çıkmadan en azından bir dilim ekmek, bal, bir bardak çayla da olsa kahvaltı edilmeli. Kahvaltı, vücudun bağışıklık sistemi için büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra yeterli miktarda sıvı çok önemli. Günde 2 -3 litre su tüketilmeli. Çok sıcaklarda vücut hararetini düşürmek için su içmek lazım. Ayran ve soda gibi soğuk içecekler de tercih edilebilir."

DOMATES VE TURP YİYİN

Bağışıklık sisteminin doğru çalışabilmesi için bol sebze ve meyve, sodyum, potasyumun yanı sıra B12, H vitamini (Biotin) çinko ve magnezyum, selenyum almak lazım diyen Türkmen bazı sebze ve meyveleri özellikle öneriyor: "Domateste bulunan selenyum ve likopen anti kanserojen ve bağışıklık sistemini koruyan maddeler. Turp, karpuz, kırmızıbiber de bağışıklık sistemi ve kalp için önemli sebzelerdir."

GÜNEŞ IŞIĞI HORMONLARIMIZI ETKİLİYOR
"Havanın üzerimizdeki yarattığı etkinin asıl sorumlusu hormonlar ve biyolojik saatimiz" diyen psikolog Serap Duygulu'ya göre bedenimiz güneşin yaydığı ışıkla yakından ilişkili bir şekilde çalışıyor: "Atmosferde yaşanan basınç ve iyon değişikliklerinin beyin dalgalarımızı etkileyerek ruh halimizde gel gitlere neden olduğu kanıtlanmıştır. Dünyaya dik açıyla gelen güneş ışığı insan vücudunda bir dizi hormonu tetikliyor. Mutluluk hormonları ve özellikle serotonin üretimi artıyor. Kişi kendisini daha enerjik hissediyor. Bağışıklık sistemi güçleniyor. Yaşamdan daha fazla keyif alır hale geliyor. Aynı şekilde beynimizde bulunan epifiz bezi de melatonin üretiminden sorumlu. Bu hormon karanlık, ışıksız ve kasvetli ortamlarda yoğun olarak üretilir ve uyku hormonu olarak da bilinir. Sonbaharda ve kapalı havalarda güneş ışıklarının zayıflaması mutluluk hormonunun salgılanmasını azaltıp, uyku hormonunun üretimini artırdığı için beyin kimyasının değişmesine ve buna bağlı olarak da depresyona yol açabilir." Duygulu sadece kasvetli havanın değil mevsim değişiklerinden kaynaklanan aşırı sıcakların da insan psikolojisini bozduğunu anlatıyor: "Hava sıcaklığının artması, öncelikle beynin biyolojik kimyasını bozuyor. Psikolojik sorunları olmayan insanlar açısından sıcaklıkların normal değerlerin üzerine çıkması çok sorun yaratmıyor ancak duygu ve davranış bozukluğu olan bireylerin ve depresyonu olanlarda kişilerin saldırganlaşmasına yol açabiliyor. Bu saldırganlık kişinin kendisine ya da başkalarına karşı yönelebiliyor. Aşırı sıcaklar beden ısısının artmasına yol açtığı için vücutta elektrolit, tuz ve sıvı kaybı ortaya çıkıyor. Buna bağlı olarak hem biyolojik hem de psikolojik bazı sorunlar yaşanıyor. Yapılan araştırmalar aşırı sıcakların hüküm sürdüğü bölgelerde intihar girişimlerinin arttığını ve trafikte olmanın getirdiği stresle beraber kazalarda da önemli oranda artış olduğunu gösteriyor. Bununla beraber uzmanlar saat 11 ile 15 arasında güneşe maruz kalmamak gerektiğini ısrarla vurguluyorlar."

HAREKET İYİ GELİR

Serap Duygulu dengesiz havalarda içe kapanmak yerine biraz daha dışa dönük yaşamak, daha hareketli bir hayat akışı oluşturmak gerekir diyor: "Gün içinde birkaç farklı etkinlikte bulunmak, yakın arkadaşlarla görüşmek, mümkün olduğunca uzun süre masa başında oturmaktan kaçınmak gerekir. Masa başı işlerde çalışan kişiler için ise her iki saatte bir 10 dakika süreyle ayağa kalkıp dolaşmak, nefes ve bedensel gevşeme tekniklerine başvurmak yararlı olabilir." Peki aşırı sıcaklarda ne yapılmalı? Duygulu sağlığı yitirmemek için alınması gereken tedbirleri şöyle sıralıyor: "Havaların ısınmasının beklendiği şu günlerde klima temizliği yapılmış olmalı, beyin kanaması ve tansiyon hastalıklarına karşı korunma tedbirlerine özen gösterilmeli, ishal ve bağırsak enfeksiyonlarına karşı el ve vücut temizliğine dikkat edilmeli. Özellikle önümüzdeki günlerde başlayacak Ramazan'la birlikte oruç tutanların sıcaklardan daha çabuk etkileneceklerini de göz önünde bulundurmaları ve dikkatli olmaları gerekiyor."

YAĞMUR YAĞMAYAN ÜLKELERE YAPILAN TURLAR PATLADI
Mevsimlerdeki kaymalar sadece bedenimiz ve ruhsal yapımız üzerinde değil alışkanlıklarımız üzerinde de etkili. Özellikle de tatil tercihlerimizi belirleyen en önemli faktör hava durumu. Küresel ısınma seyahat edenlerin tutum ve davranışlarını etkilemeye başladı. Gezginlerin yüzde 39'u iklim değişimleri sebebi ile seyahat alışkanlıklarını değiştirdi, yüzde 6'sı uçuş miktarını azalttı, yüzde 3'ü uçmayı bıraktı. "Havada yaşanan değişiklikler seyahat severleri beklentilerine uygun mevsim koşullarına sahip yerlere yöneltiyor" diyen Prontotour Pazarlama Müdürü Sarp Özkar'a göre son yıllarda yağmur olasılığı az olan ülkelere giden turist sayısında patlama yaşanıyor: "Mayıs ayında sürekli yağmur yağdığı için Avrupa'da Malta, Barselona, Amalfi sahilleri gibi aynı mevsimde yağmur sürprizinin olmayacağı yerler tercih ediliyor. Bunun yanı sıra Kıbrıs gibi yurtiçinde de havası daha sıcak olan yerlere eğilim artıyor. Kış döneminde kara kış, soğukların ciddi boyuta ulaşması durumlarında ise aynı dönemde tropik adalar veya Uzakdoğu'daki sıcak ülkelere giden seyahat sever sayılarında her yıl yüzde 30'lara varan artışlar yaşanıyor. Sonuçta işimiz azalmıyor, aynı seyahat sever yön değiştirip mevsime göre tercih değiştiriyor. Kış mevsiminde sıcak yerleri tercih eden bir kitle vardı zaten ama bu kitlenin satın aldığı turlarda da her yıl yüzde 15 oranında artış yaşanıyor. Büyük şehirlerde oturan, her sabah işine gidip belli bir rutinde yaşayan seyahat severler, havaların değişikliği esnasında mevcut rutinlerinden çıkıp, ruh hallerini iyileştirecek bir destinasyona gitme psikolojisi taşıyor. Aşırı soğuk varsa, sıcak bir yerlere gitme isteği, aşırı sıcaklarda da Orta Avrupa'da bulunan Prag, Budapeşte veya Kuzey Avrupa'daki İskandinavya gibi yerlere gitmeyi düşleyebiliyor."